Aşılar Hayat Kurtarır — Peki Neden Tereddüt Ediyoruz?

Aşılar, modern tıbbın en büyük başarılarından biridir. Çiçek hastalığının eradikasyonu, çocuk felcinin büyük ölçüde kontrol altına alınması ve kızamık gibi enfeksiyonların azalması, aşılama programları sayesinde mümkün olmuştur. Ancak son yıllarda dünya genelinde “aşı tereddüdü” olarak adlandırılan bir olgu dikkat çekmektedir.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO), aşı tereddüdünü küresel sağlık için önemli tehditlerden biri olarak tanımlamaktadır. Aşı tereddüdü; bireylerin aşıyı tamamen reddetmesi değil, çoğu zaman kararsız kalması, ertelemesi veya güvensizlik duyması şeklinde ortaya çıkar. Bu durum toplum bağışıklığını zayıflatabilir ve salgın riskini artırabilir.

Peki insanlar neden tereddüt ediyor?

Aşı Tereddüdünün Psikolojik Boyutu

Araştırmamız, aşı tereddüdünün en güçlü belirleyicilerinden birinin psikolojik faktörler olduğunu göstermektedir. Özellikle olası yan etkilerden duyulan korku, bireylerin kararını doğrudan etkileyebilmektedir.

Birçok kişi, “Ya bana bir şey olursa?” düşüncesiyle hareket eder. Sosyal medyada dolaşan dramatik hikâyeler, bilimsel kanıtlardan daha hızlı yayılır ve daha güçlü duygusal etki yaratır. Bu durum, risk algısını gerçekte olduğundan daha büyük gösterir.

Oysa bilimsel veriler, ciddi yan etkilerin oldukça nadir olduğunu ortaya koymaktadır. Ancak karar verme sürecinde duygular çoğu zaman istatistiklerden daha belirleyici olur.

Sosyokültürel Etkiler: Aile ve Çevre Faktörü

Aşı kararları bireysel görünse de çoğu zaman sosyal çevrenin etkisi altındadır. Çalışmamızda aile görüşlerinin, bireyin aşı tutumunu belirlemede güçlü bir rol oynadığı görülmüştür.

Ayrıca bazı bireylerde devlet politikalarına karşı özerklik vurgusu ön plana çıkmaktadır. “Zorunlu olmamalı” düşüncesi, aşıya karşı değil, baskı algısına karşı bir tepki olarak ortaya çıkabilmektedir.

Sosyal medya, bu süreci daha da karmaşık hale getirmektedir. Yanlış veya eksik bilgiler, algoritmalar sayesinde hızla yayılmakta ve bireylerin kararını etkileyebilmektedir.

Bilişsel Faktörler: Bilgi Eksikliği mi, Güven Sorunu mu?

Araştırma bulgularımız, katılımcıların önemli bir kısmında aşıların nasıl çalıştığına dair temel bilgi eksikliği olduğunu göstermiştir. Ancak ilginç bir şekilde, bilgi düzeyi ile aşı davranışı arasında güçlü bir ilişki saptanmamıştır.

Bu durum, meselenin sadece “bilgi eksikliği” olmadığını göstermektedir.

Daha belirleyici olan faktörlerden biri, “yeni aşıların yeterince araştırılmadığı” inancıdır. Bu düşünce, özellikle pandemi döneminde yaygınlaşmıştır. Bireyler bilimsel süreçleri yeterince şeffaf bulmadıklarında, temkinli davranmayı tercih edebilmektedir.

Dolayısıyla burada temel mesele bilgi değil, güvendir.

Tutum ve Davranış Her Zaman Aynı Değil

Çalışmamızda dikkat çeken bir diğer sonuç, bireylerin tutumları ile gerçek aşı davranışları arasında zayıf bir ilişki bulunmasıdır. Yani kişi aşı konusunda şüpheli düşünceler taşısa bile pratikte aşı yaptırmış olabilir.

Bu durum, erişim kolaylığı, sağlık hizmetlerinin organizasyonu veya sosyal zorunluluklar gibi yapısal faktörlerin de önemli olduğunu göstermektedir.

Çözüm: Daha Fazla Bilgi mi, Daha Fazla Güven mi?

Aşı tereddüdünü azaltmak için yalnızca bilimsel veri sunmak yeterli değildir. İnsanların sorularına açık, şeffaf ve empatik bir iletişim gereklidir.

Toplumla tek yönlü bilgi paylaşımı yerine karşılıklı diyalog kurulmalıdır. Sağlık çalışanlarının rolü burada kritik öneme sahiptir. Güven ilişkisi güçlendikçe, aşıya yönelik tutumların da olumlu yönde değişmesi beklenebilir.

Ayrıca aile temelli bilgilendirme stratejileri, yerel toplum liderlerinin sürece dahil edilmesi ve sosyal medyada doğru bilginin aktif olarak yayılması etkili olabilir.

Sonuç

Aşı tereddüdü basit bir “bilgi eksikliği” sorunu değildir. Psikolojik korkular, sosyal çevre etkisi ve güven algısı bu sürecin merkezindedir.

Toplumsal bağışıklığın sürdürülebilirliği için yalnızca bilim üretmek değil, aynı zamanda güven inşa etmek de gereklidir.

Bilimsel veriler güçlüdür; ancak güven olmadan ikna edici değildir.

Bu çalışma; Eybov Eyüp, Suenova Sabrina tarafından,

bilimsel danışmanımız Öğretim Görevlisi Nuskabaeva Gulnaz Orazbekovna rehberliğinde gerçekleştirilmiştir.

Umarım bu yazı, yargıdan çok diyaloğa alan açar.

Çünkü sağlık, ancak karşılıklı güvenle korunabilir.