Konsültasyon notları, tıbbın en kibar ama en yaratıcı metinleridir. Cümleler düzgün, akademik ve güvenlidir; öyle ki aynı anda hem bir şey söyleyip hem de hiçbir şeyi kesin olarak söylememeyi başarırlar. Hastanede iletişim ise çoğu zaman söylenenlerle değil, söylenmeyenlerle kurulur. İşte bu yüzden konsültasyon notları, bu sessiz anlaşmanın en rafine hâline dönüşür. İlk bakışta son derece bilimsel, dengeli ve tarafsız görünen bu ifadeler, aslında çoğu zaman ince bir klinik diplomasinin ürünüdür. Çünkü tıpta mesele yalnızca doğru tanıyı koymak değil, aynı zamanda sorumluluğu doğru yerde, doğru ölçüde paylaşabilmektir. Bu metinleri anlamak için yalnızca okumak yetmez. Biraz da nasıl yazıldığını bilmek gerekir.

Bir konsültasyon istendiğinde, aslında yalnızca “fikrin nedir?” diye sorulmaz. Sorunun içinde görünmeyen başka cümleler de vardır: “Bu hasta biraz da senin olsun mu?”, “Ben burada yalnız kalmak istemiyorum”, ya da bazen çok daha dürüst bir haliyle “Ben emin olamadım.” Cevap veren taraf ise yalnızca bilgi üretmez, aynı zamanda sınır çizer, alanını korur ve gerektiğinde zarif bir geri çekilme manevrası yapar.

Ve işte tam burada, o büyülü dil devreye girer.
Bu dilin en önemli özelliği, herkesin ne dendiğini anlaması ama kimsenin açıkça söylememesidir. Cümleler kibar, yuvarlak ve güvenlidir. Öyle ki aynı anda hem bir şey söyleyip hem de hiçbir şey söylememeyi başarabilirler. Tıbbın en sade ironisi burada saklıdır.

Klinik ile uyumlu değerlendirilmesi önerilir” cümlesi, Tıp fakültesinde öğretilen en güvenli cümlelerden biridir. Yüzeyde son derece makuldür. Elbette her şey klinikle birlikte değerlendirilmelidir. Ama bu cümle çoğu zaman, kesin bir şey söylememe sanatının ustaca bir icrasıdır. Bir nevi, “Ben burada yorum yapmayayım, siz zaten biliyorsunuz” demenin akademik versiyonudur. Top nazikçe geri bırakılır.

Hastanın mevcut durumu açısından tarafımızca ek öneri yoktur” ifadesi ise dışarıdan bakıldığında bir rahatlatma içerir. Sanki her şey yolundadır, yapılması gereken yapılmıştır. Ama klinik koridorlarında bu cümle genellikle şöyle yankılanır: “Benim bu hikâyeye katkım bu kadar. Bundan sonrası sizin romanınız.”

Benzer şekilde “ilgili branş tarafından takibi uygundur” denildiğinde, bu yalnızca bir yönlendirme değildir. Aynı zamanda görünmez bir sınır çizgisidir. Hasta artık resmi olarak “öteki tarafın” sahasındadır. Bir nevi pas verilmiştir ve top kontrol edilmiştir. Hatta bazen bu cümle, tıbbın en kibar şekilde söylenmiş “bu hasta benim değil” deme biçimidir.

Gerektiğinde yeniden değerlendirilmek üzere” ifadesi ise tıbbın zamanla yaptığı anlaşmanın bir ürünüdür. Şu an için net bir şey yoktur ama hayat sürprizlerle doludur. Eğer işler beklenmedik bir yöne giderse, herkes yeniden sahaya çağrılabilir. Bu cümle, kapıyı tamamen kapatmaz; sadece aralık bırakır.

Mevcut bulgular nonspesifiktir” dediğimizde ise aslında bilimin en dürüst ama en az tatmin edici alanına gireriz. Veriler vardır, ama hikâye yoktur. Bulgular konuşur ama bir şey söylemez. Bu cümle çoğu zaman şu iç sesi taşır: “Bir şeyler var ama ne olduğunu ben de tam çözemedim.” Ve bu, aslında düşündüğümüzden çok daha sık olur.

Ön planda düşünülmemiştir” ifadesi, tıbbın en zarif kaçamaklarından biridir. Çünkü bir şeyi tamamen dışlamak cesaret ister. Ama onu geri plana atmak hem güvenli hem de esnektir. Bugün ön planda değildir, ama yarın sahneye çıkmayacağı da garanti değildir. Bu cümle, ihtimallerle iyi geçinmenin ürünüdür.

Hastanın genel durumu ile korele olarak” diye başlayan cümleler ise adeta bir joker kart gibidir. Her duruma uyarlanabilir, her sonucu açıklayabilir. Çünkü “genel durum” dediğimiz şey, tıpta bazen her şeyi, bazen de hiçbir şeyi ifade eder. Bu cümleyi kuran hekim aslında şunu bilir: Klinik dinamik bir sahnedir ve sabit bir cümleyle anlatılamaz.

Ve elbette klasiklerden biri: “Tedavi mevcut haliyle devam edilebilir.” Bu cümle, aktif bir karar gibi görünür, ama çoğu zaman karar vermemeyi tercih etmenin en sade halidir. Her şey olduğu gibi kalsın, çünkü bazen en güvenli hareket, hiç hareket etmemektir.

Aslında bu dil kimsenin özellikle seçtiği bir yol değildir, ama bir süre sonra herkesin konuştuğu ortak bir lehçeye dönüşür. Çünkü bazı şeyleri doğrudan söylemek yerine böyle söylemek, çoğu zaman daha güvenlidir. Çünkü tıp çoğu zaman kesinlikten çok belirsizlikle ilgilidir. Her cümle yalnızca bilgi değil, aynı zamanda sorumluluk taşır. Ve hekimlik, doğruyu bilmek kadar onu ne kadar net söyleyebileceğini de bilmektir.

Konsültasyon notları bu yüzden sadece medikal bir kayıt değil, aynı zamanda bir dil, bir kültür ve hatta küçük bir hayatta kalma stratejisidir. Her kelime ölçülür, her ifade tartılır. Çünkü bazen bir cümle, bir hastanın seyrinden çok bir hekimin sınırlarını belirler.

En doğru konsültasyon cevabı belki de en açık olandır.
Ama tıp, her zaman bu kadar net yazılmaz.
Bu yüzden bizler, zamanla kelimelerin ötesini de görmeyi öğreniriz.
Ve bir noktadan sonra, bu sessiz dili hem kuran hem de anlayan kişiler hâline geliriz.