Klinik eğitim hastanesi nedir?

Cevaba bir şakayla başlayayım:

— Doktor, doğru mu? Ameliyatımı bir asistan doktor yapacakmış?
— Evet, doğru.
— Ya beni kesip biçerse?
— O zaman ona zayıf not veririz ve sertifikasını vermeyiz…

Şaka bir yana…

Günümüzde dünyadaki tüm klinik ve merkezler yüksek standartlarda çalışmıyor, bunu kabul etmek gerekir. Dünyanın en iyi ve en ileri merkezlerinde, belirli bir tıp alanında farklı ülkelerden önde gelen uzmanları birkaç yıllık sözleşmelerle davet etme uygulaması vardır. Önde gelen cerrahlar, dahiliye uzmanları ve diğer branşlardaki seçkin hekimlerle yapılan bu sözleşmeler, bu kliniklerin dünya çapında yetkinlik merkezleri olarak itibarını korumasını sağlar.

Bu merkezler, uzmanlık eğitimi gören genç doktorlar için en iyi küresel klinik ve bilimsel eğitim modeli olarak kabul edilmelidir. Ancak dünyada bu tür merkezlerin sayısı çok fazla değildir.

Bununla birlikte Orta Asya’da böyle bir merkez bulunmaktadır. Bu merkez, Astana’daki ve dünya çapında tanınmış kalp cerrahı Yuri Vladimiroviç Pya’nın görev yaptığı kliniktir. Uluslararası üst düzey tıp merkezlerinin en katı kriterlerine uygundur. Birçok kişi “onun paltosunu giymek” ister ama bu herkese göre değildir. Y.V. Pya, ülke yönetiminin davetiyle gelerek bu merkezi en yüksek tıbbi standartlara göre kurmuştur. Bu bilimsel ve eğitimsel tıp kompleksi, hem klinik tıbbın geniş alanlarında hem de kalp-damar cerrahisi hizmetlerinde dünya çapında liderler arasındadır.

Dünyadaki diğer tıp fakülteleri ve üniversiteler — ki bunların büyük bölümü özel, yani devlet dışıdır — genellikle dünyaca birinci sınıf “yıldız” olmayan fakat deneyimli ve kendini kanıtlamış doçent ve profesörleri kadrolarına dahil ederek bilimsel ve klinik alanlar ile tıp ekolleri oluşturma yoluna giderler. Bu durum eğitimin maliyetini daha demokratik hale getirir ve uzmanlık kazanmak ve iyi pratik beceriler edinmek isteyen geniş bir hekim kitlesi için erişilebilir olur.

Bir tıp fakültesi ya da uzmanlık odaklı tıp üniversitesi, aynı şehir ya da bölgede bulunan bir ya da birkaç hastaneyle iş birliği yaparak klinik uygulama eğitimini bu hastanelerde yürütür. En iyi senaryoda, asistan doktorlar hastane servislerinde eğitmenleriyle birlikte çalışır ve deneyimli klinisyenlerin yanında pratik bilgi ve beceri kazanır. Tıp fakültesinin klinik anabilim dallarındaki asistan, doçent ve profesörlerle hastane hekimleri arasındaki iş birliği ne kadar güçlü ve iç içe olursa, asistan doktorların elde edeceği deneyim ve bilgi de o kadar zengin olur.

Elbette klinik eğitim hastanesi fikri yeni değildir. Bu anlayış, bilim, tıp eğitimi ve klinik pratiğin birlikte en yüksek verimi gösterdiği geçen yüzyılın ortalarında şekillenmiştir.

Peki bugün durum nasıl?

Çoğu ülkede ve şehirde tıp fakülteleri pratik sağlık hizmetleri açısından gereksiz görülmeye başlanmıştır. Özellikle post-Sovyet coğrafyada birçok sağlık departmanı ve bakanlık yöneticisi, tıp fakültelerini hastaneler için bir yük olarak görmekte ve işlevlerini sınırlandırmaya çalışmaktadır.

Ancak dikkat çekici bir gerçek vardır: Tıbbi kürsülerin ayrıldığı yerlerde hastanelerin klinik pratiği zamanla zayıflar, geriler ve bazı hastaneler verimsiz görülerek kapatılır.

Peki yüksek nitelikli hekim eğitimi ile hastaların hakları nasıl dengelenir?

Elbette yasalar ve hasta hakları titizlikle korunmalıdır. Bir doktor ilk enjeksiyonunu ya da ilk cerrahi kesiyi, maket ya da simülasyon üzerinde yeterince çalışmadan gerçek bir hasta üzerinde yapmamalıdır.

Ancak hiçbir maket ya da simülatör, canlı klinik pratiğin yerini tutamaz.

İşte burada genç doktorun mentoru, yani deneyimli eğitmeni kilit rol oynar. Eğer genç bir doktor kontrolsüz çalışıyorsa ve yanında rehberlik eden bir eğitmen yoksa, hata ve komplikasyon riski elbette daha yüksek olur. Fakat deneyimli bir hekim-eğitmen gözetiminde çalışan bir ekip için, hasta açısından risk; arkasında destek olmayan genç bir doktora kıyasla daha fazla değildir.

Bizim yasalarımızın özgünlüğü, hasta haklarını korurken aynı zamanda genç doktorların iyi klinik eğitim hastanelerinde gerçek deneyim kazanmalarına olanak tanımasıdır.

Buradaki temel mesele, etik çerçevenin doğru şekilde düzenlenmesi ve üniversiteler ile hastaneler arasındaki iş birliğinin sağlıklı biçimde organize edilmesidir.