Yıllardır yapılan çalımalara rağmen kanser hala dünya genelinde önemli bir sağlık sorunu. Yıllardır kullanılan klasik 2D hücre kültürleri ve hayvan modelleri (PDTX), gerçek kanserli dokuların karmaşık yapısını, mikroçevresini, hayati özelliklerini tam olarak yansıtamıyor. Bu yetersizlik, birçok ilacın laboratuvarda başarılı gözükmesine rağmen klinik denemelerden geçememesiyle sonuçlanıyor. İşte bu kısır döngü bizi organoid teknolojisine itiyor.

Organoidler basitçe; laboratuvarda üretilen, gerçek sağlıklı veya kanserli dokuyu tam anlamıyla taklit eden 3D yapılardır. Kök hücrelerden (ESCs, iPSCs, somatik kök hücreler) veya kanser hücrelerinden geliştirilir. 2009, bu teknolojinin en büyük atılım yılı olmuştur. Organoidler, biraz önce söylediğim klasik yöntemlerin aksine 3D yapıda, gerçek dokunun sinyal karmaşıklığını ve genetik heterojenliğini taklit edebilir ve bir jel (Matrigel) içinde her yöne büyüyerek gerçek organın doğal tübüler veya küresel formunu koruyabilir. Organoidler, taklit etmeyi amaçladığımız organın hem genetik hem fenotipik hem de fonksiyonel bir kopyasıdır. Bu; bizim ilaç, tedavi deneylerimizi hasta üzerinde değil de hiç kimseye zarar vermeden in vitro ortamda yapmamızı sağlayan çok önemli bir teknolojidir. Kanser modellemesi, gen profili çıkarma, ilaç efektifliğini ve yan etkilerini test etme, akademik çalışmalar için biobankalarda bir veri tabanı oluşturma ve tabii ki nihai amacımız olarak da hastaların artık işlev görmeyen veya tümorlü organlarının yerine nakletme; bu organoidlerin kullanım alanlarındandır.

Teknoloji çok gelişmiş olsa da henüz “mükemmel” değil. Şu an organoidlerle ilgili en büyük problemimiz; vaskülarizasyon, sinir innervasyonu ve bağışıklık. Ancak ilerleyen çalışmalar günün birinde bütün bu problemlere de çözüm üreterek birçok hastalığı kesin bir şekilde geride bırakmamızı sağlayabilir.