Tıp fakültesinden mezun olan her hekim, insan sağlığına hizmet etme idealini taşır. Doğru tanı koymak, doğru tedaviyi uygulamak, hastaya şefkatle yaklaşmak hekimliğin temelidir. Ancak günümüz dünyasında yalnızca “iyi hizmet veren hekim” olmak artık yeterli değildir. Sağlık sistemimizin geleceği için üreten, inovasyon yapan, dışa bağımlılığı azaltan hekimlere her zamankinden daha fazla ihtiyacımız vardır.
Hiç düşündünüz mü?
Bir gün hastanelerimizde diyabet hastası bir vatandaşın açlık kan şekerini ölçemediğimizi, HbA1c testini yapamadığımızı hayal edin. Kalp krizi şüphesiyle acil servise gelen bir hastada troponin düzeyini ölçemediğimizi düşünün. Tanı koyamadığımız, takip edemediğimiz, tedavisini planlayamadığımız milyonlarca hastayı…
Bu testler yapılamadığında bunun bedelini acaba kaç Türk vatandaşıyla öderiz? Kaç kişinin diyabeti kontrolsüz kalır, kaç kişi görme kaybı yaşar, kaç kişi böbrek yetmezliğine girer? Troponin ölçemediğimiz için kaç kalp krizi tanısı gecikir, kaç hasta zamanında tedavi alamaz? Bunlar yalnızca laboratuvar testleri değildir; doğrudan insan hayatıdır.
Bugün sağlık sistemimizin en kritik noktalarına baktığımızda acı bir gerçekle yüzleşiyoruz: Kullandığımız cihazların, kitlerin, reaktiflerin, antikorların, ilaçların, protezlerin, implantların, yedek parçaların büyük kısmında dışa bağımlıyız. Bir ameliyathanede kullanılan en basit malzemeden, yoğun bakımda kullanılan ileri teknoloji cihazlara kadar pek çok alanda başkasının ürettiğine muhtacız.
Bu durum yalnızca teknik bir eksiklik değil, stratejik bir zayıflıktır. Sağlıkta dışa bağımlılık, sağlık güvenliğini kırılgan hale getirir. Bir kitin temin edilememesi, bir cihazın parçasının bulunamaması, bir reaktifin üretiminin aksaması; teşhisin gecikmesi, tedavinin aksaması ve insan hayatının riske girmesi anlamına gelir.
Tarih bize çok açık bir gerçeği öğretmiştir:
Üretmeyen toplumlar ayakta kalamaz.
Bilgiyi üretemeyen, teknolojiyi geliştiremeyen, yalnızca başkalarının ürettiklerini kullanan milletler, eninde sonunda bağımlı hale gelir. Sağlık alanında da durum farklı değildir. Sadece hizmet sunan ama kendi teknolojisini geliştiremeyen bir sağlık sistemi, gerçek anlamda güçlü ve bağımsız olamaz.
İşte tam bu noktada hekimlere büyük bir görev düşmektedir. Hekimlik yalnızca tedavi uygulamak değildir. Aynı zamanda sorunları gören, çözümler üreten, yenilik geliştiren bir meslektir. Günlük pratiğimizde karşılaştığımız her zorluk aslında bir üretim fırsatıdır.
Laboratuvarda eksikliğini hissettiğimiz bir kit, ameliyathanede zorlandığımız bir enstrüman, yoğun bakımda ihtiyaç duyduğumuz bir cihaz… Bunların her biri yerli çözümler geliştirmek için birer başlangıç noktası olabilir. Bir hekim “Bunu daha iyi nasıl yapabiliriz?” sorusunu sormaya başladığında, üretimin ilk adımı atılmış olur.
Dünyada pek çok tıbbi buluş, sahada çalışan hekimlerin ihtiyaçlarından doğmuştur. Bizim ülkemizde de bu potansiyel fazlasıyla mevcuttur. Eksik olan yetenek değil, üretim kültürüdür. Bu kültürü tıp fakültelerinden başlayarak inşa etmek zorundayız.
Tıp eğitimi yalnızca klinik bilgi aktaran bir süreç olmamalıdır. Öğrenciler erken dönemden itibaren araştırma ile tanışmalı, mühendislik ve temel bilimlerle iç içe yetişmelidir. Hekimler teknoparklarda, Ar-Ge merkezlerinde, yerli medikal teknoloji girişimlerinde aktif rol almalıdır. Kendi tanı kitlerimizi geliştiren, kendi cihazlarımızı üreten, kendi yazılımlarımızı tasarlayan bir sağlık ekosistemi kurmalıyız.
Sağlık yalnızca bir hizmet sektörü değildir; aynı zamanda büyük bir üretim alanıdır. Biyoteknoloji, medikal cihaz geliştirme, tanı reaktifleri, yapay zekâ temelli tanı sistemleri gibi alanlar doğrudan tıbbın bilgi birikimine dayanır. Bu alanlarda söz sahibi olamayan ülkeler, sağlıkta gerçek anlamda bağımsız olamazlar.
Artık çok net bir hedefimiz olmalıdır:
Sağlıkta dışa bağımlılığı azaltıp üretmek zorundayız.
Yerli tanı kitlerini geliştirmeli, kendi laboratuvar reaktiflerimizi üretmeli, protez ve implant teknolojilerinde söz sahibi olmalı, ilaç ve biyoteknoloji alanlarında güçlü altyapılar kurmalıyız. Yalnızca tüketen değil, üreten bir sağlık sistemi inşa etmeliyiz.
Hekimler olarak sorumluluğumuz yalnızca bugünün hastasını tedavi etmek değildir. Aynı zamanda ülkemizin sağlık geleceğini güvence altına almaktır. Üreten, düşünen, araştıran, yenilik geliştiren hekimler yetiştirmek zorundayız.
Çünkü gerçek bağımsızlık, üretmekten geçer.
İyi hekim olmak yetmez. Üreten hekim olmalıyız.
İyi Hekim Olmak Yetmez: Üreten Hekimler Olmak Zorundayız
Doç. Dr. Eray Metin GÜLER
Yorumlar