Son bilgiler, MV Hondius seyahat gemisinden bazı yolcuların Hantavirüs tanısı aldığını, bunlardan 3’ünün öldüğünü, bazı yolcuların hastalık bulguları gösterdiğini ve testlerinin pozitif olduğunu gösteriyor. Ölümler artar mı? Mevcut durumu nasıl anlamalıyız?

Hantavirüsle ilgili haberler ajanslara düştükçe yeni bir salgınla mı karşı karşıyayız diye düşünenler sadece halk değil elbette. Bulaşıcı hastalıkların normalden daha fazla sayıda görüldüğünün raporlanması ki biz ona kümelenme diyoruz, bazen de daha önce bir bölgede görülmeyen farklı bir enfeksiyonun görülmesi salgın habercisi olabilir. Hekimler olarak biz de yeni bir salgın mı var diye hasta olguları, bilgilendirme ve yayınları takip etmeye çalışırız.

Bir hastalık daha önce tanımlanmış ise semptom ve bulguları ile ilgili tıbbi bilgiler vardır ve bu şüpheler üzerine testler yapılarak ilgili kişide o hastalık aranır. Hantavirüs daha önce tanımlanmış ve ne şekilde hastalık oluşturduğu bilinen bir virüstür. 1978 yılında Kore’de Hantaan Nehri civarında bir kemiriciden izole edildiğinden bu ismi almıştır. Diğer virüslere benzer şekilde çok sayıda alt tipi, bu alt tiplerin de kendine özgü yerleştiği taşıyıcı kemirici türleri vardır. En az 22 virüs türü insanda patojenik olabilir. Ülkemizde de görülen Hantavirüs, şüphe üzerine yapılan testlerde son yıllarda yılda yaklaşık 10-50 arası hastada tespit edilmiştir, bu hastaların bazıları da ne yazık ki ölmüştür.
O zaman akla şu soru geliyor; Bu sefer farklı olan nedir ki bu gemideki vakalar dünyanın bu kadar ilgisini çekerek endişe oluşturdu? Dünyanın farklı ülkelerine mensup birçok insan günlerce aynı gemide kalıp farklı coğrafik bölgelere uğramıştır. Buradaki bazı kişilerin bu hastalığa yakalanması ve ölmesi, kemiricilerle virüsün gemiye girmiş olabileceğini düşündürmüştür. Daha da önemlisi ciddi seyreden bir enfeksiyon olan Hantavirüs enfeksiyonunun insandan insana geçmiş olabileceği endişesi oluşmuştur.

Kemiriciler tarafından taşınan virüs çoğunlukla enfekte fare ve benzeri kemirgenlerin idrarı, dışkısı veya salyasıyla kirlenmiş tozların solunmasıyla bulaşır. Dolayısı ile grip ya da COVID-19 gibi damlacıklarla insandan insana kolay yayılan bir solunum virüsü değildir. Genelde bu kemiricilerin dışkı ve artıklarını bıraktıkları ve bunların kuruyarak toz haline geldiği yerlerden soluyarak veya kemirici ve kirli materyal temasıyla alınır. Yani aynı kirli ortamda bulunmak kişileri hasta edebilir. Aslında bu vakaların da insandan insana mı yoksa ortak maruziyetle mi bulaştığı henüz net değildir. Net olan durum; hastalardan izole edilen virüsün tehlikeli olarak kabul edilen ve Güney Amerika’da insandan insana geçişi olduğu bildirilen Andes virüs tipinde olmasıdır. Bu, hastalara yakın temas eden kişilere geçiş olabileceği anlamına gelir. Bu virüs alt tipinde doğrudan fiziksel temas, uzun süre kapalı dar alanlarda beraber olmak, hasta kişinin öksürük, solunum yolu salgılarına temas etmek bulaşmaya sebep olabilir.

Hastada ne gibi bulgular olur dersek iki farklı formu tarif edilmiştir: Bunlardan biri ağırlıklı olarak ateş, öksürük, solunum sıkıntılarının eşlik ettiği akciğer tutulumu iken diğeri Türkiye’de de görülen daha çok böbrek tutulumuyla seyreden hemorajik ateş klinik tablosudur. Hantavirus enfeksiyonu patogenezinin temeli kılcal damarların endotel hücrelerinden oluşan sızıntıdır.

Hantavirüsün ciddiye alınması gereken bir enfeksiyon olduğu açıktır. Ancak bugün elimizdeki bilgilerle “yeni bir küresel salgın kapıda” demek mümkün değildir. Şu anda endişe edilecek hızlı bir yayılım yoktur. Hastalığın kuluçka süresi 4 ila 42 gün arasında değiştiğinden belirtiler geç oluşabilir. Bu nedenle de yolcular gözlem altına alınmaktadır. Her olağandışı durumda olduğu gibi bilgileri ve güncel verileri doğru kaynaklardan öğrenmek yersiz endişeleri azaltır. Panik ve yanlış bilgi insanları hatalı davranışlara yönlendirebilir.

Hantavirüsten korunmak için virüsün olabileceği eski depolar, ahırlar, bodrumlar, yazlıklar veya uzun süre kapalı kalmış alanlar temizlenirken kuru süpürgeyle toz kaldırmadan havalandırma, ıslak temizlik ve koruyucu önlemler tercih edilmelidir. Kemiriciler yaşam alanlarından uzak tutulmalı, temas durumlarında eldiven kullanılmalı, el yıkama, tozlu alanlarda maske gibi önlemlere dikkat edilmelidir. Şüpheli veya doğrulanmış hastalar standart önlemlerle tek kişilik odada hastanede takip edilir. Özellikle Andes virusu enfeksiyonu tanımlanmışsa, solunum izolasyonu ve N95 maske kullanımı gerekir. Maruz kalan kişiler hastalık bulguları açısından izlenmeli, hastalara bakım veren ve sağlık çalışanları yakın temasta koruyucu önlemlere dikkat etmelidir.

Salgınlar yalnızca bakteriler ve virüslerle ilgili değildir. Dünyanın üstünde yaşayan bizler, diğer bütün canlılarla birlikte bir ekosisteme dahiliz. Çevremizdeki canlı cansız her şey ile bağımız ve bağlantılarımız mevcut ve onları etkilediğimiz kadar etkilenmekteyiz de. Salgınlar; çevre, temizlik, seyahat, barınma koşulları, gıdalar, depolar, tarım alanları, yaşadığımız alanlar, içtiğimiz sular, kemirgenler, sinekler ve aklımıza gelen gelmeyen pek çok şey ile ilişkili olabilir.

Bugün için tablo, yeni bir pandemi alarmından çok, zoonotik hastalıklara karşı daha dikkatli olmamız gerektiğini gösteren ciddi bir uyarıdır. Virüslerin dünyasında tesadüf yoktur; unutmayalım ki doğayla kurduğumuz her sağlıksız temas, bir gün karşımıza enfeksiyon olarak çıkabilir.