Üçüncü Yaş Üniversitesine kayıt olmaya giderken beklentimiz aslında çok sadeydi. Haftada birkaç gün evden çıkmak, yaşantımıza hareket katmak, boş vaktimizin bir kısmını faydalı bilgiler edinerek geçirmek ve yaşıtlarımızla bir arada sosyalleşmek istiyorduk.
Fakat zamanla gördük ki bu program, yalnızca bir eğitim faaliyeti değildi. Bizim için yeni bir kapı, yeni bir çevre, yeni bir heyecan ve en önemlisi yeni bir aidiyet alanı oldu.
İlk gün bir araya geldiğimizde birkaç kişi dışında kimse birbirini tanımıyordu. Ayrıntılı ve sıcak bir tanışma programının ardından akademik eğitim sürecimiz başladı. Burada “akademik eğitim” ifadesini özellikle kullanmak istiyorum. Çünkü derslerimiz, araştırma görevlisinden profesörüne kadar alanında uzman, birikimli ve kıymetli akademisyenler tarafından verildi.
İki yıl boyunca sağlığın korunması ve geliştirilmesinden ilaçların doğru kullanımına, ilk yardımdan kalp sağlığına, ergoterapiden sağlıklı beslenmeye, ruh sağlığından sağlık okuryazarlığına kadar pek çok konuda bilgi sahibi olduk.
Geriatri başlığı altında hafıza kaybının ne anlama geldiğini, her unutkanlığın büyük bir felaket olarak görülmemesi gerektiğini ve zihinsel sağlığımızı korumak için neler yapabileceğimizi öğrendik. Yaşlı bakımı, ağız ve diş sağlığı, hukuk, afet ve iklim değişikliği gibi konularda da günlük hayatımızda ihtiyaç duyabileceğimiz önemli bilgiler edindik.
Bunlarla da sınırlı kalmadı. İşaret dili, hızlı okuma, medya okuryazarlığı ve tarihi değerlerimiz üzerine aldığımız dersler, hem zihnimizi hem de bakış açımızı zenginleştirdi.
Bugün geriye dönüp baktığımızda, bütün bu kazanımların tesadüfen ortaya çıkmadığını çok iyi görüyoruz. Titiz bir planlama, ciddi bir emek ve büyük bir hassasiyetle hazırlanmış bir programın parçası olduk.
Bu nedenle, böyle bir ortamın oluşmasına öncülük eden Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kemalettin Aydın’a içten teşekkürlerimizi sunuyoruz. Programın en küçük ayrıntısına kadar planlanmasında ve yürütülmesinde büyük emeği bulunan Hemşirelik Fakültesi Dekanı ve Rektör Danışmanı Prof. Dr. Merdiye Şendir’e de şükranlarımızı ifade ediyoruz.
Her aşamada yanımızda olan, ihtiyaçlarımızla yakından ilgilenen, adeta bizlerden biri gibi bu sürecin içinde yer alan Dr. Yeliz Bayram’a ve Kübra Koçyiğit’e gönülden teşekkür ediyoruz. Programa açtığı kurslarla katkı sunan Kadıköy Halk Eğitim Merkezi yönetimine ve Öğretim Görevlisi Arzu Taşoluk’a da ayrıca teşekkür borçluyuz.
Hiçbir beklenti içinde olmadan, gönüllülük esasıyla ve bir akademisyen titizliğiyle bizlere bilgilerini aktaran tüm değerli öğretim üyelerimize sonsuz şükranlarımızı sunuyoruz. Sizleri tanımak bizler için büyük bir onur ve mutluluk oldu.
Bu süreçte yalnızca bilgi edinmedik; birlikte gülmeyi, birlikte üzülmeyi, birlikte heyecanlanmayı da öğrendik. Birbirini hiç tanımayan insanlar olarak başladığımız bu yolculukta, zamanla “biz” olmayı başardık.
Bu duygunun oluşmasında büyük payı olan, sınıfımızı bir arada tutan, “Zirvedekiler” ruhunu oluşturan ve markalaştıran Sınıf Başkanımız Filiz Akpulat’a da içten teşekkür ediyoruz.
İki yıl süren bu güzel beraberlik sona eriyor gibi görünse de aslında bunun bir son değil, daha güzel günlerin başlangıcı olduğuna inanıyoruz. Çünkü bu süreç bize gösterdi ki öğrenmenin yaşı olmadığı gibi dostluğun da emekliliği yoktur.
Bundan sonraki hayatımızda da aynı heyecanla, aynı gönül bağıyla ve Üniversitemizle el ele yürümeye devam edeceğimize inanıyor; emeği geçen herkese saygı ve şükranlarımızı sunuyoruz.