Tıp dilinin temeli iki ölü dil olan Latince ve Grekçeye dayanır. Bu doğru bir yaklaşımdır. Çünkü yaşayan dillerin tıp eğitiminde kullanılması kabul edilemez. Genelde klinikte kullanılan terimler Grekçe, anatomide kullanılan terimler Latincedir. Elbette bunun ufak tefek istisnaları da vardır.

Tıp eğitimindeki Latince öğrenimi genelde anatomi bölümleri tarafından yapılmaktadır. Çünkü anatomik yapıların isimlerinin hemen hepsi Latince terimlerden oluşmuştur. Bu Latince öğrenim kısmı oldukça düzenli işlemektedir. Çünkü Latinceyi öğretecek bölüm bellidir ve onların da ne öğreteceği bellidir.

Grekçe öğrenimi ise belli bir bölümün tekelinde değildir. Her klinik bölümde parça parça öğretilmektedir.

Latince ve Grekçenin birlikte öğretilmesi asıl olmalıdır. Çünkü aynı yapının, organın, sayının, rengin, yönün vb. hem Latincesi hem de Grekçesi vardır.

Bir sayısının Latincesi “uni-”, Grekçesi ise “mono-” dur. Uniform tek tip anlamındadır. Monoton tekdüze anlamındadır.

Böbrek Latincede “ren”, Grekçede “nefro” olarak ifade edilir. Renal arter, nefroloji örnek olarak verilebilir.

Beyaz Latincede “alba”, Grekçede “löko” olarak ifade edilir. Albino ve lökosit örnektir.

Üst kelimesinin Latincesi “superior”, Grekçesi ise “epi” dir. Derinin yüzeyel tabakası epidermis, vücuttaki en büyük toplardamarlardan olan vena cava superior örnek verilebilir.

Latinceyi tek başına öğrendiğimizde, onun için beynimizde bir alan açıyoruz. Grekçeyi öğrenirken de yine aynı şekilde farklı bir alan açıyoruz. Böylece bir kelime için beynimizde iki farklı alan açıyoruz. Halbuki Latince ve Grekçeyi aynı anda öğrenirsek yukarıda örnek verdiğimiz gibi beynimizde ortak tek bir alan açacağımız için öğrenme ve hatırlama kolaylaşacaktır.

Bu anlattıklarım aklınıza yatıyorsa, gereken yapılmalıdır.

Yok aklınıza yatmıyorsa eski düzene devam…