Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 13 Ocak 2025 tarihli kararında, yüksek enflasyon ortamında alacaklının temerrüt faizini aşan “aşkın zarar” ya da diğer adıyla “munzam zarar” talep edebileceğine hükmetti.

Karara konu dosyada, bir kooperatif üyesine tahsis edilen konutun kooperatif borcu nedeniyle satıldığı, bunun karşılığında davacıya 135 bin TL bedelli senet verildiği, ancak senedin vadesinde ödenmediği belirtildi. Davacı, uzun süren icra sürecinin ardından alacağını 24 Temmuz 2023’te tahsil ettiğini, fakat bu parayla artık konut alamadığını ileri sürerek enflasyon nedeniyle uğradığı aşkın zararın tazminini istedi.

Ötanazi Nedir? Dünyada Nerelerde Yasal, Tıp ve Teoloji Ne Diyor?
Ötanazi Nedir? Dünyada Nerelerde Yasal, Tıp ve Teoloji Ne Diyor?
İçeriği Görüntüle

İlk derece mahkemesi ile istinaf, davacının zararını somut biçimde ispatlayamadığı gerekçesiyle talebi reddetti. Ancak Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, dosyayı farklı değerlendirdi. Daire, temerrüt tarihi ile tahsil tarihi arasındaki dönemde enflasyon, döviz, altın, vadeli mevduat faizi, devlet tahvili getirileri ve asgari ücret artışı gibi ekonomik göstergelerin dikkate alınması gerektiğini vurguladı.

Kararda, yüksek enflasyon dönemlerinde “normal ve makul bir kişinin” parasını atıl şekilde tutmayacağının, en azından döviz, altın, vadeli mevduat veya benzeri yatırım araçlarına yönelmesinin hayatın olağan akışına uygun olduğu ifade edildi. Bu nedenle Yargıtay, alacaklının temerrüt faiz oranının üzerinde bir zarara uğradığının kabul edilmesi gerektiğini belirtti.

Yüksek Mahkeme ayrıca, munzam zararın hesaplanmasında bilirkişi incelemesiyle bir “ekonomik veri sepeti” oluşturulmasını istedi. Bu sepette TEFE-TÜFE oranları, bankaların üç aylık ortalama vadeli mevduat faizleri, devlet tahvili getirileri, dolar ve eurodaki değişim, asgari ücret artışı ile altın fiyatlarındaki yükselişin dikkate alınması gerektiği kaydedildi.

Sonuç olarak Yargıtay, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin istinafın esastan reddine ilişkin kararını kaldırdı, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin kararını da bozdu. 2024/3534 Esas, 2025/15 Karar sayılı ve 13 Ocak 2025 tarihli karar, özellikle yüksek enflasyon dönemlerinde geç ödenen para borçlarına ilişkin uyuşmazlıklarda emsal niteliği taşıyabilecek bir içtihat olarak öne çıktı.