"Acımızı paylaşan mı bizi kurtarır, yoksa o acıyı bitirmeye cesareti olan mı?"
İnsan doğası gereği anlaşılmaya muhtaçtır. Belki de bu yüzden, derdimizi dinleyip kendi benzer kederinden bahseden biri bizi anlık olarak mutlu hissettirir. Bazen ise sadece anlaşılmak bizi tatmin etmez. Bir çözüm yolu lazımdır.
Tıp eğitimi aldıkça öğrendiğimiz en önemli gerçeklerden biri budur: Hastalık sadece biyolojik bir bozukluk değil, aynı zamanda derin insani bir deneyimdir. Bu deneyimin merkezinde duran biz —geleceğin hekim adayları— için "karşısındakini anlamak" kavramı çoğu zaman iki farklı yola ayrılır: Sempati ve Empati.
Bu iki kavram arasındaki felsefi fark, klinik pratikte tükenmişlik ile mesleki başarı arasındaki o ince çizgiyi belirler.
Günlük dilde sempatiyi çoğu zaman birine "hayranlık duymak" veya "yakınlık hissetmek" gibi anlarız. Lakin tıbbi etik ve psikoloji düzleminde sempati (Yunanca syn – birlikte, pathos – acı) daha ağır bir anlam taşır: Karşıdakinin acısını kendi acısı gibi kabul ederek onunla birlikte duygusal sarsıntı geçirmek.
Sempati seçicidir; biz genellikle kendimize benzettiğimiz veya hayran olduğumuz insanlara karşı bu hissi besleriz. Akademik kaynaklara göre, bu "duygu ortaklığı" tıbbi ortamda bir tür duygusal tuzaktır. Eğer bir tıbbi personel hastanın kederinde onunla birlikte "kaybolursa", tedavi için gerekli olan soğukkanlı objektifliğini kaybedebilir. Sempati bizi hastayla aynı duygusal kuyuya sokar; halbuki kuyudaki iki kişiden hiçbiri diğerini oradan çıkarmak için yeterli dayanağa sahip değildir.
Diğer taraftan, empati – yani karşıdakinin ne hissettiğini anlamak, fakat o duygunun içinde erimemek – hekimlik sanatının felsefi sütunudur. Empati bir "anlayış köprüsüdür".
Tıp eğitiminde vurgulandığı gibi, empati kurmak hastanın dünyasına bir pencereden bakmaktır; o pencereden içeri atlayıp kapıyı arkadan kapatmak değildir. Empati evrensel bir yaklaşımdır. O, karşımızdaki insana hayranlık duyup duymamamızdan bağımsız olarak, onun ihtiyaçlarını anlamayı gerektirir. Bu yaklaşım hekime imkan verir ki, hastanın korkusunu görsün, onu onaylasın, fakat aynı zamanda tıbbi kararları hassasiyetle alabilsin.
Hastanın ihtiyaç duyduğu şey onunla birlikte acı çeken bir "yoldaş" değil, onun acısını kavrayan ve bu acıyı hafifletecek bilimsel bilgiye sahip olan bir "rehber"dir. Sempati bizi duygusal tükenmişliğe (burnout) sürüklediği halde, empati bize profesyonel bir bağ kurmaya ve daha sağlıklı bir iletişim oluşturmaya yardımcı olur.
Sonuç olarak, tıp bilimi sadece formüllerden ve teşhis gruplarından ibaret değildir; o, aynı zamanda insan ruhunu incitmeden ona dokunabilme sanatıdır. Biz geleceğin hekimleri olarak, duygularımızı bir araç gibi yönetmeyi öğrenmeliyiz: Kalbimizi empatiyle açık tutmalı, fakat aklımızı sempatinin dumanlı sularından korumalıyız. Çünkü gerçek şifa hem anlayan bir kalpte, hem de aydınlık gören bir zekada gizlidir.

Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır. Kişisel sağlık sorunlarınız için lütfen bir hekime başvurunuz.

Kaynaklar:
1. Garden, R. (2007). "The Emotional Labor of Clinical Practice: Empathy and Sympathy in Medical Education." Journal of Medical Humanities.
2. Halpern, J. (2003). "What is Clinical Empathy?" Journal of General Internal Medicine.
3. Stepien, K. A., & Baernstein, A. (2006). "Educating for Empathy." Journal of General Internal Medicine.