Tıp ve sağlık alanında 26 ve 27 Ağustos 2026 tarihlerinde yayımlanan üç bağımsız araştırma; yapay zekânın klinik kayıtları işlemesinden kalp-damar riskinin hesaplanmasına, küçük hücreli dışı akciğer kanserinde olası biyobelirteçlere kadar uzanan yeni bulgular sundu.

Çalışmalar farklı alanlara odaklanıyor ve hiçbiri tek başına yeni bir tanı veya tedavi yönteminin rutin sağlık hizmetine girdiği anlamına gelmiyor. Buna karşılık sonuçlar, sağlık araştırmalarında büyük klinik veri kümeleri, görüntüleme yöntemleri, genetik analizler ve metabolik göstergelerin giderek daha fazla birlikte değerlendirildiğini gösteriyor.

Yapay zekâ 130 binden fazla klinik notu inceledi

npj Digital Medicine'da 27 Ağustos 2026'da yayımlanan çalışmada Cleveland Clinic araştırmacıları, büyük dil modeli temelli bir sistemin klinik notlardan yapılandırılmış araştırma verisi çıkarma performansını değerlendirdi.

Araştırmada böbrek ve üst üriner sistem kanserleriyle ilişkili 8 bin 366 hastaya ait 130 bin 509 klinik not analiz edildi.

Sistem, 14 klinik değişken üzerinden toplam 136 bin 425 yapılandırılmış veri öğesi çıkardı. Yapay zekâ tarafından oluşturulan kayıtlar daha sonra insanlar tarafından hazırlanmış referans veri tabanıyla karşılaştırıldı.

Genel uyum oranı yüzde 97,5 olarak hesaplandı. Patolojiyle ilişkili bazı değişkenlerde uyum yüzde 98'in üzerine çıkarken, belirli değerlendirmelerde Cohen kappa değerlerinin 0,90'ın üzerinde olduğu bildirildi.

Bu sonuç, yapay zekânın hastalara yüzde 97,5 doğrulukla tanı koyduğu anlamına gelmiyor. Araştırma doğrudan tanı veya tedavi kararı veren bir sistemi değil, klinik belgelerde bulunan bilgileri otomatik olarak yapılandırılmış araştırma verisine dönüştüren bir yöntemi test etti.

Bulgular, özellikle araştırma veri tabanlarının hazırlanmasında yoğun emek gerektiren manuel klinik kayıt incelemesinin önemli bir bölümünün otomatikleştirilebileceğine işaret ediyor.

Çalışmanın tek bir büyük akademik sağlık sisteminde ve belirli ürolojik kanser kayıtlarında yapılmış olması önemli bir sınırlılık oluşturuyor. Sistemin farklı hastanelerde, farklı dillerde ve başka hastalık gruplarında benzer performans gösterip göstermeyeceğinin ayrıca araştırılması gerekiyor.

Kalp riskinde kalsiyum skorunun katkısı ölçüldü

JAMA'da 26 Ağustos 2026'da yayımlanan ikinci araştırmada, bilinen aterosklerotik kalp-damar hastalığı bulunmayan 6 bin 98 yetişkinin verileri değerlendirildi.

Araştırmacılar, koroner arter kalsiyum skorunun PREVENT kalp-damar risk hesaplamasına eklenmesinin risk tahminini ne ölçüde değiştirdiğini inceledi.

Koroner arter kalsiyum skoru, kalbi besleyen damarlardaki kireçlenmiş plak yükünün bilgisayarlı tomografi yardımıyla değerlendirilmesine dayanıyor. Yüksek skorlar, aterosklerotik damar hastalığı yükünün daha fazla olduğuna ilişkin ek bilgi sağlayabiliyor.

Çalışmaya 45 ile 79 yaş arasındaki yetişkinler dahil edildi ve katılımcıların yaklaşık 10 yıllık sağlık sonuçları değerlendirildi. Bu sürede 366 kişide aterosklerotik kalp-damar hastalığıyla ilişkili olay meydana geldi.

Kalsiyum skorunun PREVENT hesaplamasına eklenmesi, tüm katılımcılar birlikte değerlendirildiğinde risk tahmininde sınırlı bir genel iyileşme sağladı.

En belirgin yeniden sınıflandırma özellikle sınırda risk grubunda görüldü. Bu grupta koroner arter kalsiyum skoru sıfır olan kişilerde 10 yıllık kalp-damar olayı oranı yüzde 1,9 iken, skorun 300 veya üzerinde olduğu kişilerde oran yüzde 14,3'e ulaştı.

Araştırma, herkese koroner arter kalsiyum taraması yapılması gerektiğini göstermiyor. Çalışma gözlemsel olduğu için bu görüntüleme yönteminin uygulanmasının kalp krizi veya diğer kalp-damar olaylarını doğrudan azalttığı da söylenemez.

Bulgular, özellikle sınırda ile orta düzey arasında hesaplanan kalp-damar riskine sahip seçilmiş kişilerde koroner arter kalsiyum skorunun risk değerlendirmesine ek bilgi sağlayabileceğini düşündürüyor.

Akciğer kanseri araştırmasında Türkiye'den bilim insanları da yer aldı

Scientific Reports'ta 26 Ağustos 2026'da yayımlanan üçüncü çalışmada Türkiye'den bilim insanlarının da yer aldığı araştırma ekibi, küçük hücreli dışı akciğer kanserinde bağışıklık sistemi ile triptofan metabolizması arasındaki bağlantıları inceledi.

Araştırmada 70 küçük hücreli dışı akciğer kanseri hastası ile 72 sağlıklı kişi karşılaştırıldı.

Bilim insanları kandaki triptofan ve kinürenin düzeylerini, bu iki maddenin birbirine oranını, IDO1 genindeki bazı genetik farklılıkları ve tümör dokusunda IDO1 ile PD-L1 ekspresyonunu birlikte değerlendirdi.

Triptofan, vücudun çeşitli biyolojik süreçlerde kullandığı temel aminoasitlerden biri. IDO1 enzimi ise triptofanın kinürenine dönüştüğü metabolik yolda görev yapıyor. Bu yolak bağışıklık sisteminin çalışma biçimiyle de ilişkili bulunuyor.

Araştırmada daha düşük triptofan düzeyleri ve daha yüksek kinürenin/triptofan oranları, akciğer kanseri grubu ve bazı ileri hastalık özellikleriyle ilişkili bulundu.

Belirli IDO1 genetik özelliklerine sahip kişilerde de triptofan metabolizmasına ait bazı ölçümlerin farklılaştığı görüldü.

Bu bulgular henüz hastanelerde kullanılabilecek yeni bir kan testi geliştirildiği anlamına gelmiyor. Araştırma 142 kişiyle sınırlı ve sonuçların daha büyük, bağımsız hasta gruplarında doğrulanması gerekiyor.

Çalışma ayrıca metabolik değişikliklerle kanser arasındaki ilişkinin neden-sonuç niteliğinde olduğunu göstermiyor. Bu göstergelerin ileride tanı, hastalık seyri veya tedavi yanıtını öngörmede kullanılıp kullanılamayacağı daha kapsamlı araştırmalarla belirlenebilecek.

Üç farklı alanda ortak yönelim

Üç çalışma birbirinden bağımsız olsa da modern tıp araştırmalarında kullanılan veri çeşitliliğinin giderek arttığını gösteriyor.

Klinik notların yapay zekâyla işlenmesi, kalp-damar risk hesaplamalarına görüntüleme verilerinin eklenmesi ve kanser araştırmalarında metabolik, genetik ve bağışıklık göstergelerinin birlikte değerlendirilmesi, araştırmaların artık tek bir ölçüte dayanmadığı yeni bir yaklaşımı yansıtıyor.

Ancak üç çalışmanın da klinik uygulamaya ilişkin sınırları bulunuyor. Yapay zekâ araştırması doğrudan tanı performansını ölçmüyor. Koroner kalsiyum skoru çalışması görüntülemenin hastalık sonuçlarını iyileştirdiğini kanıtlamıyor. Akciğer kanseri araştırması ise henüz doğrulanması gereken erken aşama biyobelirteç bulguları sunuyor.

Çocuklarda Miyopi Neden İlerliyor? Özel Gözlük Camları İki Yılda Fark Yarattı
Çocuklarda Miyopi Neden İlerliyor? Özel Gözlük Camları İki Yılda Fark Yarattı
İçeriği Görüntüle

Bu nedenle sonuçların yeni bir tanı veya tedavi önerisi olarak değil, daha ileri araştırmalar için bilimsel veri olarak değerlendirilmesi gerekiyor.

KAYNAKLAR

  • npj Digital Medicine – The beginning of the end for manual chart review: LLM-mediated database construction, 27 Ağustos 2026
  • JAMA – Predictive Utility of Coronary Artery Calcium Score Added to the PREVENT Atherosclerotic Cardiovascular Disease Equations, 26 Ağustos 2026
  • Scientific Reports – Integrated assessment of IDO1 activity and PD L1 expression reveals immunometabolic alterations in non small cell lung cancer, 26 Ağustos 2026