Her şey 1822’deki bir silah kazasıyla başladı
6 Haziran 1822’de, bugünkü ABD’nin Michigan eyaletindeki Mackinac Adası’nda çalışan Fransız Kanadalı Alexis St. Martin’in yaşamı bir silah kazasıyla değişti.
American Fur Company’ye ait bir ticaret merkezinde bulunan ateşli silahın yakın mesafeden kazara ateşlenmesi sonucu St. Martin göğüs ve üst karın bölgesinden ağır şekilde yaralandı. O sırada Fort Mackinac’ta görev yapan ABD ordusu cerrahı William Beaumont hastaya müdahale etti.
Yakın mesafeden gerçekleşen silah yaralanması göğüs duvarını ve mideyi ağır biçimde yaralamıştı.
St. Martin’in başlangıçta yaşama şansının düşük olduğu düşünülmesine rağmen genç adam hayatta kaldı.
Ancak yara tamamen kapanmadı.
İyileşme sürecinin sonunda mide ile karın duvarı arasında kalıcı bir kanal oluştu. Tıpta gastro-kutanöz fistül olarak adlandırılan bu açıklık, yaşayan bir insanın midesinin iç kısmının dışarıdan doğrudan gözlemlenmesine imkân veriyordu.
İnsan midesine açılan sıra dışı pencere
- yüzyılın ilk yarısında sindirimin nasıl gerçekleştiğine ilişkin bilgiler bugünkünden oldukça sınırlıydı.
Besinlerin midede yalnızca fiziksel hareketlerle parçalanıp parçalanmadığı, mide salgılarının sindirimde nasıl bir rol oynadığı ve farklı yiyeceklerin ne şekilde sindirildiği bilim insanlarının üzerinde çalıştığı konular arasındaydı.
St. Martin’in vücudunda kalan fistül, Beaumont’a daha önce son derece sınırlı olan bir gözlem imkânı sundu: Yaşayan bir insanın midesindeki sindirim sürecini doğrudan izlemek.
Beaumont sistematik deneylerine 1825’te başladı. St. Martin’in zaman zaman Beaumont’dan ayrılması nedeniyle çalışmalar kesintisiz sürmedi. İkilinin yeniden bir araya geldiği dönemlerde deneylere devam edildi.
1825 ile 1833 arasındaki farklı çalışma dönemlerinde Beaumont toplam 238 deney gerçekleştirdi.
İpe bağlanan yiyecekleri mideye yerleştirdi
Beaumont’un kullandığı yöntemlerden biri bugün oldukça sıra dışı görünüyor.
Küçük yiyecek parçalarını ipek ipliklere bağlayan Beaumont, bunları St. Martin’in midesindeki fistülden içeri yerleştiriyordu.
Belirli sürelerin ardından yiyecek parçalarını dışarı çıkararak ne ölçüde sindirildiklerini gözlemliyordu.
Et, ekmek ve farklı besinlerin midede ne kadar süre kaldığını karşılaştırdı. Yiyeceklerin sindirilme hızının hazırlanma biçimine ve türüne göre değişebildiğine ilişkin kayıtlar tuttu.
Beaumont yalnızca mide içindeki yiyecekleri incelemekle kalmadı.
Fistül aracılığıyla mide sıvısından örnekler aldı ve yiyeceklerin bu sıvı içindeki değişimini vücudun dışında da gözlemledi.
Bu çalışmalar, sindirimin yalnızca midenin mekanik hareketlerinden kaynaklanmadığını; mide salgılarının kimyasal etkisinin de sürecin temel parçalarından biri olduğunu gösteren önemli gözlemler sağladı.
Beaumont’un çalışmaları ayrıca hidroklorik asidin mide sıvısındaki temel bileşenlerden biri olduğu yönündeki önceki bilimsel bulguların desteklenmesine katkıda bulundu.
Duyguların sindirim üzerindeki etkisini de kaydetti
Beaumont’un kayıtlarında yalnızca yiyeceklerin sindirilme süreleri bulunmuyordu.
St. Martin’in fiziksel ve duygusal durumundaki değişikliklerle mide faaliyetleri arasında gözlemlediği farklılıkları da not etti.
Bazı gözlemlerinde duygusal uyarılmanın mide hareketleri, mide salgıları ve mide boşalmasıyla birlikte görülen değişikliklerle ilişkili olduğunu kaydetti.
Bu gözlemler daha sonraki tıp tarihi çalışmalarında sinir sistemi, duygusal durum ve sindirim sistemi arasındaki ilişkinin erken dönem kayıtları arasında değerlendirildi.
Ancak Beaumont’un gözlemleri günümüzdeki kontrollü klinik araştırmaların yöntemleriyle yapılmış çalışmalar değildi. Bu nedenle bulguların modern araştırma standartlarıyla elde edilmiş neden-sonuç kanıtları gibi yorumlanmaması gerekiyor.
Çalışmalarını 1833’te kitaplaştırdı
Beaumont, deneylerinden elde ettiği gözlemleri 1833’te yayımlanan “Experiments and Observations on the Gastric Juice and the Physiology of Digestion” adlı eserinde topladı.
Kitapta St. Martin üzerinde gerçekleştirilen deneyler, mide salgısına ilişkin gözlemler ve farklı yiyeceklerin sindirilme süreçleri ayrıntılı biçimde aktarıldı.
Çalışmalar, insan sindiriminin doğrudan fizyolojik gözlemlerle incelenmesinin erken ve önemli örneklerinden biri olarak tıp tarihine geçti.
Beaumont da daha sonraki tıp tarihi literatüründe mide fizyolojisinin öncü araştırmacılarından biri olarak anıldı.
Ancak hikâyenin bilimsel yönü kadar tartışmalı başka bir tarafı da vardı.
Beaumont ile St. Martin arasındaki ilişki tartışılıyor
St. Martin yalnızca Beaumont’un hastası değildi. Bir dönem onun yanında çalıştı ve ekonomik açıdan Beaumont’a bağımlı olduğu süreçler yaşadı.
İkili arasında 1832’de yazılı bir sözleşme hazırlandı.
Sözleşmeye göre St. Martin’in yaklaşık bir yıl boyunca Beaumont’un belirlediği deneylere katılması ve çeşitli talimatlarını yerine getirmesi karşılığında 150 dolar ödeme yapılması; yiyecek, barınma, giyecek ve diğer temel ihtiyaçlarının karşılanması kararlaştırıldı.
St. Martin sözleşmeyi kendi adını yazmak yerine “X” işaretiyle imzaladı.
- yüzyılın araştırma ortamı, günümüzde geçerli olan insan araştırmaları etik standartlarından oldukça farklıydı. Bilgilendirilmiş onam, bağımsız etik kurul değerlendirmesi ve araştırmaya katılan kişinin korunmasına ilişkin bugünkü sistemler henüz bulunmuyordu.
Bu nedenle Beaumont ile St. Martin arasındaki ilişki değerlendirilirken dönemin tarihsel koşullarının dikkate alınması gerekiyor.
Buna karşılık günümüz araştırma etiği ölçütleri açısından ilişki; gönüllülük, ekonomik bağımlılık ve araştırmacı ile araştırmaya katılan kişi arasındaki güç dengesi bakımından tartışılmaya devam ediyor.
Hikâyenin merkezindeki diğer isim Alexis St. Martin’di
Beaumont araştırmaların bilimsel sonuçlarını yayımlayan kişi olarak tıp tarihinde ön plana çıktı.
Ancak deneyleri mümkün kılan kişi Alexis St. Martin’di.
St. Martin hayatının tamamını Beaumont’un yanında geçirmedi. Çeşitli dönemlerde ondan ayrıldı, Kanada’ya döndü, ailesiyle yaşadı ve çalıştı. Daha sonra yeniden Beaumont’un yanına gelerek deneylere katıldığı dönemler oldu.
Deneylerin son dönemi 1833’te tamamlandı. St. Martin 1834’te Beaumont’dan kesin olarak ayrıldı ve bir daha onun araştırmalarına dönmedi.
Midesindeki fistül ise yaşamı boyunca varlığını sürdürdü.
Tıp tarihine iki farklı miras bıraktı
Alexis St. Martin ve William Beaumont’un hikâyesi bugün iki farklı açıdan değerlendiriliyor.
Beaumont’un gözlemleri, mide salgılarının ve kimyasal sindirimin anlaşılmasına katkıda bulunarak insan sindirim fizyolojisi tarihindeki önemli çalışmalar arasında yer aldı.
St. Martin’in araştırmalardaki konumu ise tıp tarihçileri ve etik araştırmacıları açısından insan deneylerinde gönüllülük, araştırmacı-hasta ilişkisi ve güç eşitsizliği gibi konuların tarihsel örneklerinden biri hâline geldi.
1822’de meydana gelen beklenmedik bir silah kazasının ardından oluşan kalıcı fistül, yıllar süren gözlemler sayesinde insan midesinin çalışmasına ilişkin yeni bilgiler elde edilmesini sağladı.
Yaklaşık iki yüzyıl sonra Beaumont–St. Martin vakası, hem sindirim fizyolojisinin gelişimindeki yeri hem de insan üzerinde yapılan araştırmaların etik tarihi nedeniyle tıp tarihinde incelenmeye devam ediyor.
KAYNAKLAR
- ABD Ulusal Tıp Kütüphanesi – William Beaumont ve Alexis St. Martin’in çalışmalarına ilişkin tarihsel kayıtlar
- Washington University in St. Louis Bernard Becker Tıp Kütüphanesi – William Beaumont belgeleri ve tarihsel değerlendirmeler
- Bulletin of the History of Medicine – William Beaumont, Alexis St. Martin ve 19. yüzyıl tıbbi araştırma etiğine ilişkin tarihsel çalışma
- Australian and New Zealand Journal of Surgery – Beaumont–St. Martin hikâyesinin tarihsel değerlendirmesi
- Canadian Journal of Psychiatry – Beaumont’un mide fizyolojisi ve duygusal durum üzerine gözlemlerinin tarihsel değerlendirmesi
- William Beaumont – Experiments and Observations on the Gastric Juice and the Physiology of Digestion, 1833




