Bulgular, gelecekte hangi hastaların belirli ilaç kombinasyonlarından daha fazla yarar görebileceğinin belirlenmesine yardımcı olabilir.

Direksiyonda Mesajlaşma Kaza Riskini 23 Kat Artırıyor
Direksiyonda Mesajlaşma Kaza Riskini 23 Kat Artırıyor
İçeriği Görüntüle

Üçlü negatif meme kanseri (Triple-Negative Breast Cancer, TNBC), tedavi seçeneklerinin sınırlı olması nedeniyle en zor tedavi edilen meme kanseri alt tiplerinden biri olarak kabul ediliyor. ABD’de Baylor College of Medicine öncülüğünde yürütülen yeni araştırma, LIG1 (DNA Ligaz I) geninin bir kopyasının kaybedildiği ve aynı zamanda TP53 mutasyonu taşıyan tümörlerde yeni bir tedavi açığı tespit etti. Bulgular, Molecular Cancer Therapeutics dergisinde yayımlandı.[1]

Araştırma neyi ortaya koydu?

Araştırmacılar daha önce yaptıkları proteogenomik analizlerde, LIG1 gen kaybının özellikle platin bazlı kemoterapilere karşı direnç gelişmesiyle ilişkili olduğunu göstermişti.[1]

Yeni çalışmada ise bilim insanları bu direncin altında yatan DNA onarım mekanizmalarını ayrıntılı olarak inceledi. Elde edilen sonuçlar, LIG1 kaybı bulunan kanser hücrelerinin farklı bir DNA onarım yoluna bağımlı hale geldiğini ortaya koydu.[1]

Bu bağımlılık ise yeni bir tedavi hedefi oluşturdu.

İki hedefe yönelik ilaç birlikte daha etkili bulundu

Araştırmada FDA onaylı olaparib (PARP inhibitörü) ile deneysel aşamadaki ceralasertib (ATR inhibitörü) birlikte değerlendirildi.

Laboratuvar hücrelerinde ve hayvan modellerinde bu iki ilacın birlikte kullanılması, tek başına uygulanmalarına göre tümör büyümesini daha etkili biçimde baskıladı.[1][2]

Araştırmacılar bunun, kemoterapiye direnç geliştiren TNBC hücrelerinde yeni bir tedavi stratejisi oluşturabileceğini belirtiyor.[1]

LIG1 testi gelecekte tedavi seçiminde kullanılabilir

Çalışmanın en dikkat çekici yönlerinden biri ise LIG1 düzeyinin biyobelirteç (tedavi seçimine yardımcı biyolojik gösterge) olarak kullanılabilecek olması.

Araştırmacılara göre tedavi öncesinde tümörde LIG1 kaybının belirlenmesi, hangi hastaların PARP ve ATR inhibitörü kombinasyonundan daha fazla yarar görebileceğini öngörmeye yardımcı olabilir.[1][2]

Bu yaklaşım, gelecekte kişiselleştirilmiş kanser tedavilerinin önemli bir parçası haline gelebilir.

Çalışma henüz klinik uygulamaya geçmedi

Araştırma laboratuvar çalışmaları ve hayvan modelleri üzerinde gerçekleştirildi. İnsanlarda bu tedavi yaklaşımının güvenliği ve etkinliği henüz kanıtlanmış değil.

Bilim insanları şimdi LIG1 düzeyi düşük hastaların yer alacağı yeni klinik çalışmaların planlanmasının önemli olduğunu belirtiyor.[1]

Dolayısıyla elde edilen sonuçlar umut verici olsa da, bu ilaç kombinasyonu şu aşamada rutin klinik uygulamanın bir parçası değil.

Sonuç

Yeni çalışma, kemoterapi direnci oluşturan genetik değişikliklerin aynı zamanda yeni tedavi fırsatları da oluşturabileceğini gösteriyor.[1] LIG1 kaybının biyobelirteç olarak doğrulanması halinde, üçlü negatif meme kanserinde daha hedefe yönelik ve kişiselleştirilmiş tedavi seçeneklerinin geliştirilmesine katkı sağlayabilir. Ancak bu yaklaşımın standart tedaviye dönüşebilmesi için insanlar üzerinde yapılacak klinik çalışmaların sonuçları bekleniyor.[1][2]

Kaynaklar

[1] Molecular Cancer Therapeutics – LIG1 Loss in TP53-mutant Triple Negative Breast Cancer Rewires DNA Repair and Confers Sensitivity to PARP-ATR Inhibitor Combinations

[2] Baylor College of Medicine – Turning the Tables on Chemotherapy Resistance: LIG1 Loss Exposes a Therapeutic Vulnerability in Triple-Negative Breast Cancer