Kerteriz neydi?” sorusunu duyar gibiyim. Üzülmeyin; çok olmadı ben de öğreneli. Yelkencilerden duydum bu ifadeyi ilk kez. TDK’ye göre kerteriz almak (veya etmek), “bir yerin hangi yönde olduğunu ya da geminin bulunduğu konumu pusula ile ölçmek” anlamına geliyor. Denizciler, gidecekleri yönü belirlemek için kerteriz alırlar. Hedefledikleri noktaya doğru güvenle ilerleyebilmenin pratik yoludur bu.

Tıp da uzun bir yolculuk. Birinci sınıfta söylendiği gibi, bu eğitim altı yılla sınırlı değil; ömür boyu süren bir serüven. Fakülte, hâlihazırda planlanmış bir programla önümüze konur; dersler, stajlar, sınavlar bellidir. Bu süreçte ek bir kerteriz planı yapmamız çoğu zaman gerekmez. Ancak okuldan çıktıktan sonraki saatler bize aittir. İyi bir enstrüman çalmak, yeni bir dil öğrenmek, spor yapmak ya da bambaşka bir alanda kendimizi geliştirmek bizim seçimlerimizdir.

Fakültede yıllar içinde tıp kültürünü edinir, yavaş yavaş kendi kerterizimizi belirleriz. Kimimiz ilk günden yönünü tayin etmiştir bile. Bana kalırsa bu çok önemlidir; çünkü aldığımız kerteriz, zamanımızı nasıl yöneteceğimizi de belirler. Uzmanlık hedefleniyorsa plan o doğrultuda şekillenir; hedeflenmiyorsa kişi kendini var edebileceği başka alanlara yönelir. Bu yönelme elbette zamandan bağımsız değildir.

Yönü olmayanın zamanı dağılır.
Yönü olanın zamanı ise anlam kazanır.

Bu noktada kulaklarımda “zaman yönetimi” sözü çınlıyor. Zaman yönetimi çoğu zaman popülist söylemlerle anılır; oysa hayatın en temel gerçekliklerinden biridir. Sınavlardan önce sıkışan zamanda notları büyük bir dikkatle okuyup bitirebilmemiz, aslında hedefin netleştiği anlarda zamanın nasıl berraklaştığını gösterir. Kerteriz belirginleştiğinde vakit dağılmaz; odak toparlanır.

Peki, kerteriz yanlış alınırsa ne olur?

Denizde yanlış alınan bir kerteriz, gemiyi hedefinden yavaş yavaş uzaklaştırır. Başlangıçta bu sapma fark edilmez. Küçük bir açı hatası, uzun mesafede büyük bir uzaklığa dönüşür. Tıpta da böyledir. Bize ait olmayan bir hedefi sahiplenmek, başkalarının beklentileriyle yön belirlemek ya da yalnızca prestij kaygısıyla bir yola girmek başlangıçta doğru gibi görünebilir; fakat zamanla içsel bir uzaklaşmaya neden olur. Kişi çalışır, çabalar, hatta başarılı da olur; fakat içinde bir yön kaybı hissi büyür. En zor olan da budur: Dışarıdan doğru görünen bir yolun, içeride yanlış hissedilmesi.

Yanlış kerteriz her zaman dramatik bir çöküşle sonuçlanmaz. Bazen sadece yorgunluk olarak kendini gösterir. Bazen motivasyon eksikliği, bazen de “Ben aslında ne istiyorum?” sorusunun sıklaşması şeklinde… İşte o an pusulaya yeniden bakmak gerekir. Çünkü kerteriz almak bir kez yapılan ve ömür boyu değişmeyen bir işlem değildir. Denizciler gibi biz de zaman zaman yönümüzü kontrol etmek, gerekirse düzeltmek zorundayız.

Yurt dışında çalıştığım dönemde, aynı pozisyonda benden önce görev yapmış bir arkadaşım ilk gün beni kenara çekip şöyle demişti: “Amaçlarına odaklan; yoksa burada sadece çalışır, zaman geçirirsin.” Onun bu öğüdünü tuttum ve gerçekten faydasını gördüm. Çünkü çalışmak ile hedefe doğru ilerlemek aynı şey değildir.

Hepimiz bir şeylere gayret ediyoruz. Belki de hepimiz kendi tanımımızla “iyi”yi arıyoruz. Bu arayışta harcadığımız zaman son derece kıymetli. O hâlde kerterizimize sahip çıkalım; gerektiğinde durmayı, yeniden ölçmeyi ve yeniden yönelmeyi bilelimŞimdi kendinize sorun: Yolculuğunuz nereye?