Bu veriler, son on yılda Türkiye’de doğurganlık oranının 0,6 puan azaldığını gösteriyor. Aynı dönemde Avrupa’daki 34 ülke arasında yapılan karşılaştırmada Türkiye, hem mutlak düşüş miktarında hem de yüzde olarak gerilemede en yüksek düşüş yaşayan ülke oldu.
Verilere göre Türkiye’de doğurganlık oranındaki düşüş %28,4 seviyesine ulaştı. Bu oran, demografik açıdan önemli bir eşik olarak kabul edilen 2,1 yenilenme seviyesinin oldukça altında.
Uzmanlara göre doğurganlık hızındaki bu gerileme; şehirleşmenin artması, ekonomik koşullar, evlilik yaşının yükselmesi, kariyer ve eğitim tercihlerinin değişmesi gibi birçok faktörün birleşimiyle açıklanıyor.
Demografi uzmanları, doğurganlık hızının uzun süre düşük seviyelerde kalmasının nüfusun yaşlanması, iş gücü yapısının değişmesi ve sosyal güvenlik sistemleri üzerinde baskı oluşması gibi sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekiyor.
Son yıllarda birçok ülke gibi Türkiye’de de aile politikaları ve doğum teşvikleri yeniden tartışılmaya başlanırken, uzmanlar nüfus dinamiklerinin stratejik bir mesele olarak ele alınması gerektiğini vurguluyor.




