Bir hastane odasında en zor şey sessizliktir. Çünkü o sessizlikte herkes bir şey duyar. Yakınlar umutlarını ve korkularını, doktorlar ise çoğu zaman söyleyemediklerini. Yatakta yatan insan hareketsizdir, gözleri kapalıdır. Cihazlar konuşur, o susar. Buna “koma” denir. Ama bu kelimeyi tek başına taşımak kimse için kolay değildir. Çünkü koma yalnızca tıbbi bir durum değil, aynı zamanda herkes için ağır bir sınavdır.

En çok sorulan soru hep aynıdır: Bizi duyuyor mu? Tıp bu soruya her zaman net bir cevap vermez, çünkü cevap her hasta için aynı değildir. Bazı durumlarda beyin seslere hâlâ tepki verebilir. Tanıdık bir ses, bir isim, bir ton… Bilinç kapalıdır ama işitme tamamen susmuş olmayabilir. Beden cevap veremez, fakat belki bir yerde bir şey kayda geçiyordur. Komadan çıkan bazı insanlar yıllar sonra bunu doğrular: “Yanımda ağlayanları duydum. Konuştuklarını duydum. Ama elim, dilim yoktu.”

Bu ihtimal, hasta yakınları için ağır bir yüktür. İnsan ne konuşacağını bilemez. Her kelime tartılır. Umutlu konuşmak yanlış mı olur, gerçeği söylemek acıyı artırır mı? Beklemek zaten zordur; belirsizlikle beklemek daha da zordur.

Ama bu yük yalnızca ailelerin omzunda değildir. Doktorlar da hisseder, ama bunu pek kimse düşünmez. Bir hekim, bir hastanın başucunda dururken yalnızca tıbbi değerlere bakmaz. Ekrandaki çizgilere, reflekslere, sonuçlara… Aynı zamanda odadaki havayı da hisseder. Annenin bakışını, babanın suskunluğunu, kardeşin gözlerindeki “bir şey söyleyin” yalvarışını. Doktor bilir ki bazen söyleyeceği tek bir cümle bir ailenin hayatını ikiye bölecektir. Kimi zaman umut vermek ister ama bilim izin vermez. Kimi zaman gerçeği söyler ama insanlığı susmak ister. Onlar da bu sessizliğin içinde kalır.

İşte bu yüzden hekimler şunu söyler: Komadaki bir hastanın yanında konuşun, ama nasıl konuştuğunuzu bilin. Onun hakkında “artık olmaz” demeyin. En ağır kararları onun başucunda tartışmayın. Adını söyleyin. Günlük şeylerden bahsedin. Sanki sizi duyuyormuş gibi… Çünkü belki de duyuyordur. Bu bir kesinlik değildir, ama bir ihtimaldir. Ve bazen bir insanın hayata tutunması için ihtimal bile yeterlidir.

Koma her zaman karanlık bir son değildir. Bazen bu, insanın seslere sığındığı bir duraktır. Beden susar, dünya susar… Ama bir ses kalır. Ve belki de o ses, “buradayız” diyen bir sestir.