Bahar geldi, polen şikâyetleri arttı

Havaların ısınmasıyla birlikte ağaç, çayır ve yabani ot polenleri birçok kişide alerjik rinit tablosunu tetikliyor. Halk arasında “saman nezlesi” olarak da bilinen polen alerjisi; burun akıntısı, burun tıkanıklığı, peş peşe hapşırma, geniz akıntısı, gözlerde kaşıntı, sulanma ve öksürükle kendini gösterebiliyor.

Bu tablo çoğu zaman grip, soğuk algınlığı ya da mevsim geçişi hastalığı sanılıyor. Ancak ateş olmaması, şikâyetlerin özellikle dış ortamda ve rüzgârlı havalarda artması, göz kaşıntısının tabloya eşlik etmesi alerjik riniti düşündüren önemli işaretler arasında yer alıyor.

Grip mi, alerji mi?

Polen alerjisinde belirtiler genellikle haftalarca sürebiliyor. Gripte ise tablo çoğunlukla birkaç gün içinde belirginleşiyor; ateş, kas ağrısı, halsizlik ve boğaz ağrısı daha ön planda olabiliyor.

Alerjik rinitte en dikkat çeken bulgular şunlar:

  • Peş peşe hapşırma
  • Sulu burun akıntısı
  • Burun tıkanıklığı
  • Gözlerde kaşıntı ve sulanma
  • Geniz akıntısı
  • Gece öksürüğü
  • Koku alma azalması
  • Bahar aylarında tekrarlayan şikâyetler

Özellikle astımı olan kişilerde polen alerjisi yalnızca burun ve göz şikâyetleriyle sınırlı kalmayabilir. Hırıltı, göğüste sıkışma ve nefes darlığı gelişirse tablo daha dikkatli değerlendirilmelidir.

Güncel tedavide ilk basamak: Burun spreyleri ve antihistaminikler

Alerjik rinit tedavisinde temel amaç, hastanın şikâyetlerini azaltmak ve yaşam kalitesini korumaktır. Güncel rehberlerde burun içine uygulanan kortikosteroid spreyler, burun antihistaminikleri ve bu iki tedavinin sabit kombinasyonları alerjik rinit yönetiminin ana seçenekleri arasında gösteriliyor. ARIA-EAACI 2024–2025 güncellemesi de özellikle burun içi tedavilerin alerjik rinitte temel basamaklardan biri olduğunu vurguluyor.

Sıtma Nasıl Anlaşılır? Erken Belirtiler, Teşhis ve Tedavi Seçenekleri
Sıtma Nasıl Anlaşılır? Erken Belirtiler, Teşhis ve Tedavi Seçenekleri
İçeriği Görüntüle

Antihistaminik tabletler kaşıntı, hapşırık ve burun akıntısında etkili olabilir. Burun spreyleri ise özellikle burun tıkanıklığı ve geniz akıntısında daha güçlü sonuç verebilir. Göz kaşıntısı ve sulanması olan hastalarda ise alerjiye yönelik göz damlaları tedaviye eklenebilir.

Ancak burun açıcı spreylerin uzun süre ve kontrolsüz kullanılması sakıncalıdır. Bu ürünler kısa süreli rahatlama sağlasa da yanlış kullanımda burun tıkanıklığını daha da artırabilir.

En dikkat çeken tedavi: Alerji aşısı yani immünoterapi

Polen alerjisinde en güncel ve kalıcı etki hedefleyen yöntemlerden biri alerjen immünoterapidir. Halk arasında “alerji aşısı” olarak bilinen bu yöntem, uygun hastalarda bağışıklık sisteminin alerjene verdiği aşırı yanıtı azaltmayı amaçlar.

İmmünoterapi iki şekilde uygulanabilir:

1. Cilt altı enjeksiyon tedavisi:
Belirli aralıklarla sağlık kuruluşunda uygulanır.

2. Dil altı tablet veya damla tedavisi:
Hastaya uygun alerjen belirlendikten sonra doktor kontrolünde başlanır ve düzenli kullanım gerektirir.

Avrupa Alerji ve Klinik İmmünoloji Akademisi’nin önerilerinde, özellikle çayır ve huş poleni gibi alerjenlerle tetiklenen orta-ağır alerjik rinitte 3 yıllık cilt altı veya dil altı immünoterapi seçeneğinin semptomları ve ilaç ihtiyacını azaltabileceği, çocuk ve ergenlerde astım gelişimini önleme açısından da değerlendirilebileceği belirtiliyor.

Türkiye Ulusal Allerji ve Klinik İmmünoloji Derneği de polen alerjisinde alerjen spesifik immünoterapinin etkili bir tedavi seçeneği olduğunu belirtiyor; polen yoğunluğunun fazla olduğu saatlerde dışarı çıkmamak, eve gelince kıyafet değiştirmek, duş almak ve pencereleri kapalı tutmak gibi korunma adımlarını da öneriyor.

Her hastaya uygun değil

Alerji aşısı her polen alerjisi olan kişiye otomatik olarak uygulanmaz. Önce hastanın gerçekten hangi alerjene duyarlı olduğu testlerle gösterilmelidir. Şikâyetlerin ağırlığı, astım varlığı, kullanılan ilaçlar ve tedaviye uyum durumu hekim tarafından değerlendirilmelidir.

Özellikle kontrol altında olmayan ağır astımı, bazı ciddi kalp-damar hastalıkları veya immünoterapi açısından risk oluşturabilecek ek hastalıkları olan kişilerde tedavi kararı daha dikkatli verilmelidir.

Yeni tedaviler ne vadediyor?

Dünyada alerjik rinit tedavisinde en çok konuşulan alanlardan biri, klasik ilaç tedavisinin ötesine geçen immünoterapi seçenekleri. 2025 yılında İngiltere’de huş ağacı polenine bağlı ağır saman nezlesi için günlük immünoterapi tableti gündeme geldi; tedavinin özellikle antihistaminik ve burun spreylerine rağmen şikâyeti süren hastalarda bağışıklık yanıtını hedeflediği bildirildi.

Bir diğer araştırma alanı ise burun içine uygulanan, alerjenleri burun mukozasında etkisizleştirmeyi hedefleyen antikor bazlı spreyler. Bu yaklaşım henüz rutin klinik kullanımda değil; ancak gelecekte polen alerjisinde kişiye ve alerjene daha hedefli tedavilerin kapısını aralayabilir.

Polen alerjisi olanlar ne yapmalı?

Polen alerjisini tamamen yok saymak mümkün değil; fakat temas azaltılarak şikâyetler hafifletilebilir. Özellikle sabah saatlerinde ve rüzgârlı havalarda dışarıda geçirilen süre azaltılmalı, eve gelince kıyafetler değiştirilmeli, saç ve yüz yıkanmalı, çamaşırlar dışarıda kurutulmamalıdır.

Araçlarda polen filtresinin düzenli değiştirilmesi, evde pencerelerin polen yoğun saatlerde kapalı tutulması ve dışarıda gözlük kullanılması da basit ama etkili önlemler arasında yer alır. Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin bilgilendirmesinde de polen yoğunluğu olan dönemlerde pencerelerin açılmaması ve ev içi alerjenlerin azaltılmasına dikkat çekiliyor.

Ne zaman doktora başvurmalı?

Aşağıdaki durumlarda bir alerji, göğüs hastalıkları, KBB veya çocuk hastalıkları uzmanına başvurmak gerekir:

  • Şikâyetler haftalarca sürüyorsa
  • Gece öksürüğü varsa
  • Nefes darlığı, hırıltı veya göğüste sıkışma gelişiyorsa
  • İlaçlara rağmen rahatlama olmuyorsa
  • Çocukta uyku, okul başarısı ve günlük yaşam etkileniyorsa
  • Her bahar aynı tablo tekrarlıyorsa

Polen alerjisi basit bir burun akıntısından ibaret görülmemeli. Doğru tanı ve uygun tedaviyle hem bahar ayları daha konforlu geçirilebilir hem de astım gibi alt solunum yolu sorunları açısından riskli hastalar daha erken fark edilebilir.