Mahremiyeti engellemenin bir yolunu bulunabilirse, dijital tıp insan sağlığına ciddi anlamda katkı sağlayabilecek bir potansiyele sahiptir. En büyük etkisinin kronik bakımda olması muhtemeldir. Günümüzde, çoğu sağlık sistemi kriz odaklı işlemsel bakım için tasarlanmıştır - kolunuzu kırarsınız, doktor ayarlar, tedavinizi görür ve eve gidersiniz. Bu durum erken teşhis ve tedavide yetersiz çalışır; bu sistem, kalp rahatsızlığı veya şeker hastalığı olan bir hastanın tıbbi bir krize girmesini engelleme konusunda yeterli olmayacaktır. Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri, ABD nüfusunun yüzde 60'ının kronik bir hastalığı olduğunu ve yüzde 40'ının en az ikisinin olduğunu bildirmektedir. Kalp hastalığı, diyabet, kanser, Alzheimer ve inme birlikte ABD'deki tüm ölümlerin dörtte üçünü ve sağlık bakım maliyetlerinin yüzde 86'sını oluşturuyor. Türkiye’deki durum da gün geçtikçe bu doğrultuda ilerlemektedir.
Kronik hastalıkta teknoloji kullanımını örnekle açıklamak gerekirse; kontrolsüz tansiyonu olan binlerce insanın hayati belirtileri, New Orleans'taki bir akademik tıp merkezi olan Ochsner Health System'deki doktorlar tarafından teknoloji sayesinde uzaktan izleniyor. Hastalar bir akıllı telefon uygulaması ve kablosuz, otomatik kan basıncı manşeti ile eve gönderiliyor. Değerlerinde herhangi bir yükselme olursa, Ochsner'ın ekibinden biri hasta ile temasa geçer ve gerekli önlemler alınır. Geleneksel tedavilerle karşılaştırıldığında, program, hastaların kan basıncını kontrol altında tutma oranını iki katından fazla arttırmıştır. Tıbbi merkezin klinik dönüşüm sorumlusu kardiyolog Richard Milani “Dijital program daha ucuza daha uygun ve daha iyi sonuçlara ulaştı” diyor. Ayrıca bu program sayesinde “15 dakikalık bir ofis ziyaretinde yapamayacaklarını yaptıklarını.” ifade etmiştir.

Mevcut sağlık bakım sisteminin kronik hastalıklarla baş etmede nerede yetersiz kalıyor?
Geleneksel sistem bir travmayı düzeltmek için iyi bir analog akut bakım sistemi olabilir. Ancak kronik hastalıkları yönetme konusunda çok da başarılı olamamaktadır. Diyabetle karşılaşırsanız, bir doktor sizi muayene eder, sizinle konuşur, kan şekerinizi ölçer ve değerlendirme yapmak için bu bilgiyi kullanır. Bu bilgiler ışığında hastalığın gidişatı hakkında yorum yaparak bir ilaç yazar veya tedavide değişikliğe gidebilir. Fakat hastanın senaryosundan bir değerlendirme yapmak için ihtiyaç duyulan bilgileri toplayarak bu senaryoya sağlık çalışanları dâhil edilebilse ne olur? O zaman sürekli hastaları gözetim altında tutarak tedavide herhangi bir ilerleme eksikliği olursa direkt müdahale edilerek gidişat düzenlenebilir. Aslında dijital programların kronik hastalıklarda sağladığı fayda budur. Ancak bunun ötesinde hastalık bu şekilde kontrol altında tutulabilirse, hastaların sistemden daha az faydalanması sağlanır ve bu sistem sayesinde çeşitli komplikasyonların gelişmesi önleneceği için maliyetlerin düşmesi de sağlanabilecektir.

Dijital programlara dâhil olan hastalar nasıl tepki veriyor?
Eğer bir kronik hastalığı olan bir kişi doktora gitse, diyet, ilaç kullanımı ve egzersiz hakkında tavsiyeler alır, üç veya altı ay sonra tekrar görüşmek için hastaya randevu verilir. Bu bir ev ödevi gibidir. Ancak bu programlar sayesinde hastaların nasıl oldukları hakkında bir şey söylemesine gerek kalmadan doktor hasta hakkında çeşitli bilgilere erişebilmektedirler. Doktorlar hasta hakkında çoğu şeye hâkim olabileceği için hastalar bunu rahatlatıcı bulmaktadırlar. Bu da bağlılığı ve tedaviye katılımı geliştirmeye katkı sağlamaktadır.

Sonuçların daha iyi olduğuna dair kanıt var mı?
Bu programlar sayesinde doktorlar hedefleri belirlemek için hastalarla çalışırlar ve daha sonra gerçek zamanlı olarak hastalar hakkında veri biriktirirler, böylece bu konuda hareket edebilirler ve her bir hastaya en fazla neyin fayda sağlayacağı konusunda fikir yürüterek müdahaleye odaklanabilirler.
Ochsner Health System'deki 5.000 hastada, normal bakıma kıyasla hastalığı kontrol etme oranlarını iki ya da üç katına çıkarılabilmektedir. Ayrıca bu program sayesinde hastalar tedaviye daha iyi uyduğunu bildirmişlerdir. Ziyarete gelmek, park yeri aramak, bekleme odasında beklemek için iş ya da okula geç kalmak zorunda kalmıyorlar.

Yine bu uygulamalara benzer olarak, diyabet hastalığında insülin kalemleri yerine insülin hormonunun üretildiği pankreas organını taklit eden ve yapay pankreas olarak da adlandırılan insülin pompaları ve şeker ölçüm cihazları yerine şeker ölçümünü 24 saat takip edebilmeyi sağlayan sensör setleri kullanılabilmektedir. Bu teknolojiler doktora anlık veri aktarımını sağlamasa da hastanın kendi sağlığını 24 saat anlık olarak takip etmesini sağlamaktadır. İnsülin pompası sayesinde alınan karbonhidrat miktarına göre vücuda ne kadar insülin salgılanması gerektiği hesaplanıp ona göre insülin salgılanması sağlanabilmekte ve gün boyu salgılanan insülin miktarının takibi kolayca yapılabilmektedir. Şeker ölçümü yapan sensör setleri ise hastanın geleneksel yöntemde şeker ölçüm cihazları ile günde beş altı kere ölçülen şeker seviyesinin gün boyu anlık olarak takip edebilmesine imkân tanımaktadır. Özellikle kronik hastalıkların kontrol altında tutulmasında bu cihazlar hastalara büyük kolaylık sağlamakta ve komplikasyon gelişmesi durumunda anında müdahale edebilme imkanı sunmaktadır. Gelecekte önemi artması beklenen kişiselleştirilmiş sağlık uygulamaları kapsamında bu teknolojilerin kullanımının yaygınlaşması da kaçınılmazdır.