Dismenore, yani ağrılı menstruasyon, genç kadınlar arasında en sık görülen jinekolojik sorunlardan biridir ve çoğu zaman “fizyolojik” kabul edilerek göz ardı edilir. Oysa şiddetli alt karın ve bel ağrısı, yorgunluk, konsantrasyon güçlüğü ve günlük aktivitelere katılımda azalma gibi sonuçlarıyla özellikle üniversite öğrencilerinin akademik ve sosyal yaşamını doğrudan etkileyen önemli bir sağlık problemidir. Bu nedenle dismenorenin yalnızca klinik bir semptom olarak değil, yaşam kalitesiyle ilişkili çok boyutlu bir durum olarak değerlendirilmesi gerekir.
Bu noktadan hareketle Doç. Dr. Gültekin Aliyeva hocamla birlikte Naxçıvan Devlet Üniversitesi öğrencileri arasında dismenorenin yaygınlığını ve olası risk faktörlerini değerlendirdiğimiz kesitsel tipte bir çalışma yürüttük. Çalışmamızın temel amacı, genç kadınlarda dismenorenin görülme sıklığını ortaya koymak, ağrı şiddetini sınıflandırmak ve bunu yaşam tarzı ile ilişkili değişkenlerle birlikte değerlendirmekti.
Araştırmaya 17–25 yaş aralığında 87 kadın öğrenci dahil edildi. Katılımcılara; menarş yaşı, menstrual siklus özellikleri, ağrının varlığı ve şiddeti, stres düzeyi, sigara dumanına maruziyet, kronik enfeksiyon odaklarının varlığı (karies, tonsillit, otit gibi) ve beslenme alışkanlıklarını içeren çok sorulu bir anket uygulandı. Elde edilen veriler tanımlayıcı istatistikler kullanılarak değerlendirildi.
Çalışma sonuçları dismenorenin öğrenciler arasında oldukça yüksek oranda görüldüğünü ortaya koydu. Katılımcıların büyük çoğunluğunda ağrılı menstruasyon mevcuttu. Ağrı şiddeti dağılımına bakıldığında yaklaşık yarısının orta şiddette, önemli bir kısmının ise şiddetli ağrı yaşadığı; ağrısız menstruasyonun ise oldukça düşük oranda olduğu saptandı. Bu bulgular dismenorenin üniversite öğrencileri için yaygın ve klinik olarak anlamlı bir sorun olduğunu göstermektedir.
Risk faktörleri değerlendirildiğinde stresin en sık karşılaşılan değişken olduğu görüldü. Bunun yanı sıra sigara dumanına maruziyet ve ağız–boğaz bölgesine ait kronik enfeksiyon odaklarının varlığı dikkat çekici oranlardaydı. Beslenme alışkanlıkları incelendiğinde yağ ve kırmızı et ağırlıklı diyetin daha yaygın olduğu grupta dismenore sıklığının ve ağrı şiddetinin arttığı gözlendi. Bu durum, araşidonik asit metabolizması ve prostaglandin sentezi artışı ile uyumludur.
Elde ettiğimiz veriler literatürde farklı ülkelerde üniversite öğrencileri arasında yapılan çalışmalarla benzerlik göstermektedir. Ancak bizim çalışmamızda dismenore sıklığının daha yüksek bulunması; stres, yaşam tarzı ve sağlık davranışlarının bu yaş grubunda ne kadar belirleyici olduğunu ortaya koymaktadır.
Sonuç olarak dismenore genç kadınlar arasında son derece yaygın olup yalnızca fiziksel bir semptom olarak değil, akademik performans ve yaşam kalitesi üzerinde etkili bir halk sağlığı sorunu olarak ele alınmalıdır. Üniversite öğrencilerine yönelik farkındalık çalışmalarının artırılması, sağlıklı beslenme ve stres yönetimi konusunda danışmanlık verilmesi ve gerekli durumlarda tıbbi değerlendirmeye yönlendirme yapılması, bu sorunun yönetiminde önemli bir yer tutmaktadır.

Kaynaklar
1. Aliyeva G.B., Zeynab S.E.G. Dysmenorrhea in women. Izvestiya GGTU. Medicine. Pharmacy. 2025;2(22):5–9. doi:10.51620/2687-1521-2025-2-22-5-9
2. Harlow S.D., Campbell O.M.R. Epidemiology of menstrual disorders in developing countries: A systematic review. BJOG. 2004;111(1):6–16.
3. Ju H., Jones M., Mishra G. The prevalence and risk factors of dysmenorrhea. Epidemiologic Reviews. 2014;36:104–113.