Tedaviye dirençli depresyonda psilosibinin etkisini araştıran randomize klinik çalışma, yüksek doz verilen grupta bazı depresyon ölçümlerinde dikkat çekici iyileşmeler gösterdi. Buna karşılık çalışmanın temel hedefi olan altıncı haftadaki tedaviye yanıt oranında gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark ortaya çıkmadı. [1]

Central Institute of Mental Health Mannheim ve Charité–Universitätsmedizin Berlin öncülüğünde Almanya’daki iki merkezde yürütülen EPISODE çalışması, JAMA Psychiatry dergisinde 18 Mart 2026’da çevrim içi yayımlandı. Araştırmaya, daha önce farklı antidepresan tedavilere yeterli yanıt vermemiş 25–65 yaş arasındaki 144 yetişkin katıldı. [1]

Psilosibin kontrollü klinik ortamda verildi

Psilosibin, bazı mantar türlerinde doğal olarak bulunan ve algı ile bilinç durumunu geçici olarak değiştirebilen psikedelik bir bileşik.

Ancak araştırmada doğal mantar ürünleri değil, kontrollü dozda farmasötik psilosibin kullanıldı.

Katılımcılar tedavi öncesinde ayrıntılı değerlendirmeden geçirildi. Uygulamalar psikoterapötik destek içeren kontrollü bir klinik ortamda gerçekleştirildi.

Çalışmanın ilk aşamasında katılımcılara 25 mg psilosibin, düşük doz olarak 5 mg psilosibin veya aktif plasebo olarak 100 mg nikotinamid verildi. [1]

Araştırma üçlü kör olarak tasarlandı. Bu yöntemle katılımcıların, klinik değerlendirmeyi yapan kişilerin ve araştırma ekibinin ilgili bölümlerinin hangi tedavinin verildiğini bilmemesi hedeflendi.

Çalışmanın ana hedefi karşılanmadı

Araştırmanın birincil sonlanım noktası, altıncı haftada Hamilton Depresyon Derecelendirme Ölçeği olarak bilinen HAMD-17 puanında en az yüzde 50 azalma görülmesiydi.

Bu ölçüt, depresyon belirtilerinde belirgin bir iyileşme olup olmadığını değerlendirmek için kullanılıyor.

Altıncı haftada tedaviye yanıt oranı 25 mg psilosibin verilen grupta yüzde 17, 5 mg alanlarda yüzde 12,5 ve nikotinamid verilenlerde yüzde 10,6 olarak bulundu. Ancak 25 mg psilosibin ile kontrol grubu arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı değildi. [1]

Başka bir ifadeyle araştırmanın önceden belirlenmiş ana başarı ölçütü karşılanmadı.

Bu nokta çalışmanın yorumlanması açısından önemli. Bazı ikincil sonuçlarda olumlu bulgular ortaya çıkmış olsa da yalnızca bu sonuçlara bakarak “psilosibinin tedaviye dirençli depresyonda etkili olduğu kanıtlandı” demek bilimsel olarak doğru değil.

Bazı depresyon ölçümlerinde daha fazla iyileşme görüldü

Ana sonuçta anlamlı fark ortaya çıkmamasına rağmen, depresyon belirtilerinin toplam şiddetini değerlendiren bazı ikincil analizlerde 25 mg psilosibin lehine sonuçlar elde edildi.

Altıncı haftada HAMD-17 puanındaki azalma, 25 mg psilosibin grubunda nikotinamid grubuna göre ortalama 4,60 puan daha fazlaydı. Beş miligram psilosibin grubuyla karşılaştırıldığında fark yaklaşık 3,09 puan olarak hesaplandı. [1]

Hastaların kendi depresyon belirtilerini değerlendirdiği Beck Depresyon Envanteri gibi bazı ölçümlerde de 25 mg psilosibin grubunda daha fazla iyileşme görüldü. [1]

Araştırmacılar bu sonuçların antidepresan etkiye ilişkin bir sinyal oluşturabileceğini, ancak birincil ve ikincil sonuçların aynı ölçüde güçlü olmaması nedeniyle bulguların dikkatli yorumlanması gerektiğini belirtti. [1]

Gerçek Yaşam Verileri: Mounjaro Kalp-Damar Riskini Azalttı
Gerçek Yaşam Verileri: Mounjaro Kalp-Damar Riskini Azalttı
İçeriği Görüntüle

Etki ilk haftada daha belirgindi

Çalışmanın dikkat çekici bulgularından biri, 25 mg psilosibin verilen gruptaki yanıtın ilk haftada daha güçlü görünmesiydi.

İlk haftada tedaviye yanıt oranı 25 mg grubunda yüzde 34’e ulaştı. Aynı oran 5 mg psilosibin grubunda yüzde 10,4, nikotinamid grubunda ise yüzde 6,4 olarak kaydedildi. [1]

Ancak altıncı haftaya gelindiğinde gruplar arasındaki fark azaldı ve çalışmanın ana başarı ölçütünde istatistiksel anlamlılık oluşmadı.

Bu sonuç, psilosibinin bazı kişilerde hızlı bir etki oluşturabileceği ihtimalini desteklese de bu etkinin ne kadar sürdüğü ve kimlerde kalıcı olduğu konusunda daha fazla araştırmaya ihtiyaç bulunduğunu gösteriyor.

İkinci yüksek doz ek yarar göstermedi

Araştırmanın sonraki aşamasında katılımcılar altıncı haftadan sonra yeniden tedavi aldı.

Çalışmada ikinci kez 25 mg psilosibin verilmesinin ilk yüksek doza kıyasla belirgin ek yarar sağladığı gösterilemedi. On ikinci haftada bütün gruplarda depresyon belirtilerinde azalma görülürken gruplar arasındaki farklar belirgin değildi. [1]

Bu nedenle mevcut verilerden “iki yüksek doz tek dozdan daha etkilidir” sonucu çıkarılamıyor.

Yan etkilerin çoğu uygulama gününde görüldü

Psilosibin uygulaması risksiz değildi.

Yan etkilerin önemli bölümü ilacın verildiği gün ortaya çıktı ve çoğu geçiciydi. Bununla birlikte 25 mg grubunda uygulama günündeki intihar düşüncesi bildirimleri yüzde 4 düzeyindeyken karşılaştırma koşullarında yaklaşık yüzde 1–2 oranındaydı. [1]

Araştırmada 25 mg psilosibinle ilişkili olduğu değerlendirilen iki ciddi advers reaksiyon bildirildi. Bunlardan biri, psikedelik etkinin sona ermesinden sonra da görsel veya algısal belirtilerin devam edebildiği halüsinojen kalıcı algı bozukluğuydu. [1]

Bu sonuçlar, psilosibin araştırmalarında yalnızca olası faydanın değil, psikiyatrik ve nörolojik güvenliğin de uzun süreli olarak izlenmesi gerektiğini gösteriyor.

Psilosibin çalışmalarında “körleme” sorunu

Psilosibin araştırmalarının temel yöntem sorunlarından biri, ilacın belirgin psikoaktif etkileri nedeniyle katılımcıların hangi grupta olduklarını tahmin edebilmesi.

Bir kişi algısında belirgin değişiklik yaşadığında aktif ilacı aldığını düşünebilir. Bu durum beklentilerin tedavi sonucunu etkilemesine ve klinik araştırmalardaki “körleme” yönteminin zayıflamasına yol açabilir.

EPISODE araştırmacıları da işlevsel körlemenin bozulmasını çalışmanın önemli sınırlılıkları arasında değerlendirdi. Araştırmanın planlama aşamasında beklenen tedavi etkisinin gerçekte olduğundan daha yüksek tahmin edilmiş olması da ana sonuçtaki farkı ortaya koymak için çalışmanın istatistiksel gücünü azaltmış olabilir. [1]

Sonuçlar ne anlama geliyor?

Araştırma, psilosibinin tedaviye dirençli depresyonda etkisiz olduğunu göstermiyor. Ancak etkinliğinin kesin biçimde kanıtlandığını da ortaya koymuyor.

Yirmi beş miligram psilosibin bazı depresyon ölçeklerinde kontrol grubundan daha fazla iyileşmeyle ilişkiliydi ve özellikle ilk haftada belirgin bir etki sinyali görüldü. Buna rağmen çalışmanın birincil sonlanım noktası karşılanmadı.

Araştırmacılar bu nedenle sonuçları kesin bir başarı olarak değil, daha büyük ve uzun süreli çalışmalarla doğrulanması gereken bulgular olarak değerlendirdi. Etkinliğin ne kadar sürdüğü, hangi hastaların tedaviden daha fazla yarar görebileceği ve uzun dönem güvenlik profilinin nasıl olduğu henüz net değil. [1]

Çalışma ayrıca psilosibinin kendi kendine kullanılabilecek sıradan bir antidepresan gibi değerlendirilmemesi gerektiğini gösteriyor. Araştırmadaki uygulamalar seçilmiş hastalarda, belirlenmiş dozlarda, klinik gözetim altında ve psikoterapötik destek eşliğinde gerçekleştirildi.

Kaynaklar

[1] Mertens LJ, Koslowski M, Betzler F, ve ark. Efficacy and Safety of Psilocybin in Treatment-Resistant Major Depression: The EPISODE Randomized Clinical Trial. JAMA Psychiatry. 2026;83(5):448–460. Çevrim içi yayın: 18 Mart 2026. DOI: 10.1001/jamapsychiatry.2026.0132.