Kanser riskini etkileyen beslenme faktörleri konusunda nerede güçlü bilimsel kanıt var, nerede yok sorusunun yanıtı giderek netleşiyor.

Nerede Güçlü Kanıt Var?

Lif ağırlıklı bitkisel beslenme ile bazı kanser türlerinde riskin azaldığını gösteren büyük çaplı çalışmalar mevcut. Lif; taze sebzeler, meyveler, baklagiller ve tam tahıllarda yüksek miktarda bulunuyor. Bu tür beslenme kalıplarıyla izlenen insanların özellikle bağırsak kanserine yakalanma olasılıklarının daha düşük olduğu çok sayıda gözlemsel ve epidemiyolojik araştırmada rapor edildi.

Benzer şekilde, işlenmiş kırmızı et tüketimi ile kanser riskinin arttığı konusunda bilimsel fikir birliği var. Salam, sosis gibi işlenmiş ürünlerin ağırlıklı olarak tüketildiği diyet modelleriyle izlenen insanlarda özellikle sindirim sistemi kanserleri daha sık görüldü. Aşırı alkol tüketimi de meme, karaciğer ve bağırsak kanserleriyle ilişkilendirildi.

Bu alanlardaki kanıtlar, sadece tek ya da iki küçük araştırmaya değil, birikimli ve büyük popülasyonların izlendiği çalışmalara dayanıyor. Bu yüzden bilim dünyasında “güçlü kanıt” olarak adlandırılıyor.

Gece Başlayan O Huzursuzluk: Huzursuz Bacak Sendromu Nedir?
Gece Başlayan O Huzursuzluk: Huzursuz Bacak Sendromu Nedir?
İçeriği Görüntüle

Nerede Orta veya Zayıf Kanıt Var?

Bazı besin bileşenleri ve gıda öğeleri, deneysel ve gözlemsel araştırmalarda kanser riskini azaltma eğilimi gösteriyor. Omega-3 yağ asitleri, belirli sebzelerin fitokimyasalları, antioksidanlar gibi maddeler bu kategoriye giriyor. Bu etkilerin altında yatan biyolojik mekanizmalar plausibel, yani mantıklı ve laboratuvar düzeyinde açıklanabilir. Ancak bu bulguların “kesin klinik kanıt” olarak kabul edilmesi için kontrollü insanlar üzerinde yapılmış müdahale çalışmalarının sayısı ve kalitesi henüz yeterli değil.

Öte yandan popüler beslenme trendlerinin bazıları — örneğin tek başına belirli bir tohum, kök, meyve suyu veya takviyenin kanseri engellediği iddiası — bilimsel araştırmalarla tutarlı biçimde desteklenmiyor. Bazı durumlarda tekil antioksidan takviyeleri üzerine yapılmış kontrollü çalışmalar, risk azaltmadığını ya da olumsuz etki gösterebileceğini ortaya koydu.

“Süper Besin Yoktur” Gerçeği

Modern bilim, kanseri sadece beslenmeyle önlemek gibi basitleştirilmiş bir modelin ötesine bakıyor. Kanser riskini belirleyen faktörler; genetik altyapı, çevresel etkiler, fiziksel aktivite, vücut ağırlığı ve bağışıklık sistemi gibi çoklu bileşenleri içeriyor. Beslenme, bu bütünün önemli bir parçası; ancak tekil mucize besinlerin kanseri “önlediğini” söylemek klinik kanıtla desteklenmiyor.

Klinik Kanıt Ne Demek?

Bir önerinin bilimsel olarak güçlü kabul edilmesi için, kontrollü, randomize çalışma tasarımları ile tekrarlanabilir sonuçlar göstermesi bekleniyor. Beslenme araştırmalarında bu tür çalışmalar yapmak zordur; insanların uzun yıllar boyunca belirli bir diyetle izlenmesi karmaşıktır. Bu nedenle çoğu bulgu “gözlemsel ilişki” düzeyinde olur. Sadece bazı diyet kalıpları, özellikle lif açısından zengin bitkisel beslenme ve işlenmiş etin kısıtlanması gibi modeller, güçlü epidemiyolojik kanıtlarla desteklenebiliyor.

Sonuç: Bilim Ne Diyor?

Beslenme, kanser riskini etkilemede rol oynuyor. Ancak bu rol, tek bir yiyeceğe ya da mucizevi besin öğesine indirgenemeyecek kadar karmaşık. Güçlü bilimsel kanıt, genel beslenme modelinin sağlıklı tutulmasının — özellikle yüksek lifli besinler, taze bitkisel gıdalar ve aşırı işlenmiş ürünlerden uzak durmanın — belirli kanser türleriyle ilişkili riski düşürdüğünü gösteriyor. Buna karşılık, belirli bir gıda ya da besin öğesini “kanseri önleyici” olarak etiketlemek için elimizde yeterli klinik kanıt bulunmuyor.