Dünyanın Sermayesi İstanbul’a Bakarken Biz Ne Kadar Farkındayız?
Geçtiğimiz günlerde İstanbul’da düzenlenen AlBaraka Forum kapsamında, Cumhurbaşkanlığı Finans Ofisi’nin özel davetiyle gerçekleştirilen kapalı oturumlara katılma ve dünyanın dört bir yanından gelen yatırımcılarla birebir görüşme fırsatı buldum.
Cumhurbaşkanımızın katılımıyla gerçekleşen özel oturumlarda sadece konuşmalar dinlemedim.
Bir şeyi çok net gördüm:
Dünyanın sermayesi Türkiye’ye bakıyor.
Belki de Türkiye’nin son 50 yılda yakaladığı en büyük stratejik fırsat sessizce önümüzde duruyor.
Ancak ülke olarak hâlâ bunun farkında değiliz.
⸻
Salonlarda 70’in üzerinde ülkeden yatırımcılar vardı.
Afrika’dan.
Körfez’den.
Güneydoğu Asya’dan.
Avrupa’dan.
Kuzey Amerika’dan.
Milyon dolarlık değil, milyarlarca dolarlık fonları yöneten insanlar…
Ve ilginç olan şu:
Konuşulan konu sadece yatırım değildi.
Türkiye’de yaşamak, şirket kurmak, aileyi taşımak ve vergi mukimliği değiştirmekti.
Çünkü Türkiye artık sadece bir yatırım destinasyonu olarak değil, bir “yaşam ve sermaye merkezi” olarak görülmeye başlanıyor.
⸻
Yıllardır Batı ülkeleri yüksek vergilerle boğuşuyor.
Birçok Avrupa ülkesinde gelir vergisi yüzde 45-55 seviyelerine ulaşıyor.
Servet vergileri, miras vergileri, ek vergiler, dijital vergiler…
Sermaye her zamankinden daha fazla baskı altında.
Tam bu dönemde Türkiye’nin attığı yeni adımlar uluslararası yatırımcıların dikkatini çekiyor.
Kapalı oturumlarda en çok konuşulan konulardan biri de buydu.
Türkiye’nin yatırımcı dostu yeni yaklaşımı.
Sermayeyi cezalandırmak yerine çekmeye çalışan yeni vizyon.
Yatırımcıyı şüpheli değil, ortak gören yaklaşım.
⸻
Bazı yabancı yatırımcılar açıkça şunu söylüyordu:
“Dubai doymaya başladı.”
“Avrupa pahalılaştı.”
“İngiltere eski avantajlarını kaybediyor.”
“Amerika giderek daha karmaşık hale geliyor.”
Peki alternatif neresi?
İstanbul.
Evet.
Bundan sadece birkaç yıl önce kulağa iddialı gelebilecek bu cevap artık uluslararası yatırımcı çevrelerinde ciddi biçimde konuşuluyor.
Çünkü İstanbul bugün;
Avrupa’nın merkezinde,
Asya’nın kapısında,
Afrika’nın girişinde,
Orta Doğu’nun kalbinde bulunan tek küresel merkez olma avantajına sahip.
Dünyada böyle başka bir şehir yok.
⸻
Ancak burada asıl soru şudur:
Biz bu fırsatın ne kadar farkındayız?
Yıllardır Türkiye’nin en büyük sorununun döviz eksikliği olduğunu söyledik.
Doğrudur.
Peki dövizi getirecek insanları ne kadar konuştuk?
Bir ülkeye para gelmez.
İnsan gelir.
Girişimci gelir.
Yatırımcı gelir.
Bilim insanı gelir.
Fon yöneticisi gelir.
Aile gelir.
Sonra para gelir.
Türkiye bugün tam da bu noktada tarihî bir eşikte bulunuyor.
⸻
Cumhurbaşkanımızın konuşmasının ardından gerçekleşen temaslarda gördüğüm tablo şuydu:
Uluslararası yatırımcılar Türkiye’nin sadece ekonomik büyüklüğünü değil;
Genç nüfusunu,
Savunma sanayiini,
Sağlık sistemini,
Turizm kapasitesini,
Teknoloji girişimlerini,
İslami finans altyapısını,
Jeopolitik gücünü konuşuyor.
Yani artık mesele sadece faiz oranı veya döviz kuru değil.
Mesele Türkiye’nin geleceği.
⸻
Belki de en büyük sürpriz şuydu:
Yabancı yatırımcılar Türkiye konusunda bizim kadar karamsar değiller.
Hatta çoğu zaman bizden daha iyimserler.
Onlar nüfusuna bakıyor.
Konumuna bakıyor.
Üretim kapasitesine bakıyor.
Savunma sanayiine bakıyor.
Bölgesel liderlik potansiyeline bakıyor.
Ve uzun vadeli düşünüyor.
Biz günlük tartışmalarla meşgulken onlar gelecek on yılları planlıyor.
⸻
Dünyanın sermayesi yeni bir liman arıyor.
Küresel güç dengeleri yeniden kuruluyor.
Sermaye rotalarını değiştiriyor.
Bu değişimin merkezlerinden biri Türkiye olabilir.
Hatta belki de olmak zorundadır.
Çünkü artık soru şu değildir:
“Türkiye yatırımcı çekebilir mi?”
Asıl soru şudur:
“Türkiye’ye yönelen bu büyük ilgiyi ne kadar hızlı ve ne kadar akıllıca yönetebiliriz?”
Önümüzdeki yıllar bu sorunun cevabını verecek.
Ama AlBaraka Forum’daki kapalı oturumlarda gördüğüm tablo şunu söylüyor:
Dünya Türkiye’ye bakıyor.
Acaba Türkiye kendisine bakıyor mu?
Ailenizin Hekimi & Girişimci Doktor
Yavuz Selim Sılay