Epidemiyoloji, Klinik Özellikler ve Küresel–Ulusal Yaklaşımlar Işığında Güncel Bir Değerlendirme 15 Şubat Çocukluk Çağı Kanserleri Günü
Giriş
Çocukluk çağı kanserleri, biyolojik kökenleri, klinik seyirleri ve tedavi yaklaşımları açısından erişkin malignitelerinden belirgin farklılıklar gösteren heterojen bir hastalık grubudur. Tüm kanserlerin yaklaşık %1’ini oluşturmalarına rağmen, çocukluk ve adölesan dönemde hastalığa bağlı mortalitenin önde gelen nedenleri arasında yer almaktadır. Son yıllarda kaydedilen bilimsel ilerlemeler sayesinde sağ kalım oranlarında belirgin artış sağlanmış olmakla birlikte, küresel ve ulusal düzeyde önemli eşitsizlikler devam etmektedir.
15 Şubat Çocukluk Çağı Kanserleri Günü, çocukluk çağı kanserlerine yönelik farkındalığın artırılması, erken tanının öneminin vurgulanması ve tedaviye erişimdeki farklılıkların gündeme taşınması açısından önemli bir fırsat sunmaktadır.
Epidemiyoloji: Küresel ve Türkiye Verileri
Güncel küresel veriler, dünyada her yıl yaklaşık 400.000 çocuğa ve adölesana kanser tanısı konduğunu göstermektedir. En sık görülen çocukluk çağı maligniteleri; akut lösemiler, santral sinir sistemi tümörleri, lenfomalar ve embriyonel solid tümörlerdir. Bu dağılım, çocukluk çağı kanserlerinin embriyonel ve gelişimsel kökenini yansıtmaktadır.
Türkiye’de çocukluk çağı kanserlerinin yıllık insidansının yaklaşık 100.000 çocukta 14–16 arasında olduğu bildirilmektedir. Türkiye Kanser İstatistikleri ve çok merkezli pediatrik onkoloji kayıtlarına göre, ülkemizde de en sık görülen maligniteler lösemiler ve santral sinir sistemi tümörleridir. Son yıllarda çocuk onkolojisi alanında uzmanlaşmış merkezlerin yaygınlaşması ve uluslararası protokollerin uygulanması sayesinde Türkiye’de çocukluk çağı kanserlerinde sağ kalım oranları yüksek gelirli ülkelere yakın düzeylere ulaşmıştır.
Bununla birlikte, bölgesel farklılıklar, tanıya ulaşma süresi ve destek tedavi olanakları açısından heterojenlik devam etmektedir.
Klinik Özellikler ve Tanısal Güçlükler
Çocukluk çağı kanserleri sıklıkla özgül olmayan klinik bulgularla ortaya çıkmaktadır. Uzamış veya tekrarlayan ateş, açıklanamayan kilo kaybı, solukluk, kemik ve eklem ağrıları, kolay morarma, persistan lenfadenopati, hepatosplenomegali ve abdominal kitle en sık bildirilen uyarıcı semptomlardır.
Bu belirtilerin sık görülen pediatrik hastalıklarla karışabilmesi tanıda gecikmeye yol açabilmektedir. Özellikle solid tümörlerde tanıdaki gecikme, evre ilerlemesi ve daha yoğun tedavi gereksinimi ile ilişkilidir. Bu nedenle birinci basamak hekimleri ve pediatristlerin çocukluk çağı kanserleri konusunda farkındalığının artırılması erken tanı açısından kritik öneme sahiptir.
Tedavide Güncel Yaklaşımlar ve Türkiye’de Durum
Multidisipliner yaklaşım, risk uyarlamalı tedavi protokolleri ve destek tedavisindeki gelişmeler sayesinde çocukluk çağı kanserleri günümüzde yüksek oranda tedavi edilebilir hastalıklar haline gelmiştir. Yüksek gelirli ülkelerde 5 yıllık sağ kalım oranları %80–85 düzeyindedir.
Türkiye’de çocuk onkolojisi merkezlerinde uygulanan uluslararası çok merkezli protokoller, standartlaştırılmış destek tedavileri ve artan klinik araştırma deneyimi sayesinde sağ kalım oranları giderek artmaktadır. Günümüzde yalnızca kür oranları değil, uzun dönem sağ kalan bireylerde geç etkiler, ikincil maligniteler, endokrin bozukluklar, fertilite ve yaşam kalitesi de çocuk onkolojisinin temel izlem alanları arasında yer almaktadır.
Çocukluk çağı kanserlerinde küresel eşitsizliklerin azaltılması amacıyla World Health Organization (WHO) tarafından 2018 yılında Küresel Çocukluk Çağı Kanserleri Girişimi (Global Initiative for Childhood Cancer) başlatılmıştır. Bu girişimin temel hedefi, 2030 yılına kadar dünya genelinde çocukluk çağı kanserlerinde sağ kalımı en az %60’a çıkarmaktır.
Bu girişim, International Society of Paediatric Oncology (SIOP) işbirliğiyle yürütülmekte olup dört ana stratejik bileşene dayanmaktadır:
1. Erken ve doğru tanının sağlanması
2. Etkili tedaviye erişimin artırılması
3. Tedavi sürekliliğinin ve destek bakımın güçlendirilmesi
4. Sağlık sistemlerinin kapasitesinin artırılması
Bu çerçevede ülkelerin ulusal çocukluk çağı kanser kontrol programlarını güçlendirmesi ve kayıt sistemlerini iyileştirmesi hedeflenmektedir. Türkiye’nin mevcut altyapısı ve deneyimi, bu küresel hedeflerle uyumlu bir gelişim potansiyeline sahiptir.
Sonuç
15 Şubat Çocukluk Çağı Kanserleri Günü, çocukluk çağı kanserlerinin nadir ancak yüksek klinik öneme sahip hastalıklar olduğunu; erken tanı, doğru tedavi ve eşit sağlık hizmetlerine erişim sağlandığında büyük oranda tedavi edilebilir olduklarını hatırlatmaktadır. Türkiye’de elde edilen olumlu sonuçların sürdürülebilir kılınması ve küresel hedeflerle uyumlu şekilde geliştirilmesi, çocuk onkolojisinin temel öncelikleri arasında yer almaktadır.
________________________________________
Kaynaklar
1. World Health Organization.
CureAll Framework: WHO Global Initiative for Childhood Cancer.
WHO; 2021.
2. International Society of Paediatric Oncology.
Childhood cancer: a global perspective.
Lancet Oncology. 2018;19(9):e473–e484.
3. Ward ZJ, et al.
Global childhood cancer survival estimates.
Lancet. 2019;394:1647–1657.
4. Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı.
Türkiye Kanser İstatistikleri.
Ankara.
5. Oeffinger KC, et al.
Chronic health conditions in adult survivors of childhood cancer.
N Engl J Med. 2006;355:1572–1582.