Son yıllarda yapılan çalışmalar, demans riskinin yalnızca biyolojik süreçlerle sınırlı olmadığını, yaşam biçimi ve çevresel etkenlerle yakından ilişkili olduğunu ortaya koymuştur. Bu bağlamda sosyal ilişkiler, bilişsel sağlığın korunmasında giderek daha fazla önem kazanan bir unsur haline gelmiştir.

İnsan beyni doğası gereği sosyal etkileşim içinde gelişmiş bir organ olarak tanımlanmıştır. Konuşmak, dinlemek, karşılık vermek, duyguları anlamak; beynin farklı bölgelerinin eş zamanlı çalışmasını gerektirir. Sosyal ilişkiler bu çok yönlü zihinsel etkinliği günlük yaşamın doğal bir parçası haline getirir. Bu durum, beynin sürekli uyarılmasına ve işlevsel ağların aktif kalmasına katkıda bulunur.

Demans riskinin sosyal ilişkilerle azalabileceği düşüncesi, bilişsel rezerv kavramıyla açıklanmıştır. Bilişsel rezerv, beynin yaşlanma ya da hastalık süreçlerine rağmen işlevini sürdürebilme kapasitesi olarak tanımlanır. Sosyal olarak daha aktif bir yaşam süren bireylerde, bu rezervin daha güçlü olduğu düşünülür. Farklı kişilerle iletişim kurmak, değişken sosyal durumlara uyum sağlamak ve karşılıklı etkileşim içinde olmak, beynin esnekliğini artırır.

Buna karşılık sosyal izolasyon, bilişsel uyarının azalmasına yol açar. Günlük yaşamda daha az zihinsel aktivite olması, öğrenme ve hatırlama süreçlerinin daha sınırlı kullanılmasıyla sonuçlanmıştır. Yalnızlık duygusu ise yalnızca psikolojik bir durum olarak kalmaz, stres yanıtını artırarak beyin üzerinde dolaylı olumsuz etkiler de yaratır. Uzun süreli stresin bellekle ilişkili beyin bölgelerini olumsuz etkilediği bilinmektedir.

Bu noktada belirleyici olan yalnızca sosyal çevrenin büyüklüğü değil, aynı zamanda sosyal etkileşimin sürekliliği ve niteliğidir. Düzenli temas, ortak etkinlikler ve anlamlı ilişkiler, beynin aktif kalmasını destekler. Sosyal ilişkiler bu nedenle demans riskini tek başına ortadan kaldıran bir unsur değil, sağlıklı yaşlanmanın temel bileşenlerinden biridir.

Sonuç olarak, sosyal ilişkilerin demans riskini azaltıp azaltmadığı sorusu basit bir “evet” ya da “hayır” yanıtıyla açıklanamaz. Ancak sosyal etkileşimin, bilişsel dayanıklılığı artıran ve beyin sağlığını destekleyen önemli bir koruyucu alan olduğu ortaya konmuştur. Yaşlanan toplumlarda demansla mücadelede, sosyal yaşamın korunması ve desteklenmesi tıbbi yaklaşımların ayrılmaz bir tamamlayıcısı olarak görülmelidir.

Referans

Kuiper JS, Zuidersma M, Oude Voshaar RC, Zuidema SU, van den Heuvel ER, Stolk RP, Smidt N. Social relationships and risk of dementia: A systematic review and meta-analysis of longitudinal cohort studies. Ageing Research Reviews. 2015.