ABD’de uzman hekimler ve editoryal sağlık ekipleri tarafından hazırlanan, bilimsel kaynaklara dayalı bilgilendirici bir sağlık içeriğinde, yaşla birlikte ortaya çıkan işitme değişimleri ele alındı. Tıbbi literatürde presbiakuzi olarak adlandırılan yaşa bağlı işitme azalması; iç kulaktaki duyu hücreleri, işitme siniri ve beyne iletimi sağlayan sinir yollarında zamanla meydana gelen değişimlerle ilişkilendiriliyor. İçerik, klinik gözlemler ve ulusal sağlık kurumlarının nüfus verilerine dayanan derleme ve halkı bilgilendirme niteliği taşıyor.
Uzman değerlendirmelerine göre yaşa bağlı işitme kaybı çoğu zaman yavaş ilerliyor ve genellikle her iki kulakta benzer şekilde görülüyor. İlk belirtiler arasında “insanlar mırıldanıyormuş gibi konuşuyor hissi”, “televizyon sesini artırma ihtiyacı” ve kalabalık ortamlarda konuşmayı ayırt edememe öne çıkıyor. Özellikle yüksek frekanslı seslerin algılanmasındaki azalma, konuşmanın netliğini bozabiliyor ve bu durum sosyal iletişimi zorlaştırabiliyor.
Nüfus temelli veriler, 65 yaş sonrasında işitme kaybı görülme sıklığının belirgin biçimde arttığını, 75 yaş ve üzerindeki bireylerde bu oranın daha da yükseldiğini gösteriyor. Ancak uzmanlar, bu tabloyu yaşlanmanın kaçınılmaz bir sonucu olarak değil, yaşla ilişkili ve yönetilebilir bir risk artışı olarak değerlendiriyor. Uzun süreli gürültü maruziyeti, bazı kronik hastalıklar ve yaşam boyu işitme sağlığına yeterince dikkat edilmemesi süreci hızlandırabilen faktörler arasında yer alıyor.
Uzmanların öne çıkardığı güçlü çözüm önerileri arasında; ileri yaşta dahi işitme sağlığının aktif biçimde korunması, yüksek ve sürekli gürültüden kaçınılması, kulaklık kullanımında ses düzeyinin sınırlandırılması ve gürültülü ortamlarda kulak koruyucu kullanılması bulunuyor. Bunun yanı sıra 50 yaş sonrasında düzenli işitme taramalarının rutin sağlık kontrollerine eklenmesi, işitme kaybının erken fark edilmesi açısından kritik görülüyor. İşitme azlığı saptanan bireylerde, odyolojik değerlendirme sonrası uygun görülen işitme cihazları, yardımcı dinleme sistemleri ve iletişim stratejileri günlük yaşam kalitesini belirgin biçimde artırabiliyor.
Kulak burun boğaz uzmanları ve odyologlar, işitme kaybının yalnızca kulakla sınırlı bir sorun olarak görülmemesi gerektiğini; sosyal izolasyon, iletişim güçlüğü ve yaşam kalitesi üzerinde etkileri olabileceğini vurguluyor. Bununla birlikte yaşa bağlı işitme kaybı ile bilişsel işlevler veya ruhsal durum arasındaki bağlantılara ilişkin çalışmaların sürdüğü, bu ilişkilerin bir bölümünün henüz deneysel düzeyde ya da ilişki gösterir nitelikte olduğu ve kesin neden-sonuç çıkarımları yapılmaması gerektiği ifade ediliyor.





