Bulgular, demansın kaçınılmaz bir yaşlanma sonucu olmadığını gösteren kanıtları güçlendiriyor. [1]
Orta yaş döneminde kalp ve damar sağlığını korumaya yönelik üç temel risk faktörünün yönetilmesi, ileri yaşlarda demans gelişimini önemli ölçüde geciktirebilir. ABD’deki NYU Langone Health araştırmacılarının yürüttüğü ve Neurology dergisinde yayımlanan yeni araştırma, yüksek tansiyon, tip 2 diyabet ve sigara kullanımının birlikte kontrol altına alınmasının demanssız geçirilen yaşam süresini anlamlı ölçüde uzattığını gösterdi. [1]
Araştırmanın amacı, orta yaşta görülen değiştirilebilir kardiyovasküler risk faktörlerinin demansın ortaya çıkış yaşı üzerindeki uzun vadeli etkisini değerlendirmekti. Bu kapsamda araştırmacılar, ABD’de uzun yıllardır sürdürülen Atherosclerosis Risk in Communities (ARIC) çalışmasının verilerini analiz etti. [1]
Çalışmaya başlangıçta ortalama yaşı 56 olan 12 binden fazla yetişkin dahil edildi. Katılımcılar yaklaşık 26 yıl boyunca takip edildi ve bu süreçte 3 binden fazla kişide demans gelişti. Araştırmacılar, bireyleri yüksek tansiyon, tip 2 diyabet ve sigara kullanımı açısından gruplandırarak demanssız yaşam sürelerini karşılaştırdı. [1]
Analiz sonuçlarına göre, üç risk faktörünün hiçbirine sahip olmayan bireyler ortalama 30,1 yıl demans gelişmeden yaşamını sürdürürken, üç risk faktörünü bir arada taşıyanlarda bu süre 17 yıl olarak hesaplandı. Araştırmacılar, iki grup arasındaki farkın yaklaşık 13 yıla ulaştığını bildirdi. [1]
Çalışmada kadınların genel olarak erkeklere göre daha uzun demanssız yaşam süresine sahip olduğu da görüldü. Araştırmacılar ayrıca demografik gruplar arasında farklılıklar bulunduğunu, ancak değiştirilebilir kardiyovasküler risklerin tüm gruplarda önemli rol oynadığını belirtti. [1]
Araştırmacılara göre elde edilen bulgular, demans riskini azaltmaya yönelik çalışmaların yalnızca ileri yaşta değil, özellikle orta yaş döneminde başlamasının önemini ortaya koyuyor. Yüksek tansiyon ve diyabetin etkin kontrolü ile sigaradan uzak durulması, yalnızca kalp ve damar hastalıkları açısından değil, beyin sağlığı açısından da önemli kazanımlar sağlayabilir. [1][2]
Bununla birlikte araştırma gözlemsel nitelik taşıyor. Bu nedenle söz konusu üç risk faktörünün tek başına demansı kesin olarak önlediği söylenemiyor. Çalışma, güçlü bir ilişki ortaya koysa da neden-sonuç ilişkisini kesin biçimde kanıtlamıyor. Araştırmacılar, bulguların farklı popülasyonlarda yapılacak yeni çalışmalarla desteklenmesi gerektiğini vurguluyor. [1]
Uzmanlar ise son yıllarda yayımlanan çok sayıda bilimsel çalışma ile uyumlu biçimde, demans vakalarının önemli bölümünün yaşam tarzı ve kardiyovasküler risklerin erken dönemde kontrol altına alınmasıyla geciktirilebileceğine dikkat çekiyor. Dünya Sağlık Örgütü de yakın zamanda yayımladığı güncel rehberde, demans riskinin önemli kısmının değiştirilebilir faktörlerle ilişkili olduğunu bildirmişti. [2]
Kaynaklar
[1] NYU Langone Health – Neurology
[2] Dünya Sağlık Örgütü (WHO)




