Onun *De Materia Medica* adlı eseri, yüzyıllar boyunca hekimlerin ve ilaç hazırlayanların başvurduğu temel kaynaklardan biri hâline geldi.
Bir ilaç nasıl doğar?
Bugün bu sorunun cevabını verirken laboratuvarlardan, moleküllerden, klinik araştırmalardan ve ruhsatlandırma süreçlerinden söz ediyoruz.
Fakat bundan yaklaşık iki bin yıl önce bir hekimin önünde bambaşka bir dünya vardı.
Dağlarda yetişen otlar…
Ağaçlardan akan reçineler…
Topraktan çıkarılan kökler…
Hayvansal ürünler…
Mineraller…
Şarap, yağ, bal ve çeşitli doğal maddeler…
İnsanlar bunların bir bölümünü hastalıkları ve yaralanmaları tedavi etmek amacıyla kullanıyor, edindikleri bilgileri kuşaktan kuşağa aktarıyordu.
Ancak hangi bitkinin kullanıldığı, nasıl tanınacağı, hangi bölümünün hazırlanacağı ve hangi amaçla uygulanacağı konusunda bilgiler çoğu zaman yerel geleneklere ve kişisel deneyimlere dayanıyordu.
Pedanios Dioskorides’in büyüklüğü, doğadaki bütün bu maddeleri ilk kez keşfetmesinde değildi.
Asıl önemi, kendi dönemine kadar biriken bilgileri gözlem ve deneyimlerle bir araya getirerek düzenlemeye, tanımlamaya ve gelecek kuşaklara aktarılabilir hâle getirmeye çalışmasındaydı.
Bu nedenle Dioskorides, modern anlamdaki farmakolojinin kurucusu olarak tanımlanmasa da farmakoloji ve farmakognozi tarihinin en önemli öncülerinden biri kabul edilir.
## Hikâye Anadolu’da Başladı
Pedanios Dioskorides, MS 1. yüzyılda Roma İmparatorluğu döneminde yaşamış Anadolulu bir hekim ve tıp yazarıydı.
Doğum yeri olarak antik Kilikya bölgesindeki Anazarbos gösterilir. Bugün bu antik kentin kalıntıları Adana’nın Kozan ilçesi yakınlarında bulunmaktadır.
Dioskorides’in kişisel yaşamı hakkında günümüze ulaşan bilgiler oldukça sınırlıdır. Doğum ve ölüm tarihleri kesin olarak bilinmediği gibi, eğitiminin nerede ve nasıl gerçekleştiği konusunda da farklı görüşler bulunmaktadır.
Bazı araştırmacılar onun dönemin önemli bilim ve kültür merkezlerinden Tarsus’la bağlantılı olabileceğini düşünmektedir.
Geleneksel biyografilerde Dioskorides’in Roma ordusunda hekimlik yaptığı anlatılır. Ancak kendi eserindeki askerî bir yaşam sürdüğünü düşündüren ifadelerin nasıl yorumlanması gerektiği tartışmalıdır. Bu nedenle onun düzenli olarak Roma ordusunda hekimlik yapıp yapmadığı kesin olarak bilinmemektedir.
Kesin olan şudur:
Dioskorides yalnızca önceki metinleri aktaran bir yazar değildi.
Eserinin yapısı, doğal maddeleri tanımaya, karşılaştırmaya ve onların tıbbi kullanımlarını sistemli biçimde kaydetmeye büyük önem verdiğini göstermektedir.
## Doğa Onun Büyük Laboratuvarıydı
Dioskorides’in yaşadığı çağda bugünkü anlamıyla deneysel farmakoloji yoktu.
Bir maddenin kimyasal yapısını çözmek, etkin molekülünü belirlemek veya kontrollü klinik araştırmalar yapmak mümkün değildi.
Ancak dikkatli gözlem vardı.
Tecrübe vardı.
Ve kuşaklar boyunca biriken geniş bir bilgi birikimi vardı.
Dioskorides bütün bunları bir araya getirmeye çalıştı.
Bir bitkiyi yalnızca adıyla kaydetmek yeterli değildi.
Nasıl görünüyordu?
Nerede yetişiyordu?
Hangi bölümü kullanılıyordu?
Kökü mü?
Yaprağı mı?
Tohumu mu?
Reçinesi mi?
Nasıl hazırlanıyordu?
Hangi hastalık veya belirti için kullanılıyordu?
Benzer bitkilerden nasıl ayırt edilebilirdi?
Dioskorides’in yaklaşımını çağının basit bitki listelerinden ayıran en önemli özelliklerden biri buydu.
O, doğadaki maddeleri yalnızca sıralamıyor; onları tanımlamaya ve tıbbi bilgi içinde belirli bir yere oturtmaya çalışıyordu.
## Beş Kitaplık Bir Tıp Hazinesi: De Materia Medica
Dioskorides’in adını bugün bile yaşatan eser, Yunanca kaleme aldığı ve daha sonra Latince adıyla ünlenen *De Materia Medica* oldu.
Türkçeye yaklaşık olarak “Tıbbi Maddeler Üzerine” şeklinde çevrilebilecek eser beş kitaptan oluşuyordu.
Burada yalnızca şifalı bitkiler yoktu.
Bitkilerden elde edilen maddelerin yanı sıra yağlar, şaraplar, reçineler, hayvansal kökenli ürünler ve çeşitli mineraller de ele alınıyordu.
Eserde yer alan maddelerin kesin sayısı, kullanılan el yazmalarına ve modern araştırmacıların sınıflandırma yöntemlerine göre değişmektedir.
Ancak genel olarak *De Materia Medica*, yüzlerce bitkinin yanı sıra hayvansal ve mineral kökenli çok sayıda maddeyi kapsayan son derece geniş bir tıbbi madde bilgisini bir araya getiriyordu.
Dioskorides yalnızca maddelerin isimlerini sıralamadı.
Onların özelliklerini, hazırlanış biçimlerini ve kendi döneminde hangi hastalık veya belirtiler için kullanıldıklarını da kaydetti.
Ancak burada önemli bir ayrım yapmak gerekir.
Dioskorides’in bir madde için belirttiği kullanım alanı, o etkinin bugün modern tıp tarafından bilimsel olarak doğrulandığı anlamına gelmez.
Onun eseri kendi çağının tıbbi bilgi birikimini yansıtmaktadır.
Bazı maddelerin etkileri daha sonraki bilimsel araştırmalarla desteklenmiş, bazı kullanımlar terk edilmiş, bazı bitkilerin ise hangi modern türe karşılık geldiği konusunda hâlâ tartışmalar yaşanmıştır.
Bu nedenle *De Materia Medica*, günümüz için doğrudan uygulanabilecek bir tedavi rehberinden çok, tıp ve eczacılık tarihinin olağanüstü bir belgesi olarak değerlendirilmelidir.
## Bir Bitkinin Adını Bilmek Yetmiyordu
Dioskorides için en önemli sorunlardan biri doğru maddeyi tanımaktı.
Çünkü yanlış bitki bazen etkisiz olabilirdi.
Bazen de zehirli.
Bu nedenle eserinde maddelerin görünüşleri, yetiştikleri yerler, farklı bölgelerde kullanılan isimleri ve hazırlanış biçimleri hakkında bilgiler vermeye çalıştı.
Bu yaklaşım, yüzyıllar sonra bağımsız bir bilim alanına dönüşecek olan farmakognozinin tarihsel gelişimi açısından özellikle önemlidir.
Farmakognozi, en genel anlamıyla doğal kaynaklardan elde edilen tıbbi maddeleri inceleyen bilim alanıdır.
Bitkinin kendisini tanımak…
Doğru türü belirlemek…
Hangi bölümünün kullanılacağını bilmek…
Toplama ve hazırlama yöntemlerini incelemek…
Dioskorides’in üzerinde durduğu meselelerin bir bölümü bunlardı.
Elbette onun yöntemi modern farmakognoziyle aynı değildi.
Mikroskop yoktu.
Kimyasal analiz yoktu.
Moleküler tanımlama yoktu.
Fakat temel sorun çoktan fark edilmişti:
**İlaç olarak kullandığımız doğal maddeyi gerçekten tanıyor muyuz?**
Bu soru bugün de farmasötik bilimlerin temel meselelerinden biri olmayı sürdürüyor.
## Haşhaştan Aloeye Uzanan Bir Doğa Bilgisi
*De Materia Medica*’nın sayfalarında bugün de tanıdığımız çok sayıda bitki ve doğal maddeyle karşılaşmak mümkündür.
Haşhaş…
Aloe…
Safran…
Adamotu…
Çeşitli aromatik bitkiler…
Reçineler…
Yağlar…
Bitkisel ve mineral kökenli maddeler…
Ancak Dioskorides’in anlattığı tarihsel kullanımlarla modern ilaçlar arasında doğrudan ve kesintisiz bir eşitlik kurmak yanıltıcı olabilir.
Modern farmakoloji, bir doğal maddenin içindeki bileşikleri tanımlar, etkin maddeleri araştırır, dozlarını belirlemeye çalışır, yan etkilerini ve ilaç etkileşimlerini inceler.
Dioskorides’in dünyasında böyle bir bilimsel altyapı yoktu.
Buna rağmen onun oluşturduğu kayıt, doğal maddelere ilişkin bilgilerin sonraki kuşaklar tarafından karşılaştırılması, tartışılması ve geliştirilmesi açısından son derece değerliydi.
## Bir Kitap Nasıl Bin Beş Yüz Yıldan Fazla Yaşar?
Bir bilim kitabı düşünün.
İmparatorluklar yıkılıyor.
Diller değişiyor.
Yeni devletler kuruluyor.
Tıp anlayışı dönüşüyor.
Ama o kitap kopyalanmaya devam ediyor.
*De Materia Medica*’nın hikâyesi biraz da budur.
Dioskorides’in eseri bin beş yüz yılı aşan bir süre boyunca Akdeniz, Avrupa ve İslam dünyasının tıp, eczacılık ve bitki bilgisi geleneğinde etkili olan temel metinlerden biri olarak varlığını sürdürdü.
Metin Yunanca el yazmalarıyla çoğaltıldı.
Latinceye aktarıldı.
Arapçaya çevrildi.
Farklı coğrafyalarda yeniden yorumlandı.
Buradaki en büyük sorunlardan biri bitkilerin isimleriydi.
Bir bölgede bilinen bir bitkinin Yunanca adı başka bir coğrafyada hangi bitkiye karşılık geliyordu?
Aynı bitki farklı dillerde hangi adlarla biliniyordu?
Aynı isim farklı bölgelerde farklı bitkiler için kullanılıyor olabilir miydi?
Dioskorides’in mirası böylece yalnızca tıp tarihinin değil, botanik terminolojisinin ve bilimsel çeviri tarihinin de önemli meselelerinden biri hâline geldi.
## Yunancadan Arapçaya, Doğu’dan Batı’ya Uzanan Bir Bilgi Yolculuğu
Dioskorides’in eserinin tarihsel etkisinin en dikkat çekici yönlerinden biri, farklı medeniyetlerin ortak bilimsel mirasının bir parçasına dönüşmesidir.
Antik dünyanın bilim geleneğinde ortaya çıkan metin, Bizans döneminde kopyalanmaya devam etti.
Latince dünyasında farklı biçimlerde dolaşıma girdi.
İslam medeniyetinin yükselişi sırasında Arapçaya çevrildi ve hekimler, eczacılar ile botanik bilgisiyle ilgilenen bilim insanları tarafından incelendi.
9. yüzyıldaki büyük tercüme hareketleri sırasında *De Materia Medica*’nın Arapçaya aktarılması, eserin yeni bir bilim coğrafyasına taşınmasını sağladı.
Bu aktarım yalnızca bir metnin kelimelerinin başka bir dile çevrilmesinden ibaret değildi.
Bitkilerin tanımlanması, yerel adlarının bulunması ve farklı coğrafyalardaki türlerle karşılaştırılması da gerekiyordu.
Daha sonraki yüzyıllarda Avrupa’da el yazmaları ve basılı edisyonlar üzerinden dolaşımını sürdüren eser, Rönesans döneminde yeni yorumlarla yeniden yayımlandı.
Matbaanın yaygınlaşması, Dioskorides’in eserinin daha geniş bir okuyucu kitlesine ulaşmasını sağladı.
Böylece Anazarboslu bir hekimin kaleme aldığı bilgiler, farklı dillerde ve farklı kültürlerde yaşamaya devam etti.
## Viyana Dioskorides’i: Bir Kitaptan Fazlası
Dioskorides’in mirasının günümüze ulaşmasını sağlayan en önemli tarihî belgelerden biri, **Viyana Dioskorides’i** olarak bilinen görkemli el yazmasıdır.
6. yüzyılın başlarında hazırlanan bu zengin resimli el yazması, aristokrat Anicia Juliana için hazırlanmıştı.
Sayfalarındaki bitki resimleri yalnızca estetik açıdan değil, tıp ve botanik bilgisinin aktarımı açısından da büyük önem taşımaktadır.
Bugün Avusturya Millî Kütüphanesi’nde korunan eser, 1997 yılında UNESCO Dünya Belleği Programı’nın uluslararası siciline alınmıştır.
Bir bakıma Viyana Dioskorides’i, bilginin yüzyıllar boyunca nasıl yaşatılabildiğinin somut bir örneğidir.
Dioskorides öldü.
İmparatorluklar değişti.
Yüzyıllar geçti.
Ancak onun kaleme aldığı bilgiler başka eller tarafından yeniden kopyalandı.
Bitkiler yeniden çizildi.
Metinler başka dillere çevrildi.
Ve bilgi yolculuğuna devam etti.
## Dioskorides Modern Bilimin Neresinde Duruyor?
Dioskorides’i değerlendirirken iki uçtan da kaçınmak gerekir.
Onu modern farmakolojinin bütün yöntemlerini iki bin yıl önce kurmuş bir bilim insanı gibi göstermek tarihsel olarak doğru değildir.
Ancak onu yalnızca eski bitki tariflerini bir araya getiren sıradan bir derleyici olarak görmek de büyük bir haksızlık olur.
Dioskorides’in tarihsel önemi, kendi çağının imkânları içinde doğal maddelere ilişkin geniş bir bilgi birikimini düzenli ve kullanılabilir bir tıp kaynağı hâline getirmesindedir.
Bugünkü ilaç bilimi artık çok daha ileridedir.
Doğal bir maddenin içindeki etkin bileşikler analiz edilebilmekte, etkileri laboratuvarda araştırılmakta ve klinik çalışmalarla değerlendirilebilmektedir.
Ancak modern bilimin yükseldiği merdivenin eski basamaklarından bazıları, doğaya dikkatle bakan ve gördüklerini sistemli biçimde kaydeden hekimlerin çalışmalarından oluşmuştur.
Dioskorides de bu basamakların en önemlilerinden birini oluşturdu.
## Bitkisel İlaç Bilgisini Yüzyıllara Taşıyan Eser
İnsanlar Dioskorides’ten önce de bitkileri tedavi amacıyla kullanıyordu.
Dolayısıyla Dioskorides bitkisel tedaviyi keşfetmedi.
Onun yaptığı başka bir şeydi.
Dağınık bilgileri sistemli bir metinde bir araya getirdi.
Doğal maddeleri tanımlamaya çalıştı.
Kullanım biçimlerini kaydetti.
Farklı adları karşılaştırdı.
Ve doğal kaynaklardan elde edilen tıbbi maddeler konusunda yüzyıllar boyunca başvurulacak büyük bir eser ortaya çıkardı.
Bu nedenle fitoterapi, eczacılık, farmakoloji ve farmakognozi tarihi anlatılırken Dioskorides’in adı mutlaka anılır.
Onun en büyük mirası yalnızca tarif ettiği bitkiler değildir.
Asıl mirası, **doğadan elde edilen bir maddenin tıbbi amaçla kullanılabilmesi için önce dikkatle tanınması, gözlenmesi ve bilgisinin kayıt altına alınması gerektiği düşüncesinin tarihsel gelişimine yaptığı büyük katkıdır.**
## Az Bilinen İlginç Bilgiler
### Dioskorides’in kesin yaşam öyküsünü bilmiyoruz
Tıp tarihinin en etkili eserlerinden birini yazmasına rağmen Dioskorides’in kişisel yaşamı hakkında şaşırtıcı derecede az bilgi bulunmaktadır.
Doğum ve ölüm tarihleri kesin değildir.
Eğitimi ve mesleki yaşamının ayrıntıları da büyük ölçüde tarihsel yorumlara dayanmaktadır.
### Ünlü tasviri gerçek bir portre değildir
Dioskorides’i gösterdiği kabul edilen en tanınmış tasvirlerden biri Viyana Dioskorides’i el yazmasında yer alır.
Ancak bu eser onun yaşadığı dönemden yaklaşık dört yüzyıl sonra hazırlanmıştır.
Dolayısıyla bu görüntü, gerçek bir portreden çok sonraki kuşakların Dioskorides’i nasıl tasvir ettiğini gösterir.
### Eseri tek bir medeniyetin kitabı olmadı
*De Materia Medica*, Yunanca, Latince ve Arapça bilim gelenekleri içinde farklı dönemlerde dolaşıma girdi.
Böylece bir Anadolu hekiminin eseri, yüzyıllar boyunca farklı kültürlerin ortak bilimsel mirasının bir parçasına dönüştü.
### En önemli nüshalarından biri UNESCO Dünya Belleği’ndedir
6. yüzyılın başlarından kalan Viyana Dioskorides’i, yalnızca tıp tarihi açısından değil, dünya kitap ve bilim tarihi bakımından da olağanüstü öneme sahiptir.
El yazması 1997 yılında UNESCO Dünya Belleği Programı’nın uluslararası siciline alınmıştır.
## Anadolu’dan Dünyaya Kalan Bir Miras
Yaklaşık iki bin yıl önce Anazarboslu bir hekimin kaleme aldığı eser, tıp ve eczacılık tarihinin en uzun ömürlü bilgi kaynaklarından biri hâline geldi.
Eserinde bitkilerin görünüşlerini tarif etti.
Köklerin, yaprakların ve tohumların özelliklerini anlattı.
Reçinelerin, yağların ve başka doğal maddelerin kendi dönemindeki kullanım biçimlerini kaydetti.
Kendisinden önce biriken bilgileri derledi, kendi döneminin deneyim ve gözlemleriyle bir araya getirerek sonraki kuşaklara aktarılabilecek sistemli bir kaynak oluşturdu.
Belki de kitabının yüzyıllar boyunca okunacağını bilmiyordu.
Eserinin Yunancadan Arapçaya ve Latinceye aktarılacağını…
Sayfalarındaki bitkilerin yüzyıllar sonra yeniden inceleneceğini…
Adının farmakoloji ve farmakognozi tarihinin en önemli isimleri arasında yaşayacağını tahmin edemezdi.
Ama bugün geriye baktığımızda şunu görebiliyoruz:
**Pedanios Dioskorides yalnızca şifalı bitkiler hakkında bir kitap yazmadı.**
**İnsanlığın doğadan elde ettiği tıbbi bilgiyi yüzyıllar boyunca taşıyan en büyük köprülerden birini kurdu.**
**Ve bu büyük bilimsel mirasın ardında, Kilikya’nın Anazarbos kentinden çıkan bir hekimin adı vardı: Pedanios Dioskorides.**




