Günümüzde hemen hemen herkesin dilinden en az bir kez "stres" kelimesini duyuyoruz. Bu kadar yaygın olan stres kavramına bir de bilimsel açıdan yaklaşalım. Stres nedir?
​Stres; organizmanın kendisine yöneltilen herhangi bir talebe verdiği spesifik olmayan bir tepkidir. Stresin tetiklediği hastalıklara psikosomatik hastalıklar denir. Astım, alerji, mide ülseri, felç, beyin kanamaları, yüksek tansiyon, kalp-damar hastalıkları, romatizma, bağırsak iltihabı ve sivilceler bu grup hastalıklar arasında sayılmaktadır.
​İnsandaki stresin ortadan kalkması, beyindeki biyokimyasal süreçlerin düzelmesi ve bu hastalıklarda gerçekleşen yıkıcı sürecin durdurulması anlamına gelir. Günümüzde kalp krizi geçiren kişilere, ikinci bir krizi önlemek amacıyla stresi azaltmaya yönelik ilaç tedavileri uygulanabilmektedir.

​Stresin Kalp Sağlığı Üzerindeki Etkisi

​Stresin özellikle kan-damar sisteminin işleyişi üzerindeki etkisi tartışılmazdır.
Ohio State Üniversitesi'nde yapılan bir araştırma, homosistein adlı amino asidin stresli bireylerde arttığını göstermektedir. Bu amino asit, kalp hastalıkları riskini doğrudan artıran bir maddedir.
​Finlandiya’dan Dr. Thomas Kamarck da zihinsel stresin damar bozukluklarını ve damar sertliğini artırdığını, kandaki yüksek kolesterol ile stres arasındaki ilişkiyi doğrulayan çalışmalar yayımlamıştır.

​"Ruhun Yorulması, Bedene Yansır"

​Sık sık duyduğumuz "O kişi için içim acıyor", "Sanki kalbime iğne batıyor" veya "Kalbim ağrıyor" gibi ifadeler, insanlar tarafından psikolojik durumlarını belirtmek için kullanılır. Bu tür ifadeler sembolik veya mecazi görünse de aslında birer gerçektir. Bu, ruh yorgunluğunun bedene psikosomatik yansımasıdır. Stres de tam olarak buradan başlar.
​Uzun süreli ve kontrolsüz stres; organizmada biyokimyasal değişiklikler yaratarak kalp krizi, yüksek tansiyon ve damar sertliği gibi ağır hastalıklara zemin hazırlar. Bu nedenle kalbimizi korumak için sadece fiziksel sağlığımıza değil, ruh sağlığımıza da dikkat etmeliyiz.

​Stresle Baş Etme Yolları

​Stresi tamamen hayatımızdan çıkarmak mümkün olmasa da onu yönetmek mümkündür. İşte dikkat edilmesi gereken temel adımlar:
​Günlük Rutin ve Uyku: Düzenli bir yaşam tarzı ve yeterli uyku sinir sistemini dengeler.
​Fiziksel Aktivite: Özellikle açık havada yapılan yürüyüşler stres hormonlarını azaltır.
​Beslenme Düzeni: Kafein ve zararlı alışkanlıkların azaltılması damar sağlığını korur.
​Zihinsel Teknikler: Nefes egzersizleri, meditasyon veya dua gibi sakinleştirici faaliyetler gerginliği azaltır.
​Sosyal Destek: Duyguları paylaşmak ve sevdikleriyle vakit geçirmek psikolojik yükü hafifletir.
​Stresi kontrol etmek, kalbi ve dolayısıyla hayatı korumak demektir. Unutmamalıyız ki, sağlıklı bir kalp için sakin bir ruh şarttır.