Uzmanlara göre etkili tedaviler sayesinde HIV, düzenli takip ve ilaç kullanımıyla yönetilebilir kronik bir hastalık haline geldi.

Antiretroviral Tedavi Hayat Süresini Uzattı

1990’lı yılların ortasından itibaren geliştirilen kombine antiretroviral tedaviler (ART), HIV’in seyrini kökten değiştirdi. Günümüzde tedaviye erişimi olan ve ilaçlarını düzenli kullanan bireylerin yaşam beklentisi, HIV taşımayan akranlarına oldukça yakın seviyelere ulaşabiliyor.

Uzmanlar, erken tanı ve düzenli ilaç kullanımının bu başarıdaki en kritik faktörler olduğunu vurguluyor.

Viral Yük Baskılanınca Bulaş Riski Ortadan Kalkıyor

Bilimsel olarak kabul edilen “U=U” (Undetectable = Untransmittable) ilkesi, HIV tedavisinde önemli bir dönüm noktası olarak görülüyor. Buna göre, en az altı ay boyunca viral yükü tespit edilemez seviyede olan ve tedaviye düzenli devam eden kişiler, virüsü cinsel yolla başkalarına bulaştırmıyor.

Yaygın Gıda Koruyucuları Kanser ve Tip 2 Diyabetle Bağlantılı
Yaygın Gıda Koruyucuları Kanser ve Tip 2 Diyabetle Bağlantılı
İçeriği Görüntüle

Bu durum, yalnızca bireysel sağlık açısından değil, halk sağlığı açısından da büyük bir kazanım olarak değerlendiriliyor.

Kronik Hastalık Dönemi

Uzmanlara göre HIV artık diyabet ya da hipertansiyon gibi düzenli tedavi ve takip gerektiren kronik bir sağlık durumu olarak ele alınıyor. Tedavi kesilmediği sürece virüs baskı altında tutulabiliyor ve bağışıklık sistemi korunabiliyor.

Her yıl milyonlarca kişi antiretroviral tedavi sayesinde aktif, üretken ve sağlıklı bir yaşam sürdürüyor.

Erken Tanı Hayat Kurtarıyor

Sağlık otoriteleri, HIV ile mücadelede en önemli adımın erken test ve erken tedavi olduğunu belirtiyor. Erken dönemde başlanan tedavi, hem hastalığın ilerlemesini önlüyor hem de bulaş zincirini kırıyor.

Modern tıp, HIV’i ortadan kaldırmış değil; ancak onu kontrol altına alarak ölümcül bir hastalıktan yönetilebilir bir kronik duruma dönüştürmüş durumda. Uzmanlar, düzenli takip ve ilaç uyumunun bu başarının temel anahtarı olduğunu vurguluyor.