Genç yetişkinlerde kanser vakalarının artması, bilim dünyasında yeni bir tartışmayı gündeme taşıdı. Nature Medicine’da yayımlanan araştırmaya göre, bazı kişiler takvim yaşından daha “yaşlı” biyolojik belirtiler taşıyor ve bu durum erken yaşta kanser riskiyle ilişkili olabilir.

Washington University School of Medicine öncülüğündeki çalışmada, UK Biobank verileri üzerinden 154 binden fazla genç yetişkin incelendi. Araştırmacılar, son kuşaklarda biyolojik yaş ile kronolojik yaş arasındaki farkın daha belirgin hale geldiğini bildirdi. 1965-1974 doğumlularda biyolojik yaş farkının, 1950-1954 doğumlulara göre yüzde 23 daha yüksek olduğu belirtildi.

Çalışmada hızlanmış biyolojik yaşlanmanın özellikle akciğer, gastrointestinal sistem ve rahim kanserleriyle ilişkili bulunduğu aktarıldı. Ancak uzmanlar, araştırmanın gözlemsel olduğunu ve “biyolojik yaşlanma doğrudan kansere neden olur” sonucuna varılamayacağını vurguluyor.

Biyolojik yaş; iltihaplanma, metabolik durum, bağışıklık sistemi, kan belirteçleri ve organ fonksiyonları gibi birçok göstergenin birlikte değerlendirilmesiyle hesaplanıyor. Araştırmacılara göre modern yaşam tarzı, hareketsizlik, uyku bozuklukları, çevresel maruziyetler ve metabolik stres bu süreci etkileyebilir.

Lösemi Tedavisinde Yeni Dönem: Tamamen Ağızdan Alınan Tedavi Umut Verdi
Lösemi Tedavisinde Yeni Dönem: Tamamen Ağızdan Alınan Tedavi Umut Verdi
İçeriği Görüntüle

Bulgular, genç yaşta kanser riskini anlamada yalnızca doğum yılının değil, vücudun biyolojik durumunun da dikkate alınması gerektiğini gösteriyor. Ancak bu alanın henüz araştırma aşamasında olduğu, tarama ve korunma stratejilerinin yine sigaradan uzak durma, sağlıklı kilo, düzenli egzersiz, dengeli beslenme ve uygun kanser taramalarına katılım üzerine kurulması gerektiği belirtiliyor.