İyi huylu ve kötü huylu tümörler; çevre dokulara yayılma, metastaz oluşturma ve hücresel özellikleri bakımından birbirinden ayrılıyor. [1][2][3]
Vücutta yeni fark edilen bir kitle veya görüntüleme sırasında saptanan tümör, çoğu kişide doğrudan kanser endişesine yol açıyor. Ancak tıbbi açıdan “tümör” ile “kanser” aynı anlama gelmiyor.
Tümörler genel olarak iyi huylu ve kötü huylu olmak üzere farklı özellikler gösterebiliyor. İyi huylu tümörler kanserli değilken, kötü huylu tümörler kanser olarak değerlendiriliyor. Bununla birlikte bir kitlenin niteliğini yalnızca büyüklüğüne, sertliğine veya büyüme hızına bakarak kesin biçimde belirlemek mümkün değil. [1][2]
En önemli ayrım: Çevre dokulara yayılıyor mu?
İyi huylu tümörlerin temel özelliklerinden biri çevredeki dokuları istila etmemeleri ve vücudun uzak bölgelerine metastaz yapmamaları.
Kötü huylu tümörlerde ise kanser hücreleri kontrolsüz biçimde çoğalabiliyor, çevredeki sağlıklı dokulara ilerleyebiliyor ve bazı durumlarda kan ya da lenf sistemi aracılığıyla vücudun başka bölgelerine ulaşabiliyor. [1][2]
Kanser hücrelerinin başladıkları bölgeden ayrılarak başka bir bölgede yeni tümör oluşturmasına metastaz adı veriliyor. Metastaz, iyi ve kötü huylu tümörler arasındaki en önemli biyolojik ayrımlardan biri olarak kabul ediliyor. [1]
Büyüme hızı tek başına kanser göstergesi değil
Yaygın inanışlardan biri, hızlı büyüyen her kitlenin kanser olduğu yönünde.
Oysa büyüme hızı önemli bir klinik bulgu olsa da tek başına kesin tanı koydurmuyor. Bazı iyi huylu oluşumlar büyüyebilirken, bazı kanser türleri görece yavaş ilerleyebiliyor. [2]
Bu nedenle bir kitlenin kısa sürede büyümesi tıbbi değerlendirme gerektirebilir ancak tek başına “kötü huylu” olduğu anlamına gelmez.
İyi huylu tümörler de sorun oluşturabilir
İyi huylu olması, bir tümörün her durumda zararsız olduğu anlamına da gelmiyor.
Bu tümörler metastaz yapmasalar bile bulundukları bölgeye ve büyüklüklerine bağlı olarak çevredeki organlara, sinirlere veya diğer önemli yapılara baskı uygulayabiliyor.
Özellikle beyin gibi sınırlı bir anatomik alanda gelişen iyi huylu tümörler ciddi sağlık sorunlarına neden olabiliyor. Bu nedenle tümörün iyi veya kötü huylu olmasının yanı sıra bulunduğu yer, büyüklüğü ve çevre dokular üzerindeki etkisi de klinik açıdan önem taşıyor. [1]
Görüntüleme önemli ancak her zaman yeterli değil
Ultrason, bilgisayarlı tomografi ve manyetik rezonans görüntüleme gibi yöntemler bir kitlenin yapısı, büyüklüğü, sınırları ve çevredeki dokularla ilişkisi hakkında önemli bilgiler sağlayabiliyor.
Ancak görüntüleme yöntemlerinden elde edilen bulgular her zaman tek başına kesin tanı anlamına gelmiyor.
Bir kitlenin iyi veya kötü huylu olup olmadığının belirlenmesinde gerektiğinde biyopsiye başvuruluyor. Biyopsi sırasında kitleden alınan hücre veya doku örneği laboratuvarda incelenerek yapının özellikleri değerlendiriliyor. [2][3]
Patoloji tanıda kritik rol oynuyor
Biyopsiyle alınan örneklerin patolog tarafından incelenmesi, kanser tanısının en önemli aşamalarından birini oluşturuyor.
Hücrelerin görünümü, dokudaki yerleşimleri ve normal hücrelerden ne ölçüde farklılaştıkları değerlendirilirken gerekli durumlarda ek laboratuvar incelemeleri de yapılabiliyor.
Bu değerlendirme yalnızca kitlenin iyi veya kötü huylu olduğunun belirlenmesinde değil, kanser saptanması halinde tümörün türünün ve bazı biyolojik özelliklerinin ortaya konulmasında da önem taşıyor. [2][3]
İyi huylu ile kanser arasında bir kategori daha var
Tıbbi değerlendirmede bütün oluşumlar yalnızca “iyi huylu” veya “kötü huylu” şeklinde iki gruba ayrılmıyor.
Bazı dokularda kanser öncüsü olarak değerlendirilen değişiklikler gelişebiliyor. Bu hücresel değişiklikler henüz kanser anlamına gelmese de ilerleyen dönemde kansere dönüşme potansiyeli taşıyabiliyor.
Kolondaki bazı polipler bu durumun bilinen örneklerinden biri. Bazı polip türleri başlangıçta kanserli olmamasına rağmen zaman içinde kansere dönüşebildiğinden tarama sırasında saptanmaları ve uygun şekilde değerlendirilmesi önem taşıyor. [2]
Kist ve tümör aynı şey değil
Vücutta saptanan her kitle tümör de olmayabilir.
Kist ile tümör birbirinden farklı yapılar. Kistler genellikle sıvı, hava veya başka maddeler içerebilen kesecikler şeklinde oluşurken, tümörler doku kitlesi olarak ortaya çıkıyor.
Kistlerin büyük bölümü iyi huylu olsa da görüntülemede katı bölümler içeren veya şüpheli özellik gösteren oluşumların ileri değerlendirilmesi gerekebiliyor. [3]
Bir kitlenin görünümünden kesin sonuç çıkarılmamalı
Uzman sağlık kuruluşlarının bilgileri, vücutta fark edilen bir kitlenin yalnızca sert, hareketli, ağrısız veya hızlı büyüyor olmasına bakılarak kanserli olup olmadığının belirlenemeyeceğini ortaya koyuyor. [1][2][3]
Klinik muayene ve görüntüleme yöntemleri önemli ipuçları sağlasa da şüpheli oluşumlarda kesin değerlendirme için patolojik inceleme gerekebiliyor.
Bu nedenle yeni ortaya çıkan, büyüyen veya yapısında değişiklik fark edilen kitlelerin tıbbi olarak değerlendirilmesi önem taşıyor.
KAYNAKLAR
[1] National Cancer Institute
[2] The University of Texas MD Anderson Cancer Center
[3] Mayo Clinic





