İkinci bölüm: vitamin ve mineral eksiklikleri ile bilinçli takviye kullanımı

İlk bölümde sağlıklı beslenmenin, bağırsak sağlığının ve laboratuvar değerlendirmesinin takviye kullanımındaki öneminden söz etmiştik. Bu bölümde ise ülkemizde en sık görülen vitamin ve mineral eksikliklerini, takviye kullanımında dikkat edilmesi gereken noktaları ve bilinçsiz kullanımın oluşturabileceği riskleri ele alacağız.

Türkiye'de En Sık Görülen Vitamin ve Mineral Eksiklikleri

Türkiye Beslenme Rehberi (TÜBER), Türkiye Beslenme ve Sağlık Araştırması (TBSA) ile çok sayıda bilimsel çalışma, ülkemizde bazı vitamin ve mineral eksikliklerinin oldukça yaygın olduğunu göstermektedir.

D Vitamini

Türkiye'de en sık görülen vitamin eksikliklerinden biridir. Yapılan araştırmalarda erişkinlerin yaklaşık %60-90'ında D vitamini yetersizliği veya eksikliği bildirilmektedir.

D vitamini;

Bağışıklık sisteminin normal çalışmasına,
Kas fonksiyonlarının korunmasına,
Kemik sağlığına,
Kalsiyum emilimine

önemli katkı sağlar.

Demir

Özellikle kadınlarda ve çocuklarda en sık görülen mineral eksikliklerinden biridir.

Demir eksikliği;

Halsizlik,
Kansızlık,
Saç dökülmesi,
Dikkat dağınıklığı,
Egzersiz performansında azalma

gibi sorunlara yol açabilir.

B12 Vitamini

B12 vitamini eksikliği özellikle;

İleri yaşta,
Vejetaryen ve vegan bireylerde,
Mide-bağırsak hastalıklarında,
Metformin ve mide koruyucu ilaç kullanan kişilerde

daha sık görülmektedir.

Uzun süre tedavi edilmeyen B12 eksikliği sinir sistemi üzerinde kalıcı hasarlara neden olabileceğinden erken tanı ve uygun tedavi büyük önem taşır.

Folat (B9)

Folat eksikliği özellikle gebelik döneminde dikkat edilmesi gereken durumlardan biridir.

Yetersizliği;

Kansızlık,
Hücre yenilenmesinde bozulma,
Gebelikte nöral tüp defekti riskinde artış

ile ilişkilidir.

Magnezyum

Toplumda gerçek eksiklik oranını belirlemek zor olsa da yetersiz alım oldukça yaygındır.

Magnezyum;

Kas fonksiyonları,
Enerji üretimi,
Sinir sistemi,
Kalp ritmi,
Uyku kalitesi

için vazgeçilmez minerallerden biridir.

Çinko

Çinko eksikliği;

Bağışıklık sisteminin zayıflaması,
Yara iyileşmesinin gecikmesi,
Hücresel yenilenmenin yavaşlaması,
Tat ve koku duyusunda bozulma

gibi sorunlara neden olabilir.

Omega-3 Yağ Asitleri

Vitamin veya mineral olmamakla birlikte ülkemizde balık tüketiminin yetersiz olması nedeniyle omega-3 alımı da çoğu zaman önerilen düzeylerin altında kalmaktadır.

EPA ve DHA;

Kalp ve damar sağlığını destekler,
Normal beyin fonksiyonlarına katkı sağlar,
Göz sağlığının korunmasına yardımcı olur,
İnflamasyonun düzenlenmesinde görev alır.
Bilinçsiz Takviye Kullanımı Zararlı Olabilir

Hem diyetisyen hem de hemşire olarak en fazla önem verdiğim konulardan biri budur.

Toplumda ne yazık ki "Ne kadar çok vitamin kullanırsam o kadar sağlıklı olurum." şeklinde yanlış bir inanış yaygındır.

Oysa özellikle yağda çözünen A, D, E ve K vitaminleri vücutta depolanır. Gereğinden fazla alındığında toksik etki oluşturabilir; karaciğer, böbrek ve diğer organlarda ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir.

Ayrıca birden fazla takviye aynı anda kullanıldığında, aynı vitamin ve mineraller fark edilmeden yüksek dozlarda alınabilir.

Bu nedenle;

Takviyeler sağlık profesyoneli önerisiyle kullanılmalıdır.
Önerilen dozların dışına çıkılmamalıdır.
Birden fazla ürün kullanılıyorsa içerikleri dikkatle incelenmelidir.
Güvenilir ve denetlenebilir markalar tercih edilmelidir.
Kullanılan ilaçlarla olası etkileşimler mutlaka değerlendirilmelidir.
Vitamin ve Minerallerin Vücuttaki Temel Görevleri

Doğru bireyde ve uygun dozlarda kullanıldığında vitamin ve mineraller;

Enerji metabolizmasını destekler.
Bağışıklık sisteminin normal çalışmasına katkı sağlar.
Kemik ve kas sağlığını destekler.
Sinir sistemi fonksiyonlarının sürdürülmesine yardımcı olur.
Hücreleri oksidatif stresten korur.
Doku onarımında görev alır.
Bilişsel fonksiyonların korunmasına katkı sağlar.
Peki En Temel Destekler Hangileridir?

Her bireyin gereksinimi farklıdır. Ancak toplumda eksikliği sık görülen veya belirli durumlarda destek olarak değerlendirilebilecek bazı besin öğeleri bulunmaktadır.

Magnezyum, 300'den fazla enzimin çalışmasında görev alır. Kas fonksiyonları, enerji üretimi, sinir sistemi, kaliteli uyku ve kalp ritmi üzerinde önemli rol oynar.

Omega-3, kalp ve damar sağlığını destekler, normal beyin fonksiyonlarına katkıda bulunur, göz sağlığının korunmasına yardımcı olur ve inflamasyonun düzenlenmesinde görev alır.

D vitamini ise kemik sağlığı için vazgeçilmezdir. Bağışıklık sisteminin normal fonksiyonuna katkı sağlar, kas fonksiyonlarının korunmasına yardımcı olur. Ancak mutlaka kişiye uygun dozda ve gerekli görüldüğünde kullanılmalıdır.

Sonuç

Takviye edici gıdalar günümüz yaşamında önemli bir yardımcı olabilir; ancak hiçbir zaman sağlıklı beslenmenin yerine geçmez.

Gerçek sağlık; onlarca farklı ürün kullanmak değil, vücudun gerçekten ihtiyaç duyduğu eksiklikleri bilimsel yöntemlerle belirlemek ve bunları doğru şekilde yerine koymaktır.

Sağlıklı yaşamın temel basamakları hâlâ değişmemiştir:

Dengeli ve yeterli beslenme,
Düzenli fiziksel aktivite,
Kaliteli uyku,
Etkin stres yönetimi,
Sağlıklı bağırsak yapısının korunması,
Gerektiğinde doğru tanı ve doğru dozla planlanmış takviye kullanımı.

Çünkü bilinçli kullanılan takviyeler sağlığı destekler; bilinçsiz kullanılan takviyeler ise faydadan çok zarar verebilir.

Bilim bize açık bir mesaj vermektedir:

Takviye kullanımı bir moda değil; kişiye özel değerlendirilmesi gereken, bilimsel kanıtlara dayalı bir koruyucu sağlık ve tedavi yaklaşımıdır.