Uzmanlar, “umut verici” başlıklarla paylaşılan bilim haberlerine temkinli yaklaşılması gerektiğini vurguluyor.
Kanser araştırmalarında sıkça gündeme gelen “farelerde tümörü yok eden yeni tedavi” haberleri, kamuoyunda büyük umut yaratıyor. Ancak onkoloji uzmanları, bu tür gelişmelerin çoğunun gerçek hayatta bir ilaca dönüşmediğine dikkat çekiyor. Bilimsel veriler, laboratuvar ve hayvan deneylerinde etkili görünen tedavilerin yalnızca çok küçük bir kısmının insanlar için güvenli ve etkili bir ilaca dönüşebildiğini ortaya koyuyor.
Yüzde 5’ten Azı Gerçek İlaca Dönüşüyor
Uzmanların aktardığına göre, farelerde ya da hücre kültürlerinde umut verici sonuçlar elde eden ilaç adaylarının yaklaşık %90–95’i klinik denemeler sırasında eleniyor. İnsanlarda ilk kez denenen Faz 1 çalışmalarında bu adayların önemli bir bölümü güvenlik sorunları nedeniyle durduruluyor. Tüm aşamaları başarıyla geçerek onay alan ilaçların oranı ise %5 civarında, bazı alanlarda daha da düşük.
Bu sürecin yalnızca zor değil, aynı zamanda çok uzun olduğu vurgulanıyor. Bir ilacın laboratuvardan hastaya ulaşması çoğu zaman 10–15 yılı buluyor. Bu nedenle erken aşama sonuçların, kesin bir tedavi gibi sunulması bilimsel gerçeklerle örtüşmüyor.
Fare ve İnsan Arasındaki Büyük Fark
Uzmanlara göre temel sorun, farelerin insan biyolojisini tam olarak yansıtmaması. Farelerin bağışıklık sistemi, genetik yapısı ve tümör davranışı insanlardan ciddi biçimde farklı. Laboratuvar ortamında oluşturulan tümörler, gerçek hayattaki insan kanserlerinin karmaşıklığını tam olarak temsil edemiyor. Bu da farede etkili olan birçok tedavinin insanda ya işe yaramamasına ya da ciddi yan etkilere yol açmasına neden oluyor.
Faz 1 Uyarısı: “Önce Güvenlik”
İnsanlarda yapılan ilk klinik çalışmalar olan Faz 1 denemeleri, bir ilacın ne kadar etkili olduğundan çok ne kadar güvenli olduğunu ölçüyor. Bu aşamada bazı ilaçların, hayvan deneylerinde sorun göstermemesine rağmen insanlarda ciddi toksik etkilere yol açabildiği biliniyor. Bu nedenle hekimler, henüz klinik başarı kanıtlanmamış tedaviler için “umut verici” ifadesi kullanılsa bile temkinli olunması gerektiğini söylüyor.
Yanıltıcı Başlıklar Hastaları Zorluyor
Onkologlar, medyada yer alan abartılı başlıkların hastalar ve yakınları üzerinde ağır bir psikolojik yük oluşturduğunu belirtiyor. Klinik pratiğe yansımayan deneysel sonuçlar, hekimlere yönelen yoğun sorulara ve gerçekçi olmayan beklentilere yol açabiliyor. Uzmanlar, bilimsel gelişmelerin elbette paylaşılması gerektiğini ancak bunun doğru bağlam ve gerçekçi bir dil ile yapılmasının hayati önem taşıdığını vurguluyor.
Bilimsel Umut, Bilimsel Temkinle Birlikte Gelir
Uzmanların ortak mesajı net: Farede elde edilen her başarı değersiz değil, ancak insanda kanıtlanmadıkça tedavi anlamına gelmiyor. Kanserle mücadelede gerçek ilerlemenin, uzun soluklu klinik çalışmalar ve sabırlı bilimsel süreçlerle mümkün olduğu ifade ediliyor. Bu nedenle kamuoyuna yansıyan her “çığır açan” haberin, dikkatle değerlendirilmesi gerektiği hatırlatılıyor.




