"Biraz daha kilo verirsen geçer!" Lipödem hastalarının belki de en sık duyduğu cümle budur. Oysa her bacak kalınlığı kilo fazlalığı anlamına gelmez. Bazen sorun fazla yağ değil, yanlış tanıdır.

Lipödem, özellikle kadınlarda görülen kronik ve ilerleyici bir yağ dokusu hastalığıdır. Genetik yatkınlık önemli olmakla birlikte, ergenlik, gebelik veya menopoz gibi hormonal değişikliklerin ardından ortaya çıkabilir. Hastalığın en önemli özelliği, yağ dokusunun özellikle kalça, basen ve bacaklarda simetrik olarak artmasıdır. Buna rağmen ayaklar çoğunlukla normal görünümünü korur. Bu durum, lipödemi sıradan obeziteden ayıran en önemli ipuçlarından biridir.

Lipödemli bireyler yalnızca bacaklarının kalın olmasından şikâyet etmez. Gün sonunda artan ağırlık hissi, dokunmakla ağrı, kolay morarma, hassasiyet ve uzun süre ayakta kalınca oluşan rahatsızlık yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebilir. Buna karşın üst vücut daha ince kalabilir ve kişi ne kadar kilo verirse versin bacaklarındaki şekil bozukluğu büyük ölçüde devam eder.

Peki ya lenfödem?

Lenfödem, lipödemden farklı olarak lenf dolaşımının bozulması sonucu dokularda sıvı birikmesiyle gelişen kronik bir hastalıktır. Genellikle ayakları da tutar, zamanla ciltte sertleşme ve belirgin şişlik oluşabilir. Obezite ve lipödem ile karıştırılabilse de, mekanizması ve tedavi yaklaşımı farklıdır. Üstelik ileri evre lipödem hastalarında zaman içinde lenfatik sistem de etkilenebilir ve lipo-lenfödem adı verilen tablo gelişebilir. Bu durumda hem yağ dokusu artışı hem de lenf sıvısının birikimi birlikte görülür.

Elbette obezite ile lipödem birbirinden tamamen bağımsız değildir. Fazla kilo lipödem belirtilerini artırabilir; lipödem de hareket etmeyi zorlaştırdığı için kilo alımını kolaylaştırabilir. Benzer şekilde obezite, lenfatik sistem üzerine yük bindirerek lenfödem gelişme riskini de artırabilir. Bu nedenle üç durum bazen aynı hastada birlikte bulunabilir. Ancak lipödemi yalnızca "fazla kilo", lenfödemi ise "şişlik" olarak değerlendirmek doğru tanıya ulaşılmasını geciktirebilir.

Tanıda en önemli unsur dikkatli bir hekim değerlendirmesidir. Günümüzde lipödemi tek başına gösteren bir kan testi veya görüntüleme yöntemi bulunmamaktadır. Tanı; hastanın öyküsü, fizik muayenesi ile konulur. Ultrasonografi kliniklerimizde sıklıkla kullandığımız bir yöntemdir ve kolayca tanı koymak yanısıra hastalığın evresini belirleme sürecinde de çok önemli bir yer tutmaktadır. Gerekli görülen hastalarda lenfatik ve vasküler sistemin değerlendirilmesine yönelik ileri incelemelerden de yararlanılabilir.

Lipödemde tedavi mümkün mü?

Evet. Ancak tedavinin amacı yalnızca kilo vermek değildir. Düzenli egzersiz, antiinflamatuvar beslenme alışkanlıkları, kompresyon tedavisi, manuel lenf drenajı, kişiye özel fiziksel tıp ve rehabilitasyon uygulamaları ve gerektiğinde psikolojik destek tedavinin temelini oluşturur. Uygun hastalarda uygulanan cerrahi yöntemler de başarılı sonuçlar sağlayabilmektedir.