Bir çocuğun sağlığı yalnız hastanelerde değil; soluduğu havada, tükettiği gıdada ve yaşadığı gezegenin dengesinde şekillenir. Çocuk sağlığı yalnız klinik bakımın sonucu değildir; çevresel sürdürülebilirlik, güvenli gıda sistemleri ve ekosistem dengesi geleceğin nesillerinin sağlık belirleyicileri hâline gelmektedir. Tek Sağlık yaklaşımı pediatriyi birey merkezli bakıştan çıkararak gezegen sağlığı perspektifiyle yeniden tanımlamaktadır.

Çocuk sağlığı uzun yıllar boyunca hastalıkların erken tanısı, aşılama programları ve büyüme-gelişme izlemleri üzerinden değerlendirilmiştir. Bu yaklaşım pediatrinin en önemli başarılarını oluşturmuş olsa da günümüzde çocukların karşı karşıya olduğu sağlık sorunları yalnız biyolojik etkenlerle açıklanamayacak kadar karmaşık hâle gelmiştir. Bir çocuğun sağlığı artık yalnız genetik özellikleri ya da aldığı tıbbi bakım ile değil; yaşadığı çevre, beslenme sistemi, ekolojik koşullar ve toplumsal yaşam biçimleri ile şekillenmektedir. Bu gerçek, sağlık anlayışının insan merkezli sınırlarını genişleterek insan, hayvan ve çevre sağlığını birlikte ele alan Tek Sağlık yaklaşımını giderek daha önemli hâle getirmiştir.

Tek Sağlık yaklaşımı, sağlığı yalnız bireysel hastalıkların yokluğu olarak değil, yaşam sistemleri arasındaki dengenin korunması olarak tanımlar. Bu bakış açısının pediatri açısından özel bir anlamı vardır; çünkü çevresel değişimlerin etkilerini en erken hisseden ve en uzun süre taşıyan grup çocuklardır. Gelişmekte olan organ sistemleri, yüksek metabolik hızları ve çevresel maruziyetlere karşı artmış duyarlılıkları nedeniyle çocuklar ekolojik bozulmalardan erişkinlere kıyasla daha fazla etkilenmektedir.

Son yıllarda pediatrik hastalık profilindeki değişim bu dönüşümü açık biçimde ortaya koymaktadır. Enfeksiyon hastalıklarının görece azalmasına karşın çocukluk çağı obezitesi, alerjik hastalıklar, metabolik bozukluklar ve nörogelişimsel sorunlar belirgin biçimde artmıştır. Kentleşmenin hızlanması, açık alan hareketliliğinin azalması, ekran temelli yaşam alışkanlıkları ve ultra işlenmiş gıdaların yaygınlaşması çocukların enerji dengesi ve metabolik programlanmasını değiştirmektedir. Böylece çevresel koşullar ile biyolojik sonuçlar arasında güçlü bir ilişki ortaya çıkmaktadır.

Beslenme sistemleri Tek Sağlık yaklaşımının pediatriyle kesiştiği en önemli alanlardan biridir. Günümüzde çocukların diyetinde giderek daha fazla yer alan yüksek derecede işlenmiş gıdalar yalnız enerji yoğunlukları nedeniyle değil, içeriklerindeki katkı maddeleri açısından da dikkat çekmektedir. Emülgatörler, yapay tatlandırıcılar, koruyucular ve raf ömrünü uzatan bileşenlerin bağırsak mikrobiyotası üzerinde değişikliklere yol açabileceğine dair bulgular artmaktadır. Mikrobiyotanın bağışıklık sistemi ve metabolik denge üzerindeki rolü göz önüne alındığında, erken yaşta bu tür gıdalara yoğun maruziyet obezite riskini artırmanın ötesinde inflamatuvar süreçleri ve metabolik hastalık eğilimini etkileyebilmektedir. Çocukluk çağı obezitesi bu nedenle yalnız bireysel tercih değil, üretim ve tüketim sistemlerinin sağlık üzerindeki yansımasıdır.

Çevre kirliliği çocuk sağlığının bir diğer belirleyici unsurudur. Çocukların solunum hızının yüksek olması hava kirleticilerine maruziyeti artırır ve partikül madde yoğunluğu ile astım ve alerjik hastalıklar arasındaki ilişki giderek daha güçlü biçimde ortaya konmaktadır. Ağır metaller, pestisit kalıntıları ve endokrin bozucu kimyasallar gelişmekte olan sinir sistemi üzerinde etkili olabilir; bilişsel gelişim ve davranışsal süreçler üzerinde uzun dönemli sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle çevre sağlığı, pediatrik koruyucu hekimliğin ayrılmaz bir parçası hâline gelmiştir.

Tek Sağlık yaklaşımı sürdürülebilir yaşam ve atık yönetimi konularını da sağlık perspektifine dahil eder. Artan plastik tüketimi sonucunda mikroplastiklerin suya, toprağa ve gıda zincirine karıştığı; hatta insan dokularında saptanabildiği gösterilmiştir. “Sıfır Atık” yaklaşımı bu açıdan yalnız çevresel bir politika değil, çocukların kimyasal maruziyetini azaltmayı hedefleyen bir koruyucu sağlık stratejisidir. Daha az atık üretimi, sürdürülebilir tüketim alışkanlıkları ve doğal kaynakların korunması uzun vadede pediatrik sağlık kazanımı anlamına gelmektedir.

İklim değişikliği Tek Sağlık yaklaşımının pediatrik boyutunu daha da görünür kılmaktadır. Artan sıcaklık dalgaları, değişen enfeksiyon dağılımları, su kaynaklarının azalması ve tarımsal üretimdeki dalgalanmalar çocukların beslenme güvenliğini ve bağışıklık sistemini etkilemektedir. Polen sezonlarının uzaması alerjik hastalıkları artırırken, çevresel belirsizlikler çocuk ve ergen ruh sağlığı üzerinde de etkiler yaratmaktadır. Sağlıklı büyüme yalnız sağlık hizmetlerine erişimle değil, sürdürülebilir bir çevrede yaşama imkânıyla mümkündür.

İnsan ve hayvan sağlığı arasındaki ilişki de pediatri açısından önem taşır. Zoonotik hastalıkların önemli bölümü insan-hayvan etkileşiminden kaynaklanmaktadır. Evcil hayvan sağlığı, aşılama uygulamaları ve hijyen farkındalığı çocukların korunmasında rol oynar. Bu nedenle pediatri, veterinerlik ve çevre bilimleri arasındaki işbirliği geleceğin sağlık sisteminin temel bileşenlerinden biri olacaktır.

Koruyucu hekimlik pediatrinin özüdür ve Tek Sağlık yaklaşımı bu anlayışı genişleterek yeniden tanımlar. Sağlıklı şehir planlaması, temiz hava, güvenilir gıda sistemleri ve sürdürülebilir yaşam kültürü çocukların hastalanmasını önleyen en güçlü müdahalelerdir. Bir çocuğun sağlığı yalnız klinikte değil; yaşadığı çevrede, okulunda ve günlük yaşam alışkanlıklarında şekillenir.

Tek Sağlık yaklaşımı, çocuk sağlığının gezegen sağlığından ayrı düşünülemeyeceğini hatırlatır. Çevresel bozulma, değişen beslenme sistemleri ve sürdürülebilir olmayan yaşam biçimleri en büyük etkisini gelecek nesiller üzerinde gösterir. Sağlıklı çocuklar yetiştirmek yalnız hastalıkları tedavi etmekle değil, hastalıkları doğuran koşulları dönüştürmekle mümkündür. Sıfır atık anlayışı, güvenli gıda sistemleri ve çevresel sorumluluk bu nedenle yalnız ekolojik hedefler değil, güçlü koruyucu hekimlik uygulamalarıdır. Bugün doğaya gösterilen özen, yarının çocuklarının sağlığına dönüşecektir. Çünkü sağlıklı çocuklar yetiştirmenin en güçlü yolu, onların yaşayacağı dünyayı sağlıklı bırakmaktır.