Prof. Dr. Ergüder, klasik sigara kullanımının yanı sıra elektronik sigara, ısıtılmış tütün ürünleri, nikotin poşetleri ve aromalı nikotin ürünlerinin özellikle çocuklar ve gençler için yeni bir bağımlılık kapısı oluşturduğuna dikkat çekti.
Ergüder, “Artık yalnızca tütünsüz bir dünya hedefi yeterli değildir. Hedefimiz tütünsüz ve nikotinsiz bir gelecek olmalıdır. Bu nedenle 31 Mayıs’ın ‘Dünya Tütünsüz ve Nikotinsiz Günü’ olarak ele alınması gerektiğine inanıyorum” dedi.
“Nikotin Bağımlılığı Yeni Ürünlerle Yeniden Pazarlanıyor”
Tütün endüstrisinin yıllardır sigarayı farklı ambalajlar, aromalar ve pazarlama stratejileriyle cazip göstermeye çalıştığını belirten Prof. Dr. Ergüder, benzer taktiklerin bugün yeni nesil nikotin ürünlerinde daha sofistike yöntemlerle sürdürüldüğünü ifade etti.
Ergüder, “Gençlere masum, teknolojik, zararsız veya sosyal bir ürün gibi sunulan birçok yeni nikotin ürünü aslında bağımlılığı yeniden üretmektedir. Tatlandırılmış aromalar, renkli ambalajlar, dijital reklamlar ve sosyal medya etkisiyle nikotin bağımlılığı çocukların hayatına sessizce sokulmaktadır” değerlendirmesinde bulundu.
“Tütünsüz Gelecek Yetmez, Nikotinsiz Gelecek Gerekir”
Prof. Dr. Ergüder, tütün kontrolü politikalarının yalnızca geleneksel sigara ve tütün ürünleriyle sınırlı kalmasının yeni dönemin risklerini karşılamada yetersiz olabileceğini vurguladı.
“Bugün karşımızda yalnızca sigara yok. Nikotin bağımlılığını farklı formlarla sürdüren küresel bir pazar var. Bu nedenle halk sağlığı bakış açısı da genişlemelidir. Tütünsüzlük hedefi nikotinsizlik hedefiyle tamamlanmalıdır” diyen Ergüder, yeni kuşakların nikotin bağımlılığından korunmasının toplum sağlığı açısından stratejik önem taşıdığını söyledi.
“Çocukları ve Gençleri Hedef Alan Her Ürün Halk Sağlığı Meselesidir”
Yeni tütün ve nikotin ürünlerinin özellikle çocuklar, ergenler ve genç yetişkinler üzerinde kalıcı bağımlılık riski oluşturduğuna işaret eden Ergüder, nikotinin beyin gelişimi üzerindeki etkileri nedeniyle genç yaşta başlayan kullanımın uzun vadeli sağlık sorunlarına kapı aralayabileceğini belirtti.
Ergüder, “Bir ürünün duman çıkarmaması, renkli ambalajda satılması ya da farklı aromalarla pazarlanması onu zararsız yapmaz. Çocukları ve gençleri hedef alan her nikotin ürünü ciddi bir halk sağlığı tehdididir” ifadelerini kullandı.
“31 Mayıs Küresel Bir Farkındalık Eşiğine Dönüşmeli”
Prof. Dr. Ergüder, 31 Mayıs’ın dünyada tütünle mücadele açısından önemli bir farkındalık günü olduğunu, ancak yeni dönemde bu farkındalığın nikotin bağımlılığına karşı da genişletilmesi gerektiğini kaydetti.
Ergüder, “Dünya Tütünsüz Günü artık yeni gerçekliği kapsayacak şekilde yeniden düşünülmelidir. Bugünün adı ve mesajı, çocukları ve gençleri kuşatan yeni bağımlılık ürünlerini de açık biçimde hedef almalıdır. 31 Mayıs, ‘Dünya Tütünsüz ve Nikotinsiz Günü’ olarak küresel ölçekte daha güçlü bir çağrıya dönüşmelidir” dedi.
“Gelecek Nesiller İçin Koruyucu Politikalar Güçlendirilmeli”
Prof. Dr. Ergüder, tütün ve nikotin ürünlerine karşı mücadelenin yalnızca bireysel farkındalıkla sınırlı kalmaması gerektiğini belirterek; güçlü mevzuat, etkin denetim, reklam ve sponsorluk yasakları, aromalı ürünlere yönelik kısıtlamalar, dijital pazarlamanın izlenmesi ve gençleri hedef alan tanıtım stratejilerine karşı kararlı adımlar atılması gerektiğini söyledi.
Ergüder, “Çocuklarımızı bağımlılık endüstrisinin hedef kitlesi olmaktan çıkarmak zorundayız. Tütünsüz ve nikotinsiz bir gelecek, yalnızca sağlık politikası değil; aynı zamanda nesilleri koruma sorumluluğudur” ifadelerini kullandı.
“Yeni Hedef: Nikotinsiz Nesiller”
31 Mayıs’ın yeni bir vizyonla ele alınması gerektiğini belirten Prof. Dr. Toker Ergüder, sözlerini şöyle tamamladı:
“Bugün yapılması gereken, tütün kontrolünü nikotin kontrolüyle güçlendirmektir. Dünya artık sadece sigarayı değil, bağımlılığı pazarlayan bütün nikotin ürünlerini konuşmalıdır. 31 Mayıs, tütünsüz ve nikotinsiz nesiller için ortak bir küresel çağrının günü olmalıdır.”




