“Hocam, haftada bir vurulan bir iğne varmış, sonra ne istersen yiyebiliyormuşsun… Doğru mu?” Bu soru son dönemde muayenehanede en sık duyduklarımdan biri.

Cevabımı net vereyim:
Öyle bir iğne yok.
Ve diyelim ki olsaydı bile, hiçbir hekim, hiçbir diyetisyen, ister hasta ister sağlıklı olsun, kimseye “Ne istersen ye” gibi kontrolsüz bir cümle kurmazdı.

Gün içinde muayene ettiğimiz onlarca hastalığın temelinde zaten sağlıksız beslenme alışkanlıkları yatıyor. Yeme içme düzenimizi gerçekten yoluna koyabilsek, pek çok hastalıktan ve ilaca bağımlılıktan kurtulmamız mümkün olurdu.

Çağımızın vebası olarak adlandırılan diyabet tam da böyle bir hastalık.

Detaylı patofizyolojik mekanizmalara girmeden söyleyelim: Kan şekeri düzeylerinin olması gerekenden sürekli yüksek seyretmesi durumuna halk arasında “şeker hastalığı”, tıbbi adıyla diyabet diyoruz.
Sürekli ilaç kullandığımız, bazen insülin iğneleri yaptığımız ama buna rağmen kalp ve damar tıkanıklıkları, görme kayıpları ve böbrek yetmezliği gibi ağır sonuçlardan kaçınamadığımız zahmetli bir hastalık bu.

“Hocam, yemiyorum… İlaçlarımı düzenli alıyorum ama olmuyor.”

Bunu da çok sık duyuyorum.

“Vallahi az yiyorum, yürüyüş yapıyorum, ilaçlarımı aksatmıyorum ama şekerim bir türlü düşmüyor. Bazen de öyle düşüyor ki elim ayağım titriyor, midem bulanıyor, kendimi tutamayıp ne bulursam yiyorum…”

Evet, bu anlatılanların hepsi gerçek.
Diyabet, kan şekeri düzenlenmesinin bozulduğu, iniş çıkışlarla seyreden, sabır isteyen bir hastalıktır.
Ancak onu yalnızca ilaçlarla kontrol edebileceğimiz düşüncesi maalesef doğru değildir.

Peki ne yapmalıyız?

Mutlaka ama mutlaka sağlıklı yaşam alışkanlıklarını hayatımıza yerleştirmeliyiz. Ben buna kısaca YTD diyorum:
Yaşam Tarzı Değişikliği Tedavisi.

Sizler için, günlük hayatta uygulanabilir bazı temel önerileri özetledim. Bunları istikrarlı şekilde uyguladığınızda diyabetle mücadelenizde farkı net olarak hissedeceksiniz.


1. Tabağınızı Akıllıca Seçin

Yedikleriniz, kan şekerinizin en güçlü belirleyicisidir. Bu nedenle tabağınıza ne koyduğunuz kadar, ne kadar koyduğunuz da önemlidir.

  • Porsiyon kontrolü: Küçük tabaklar kullanın, yavaş yiyin. Doygunluk hissi zamanla gelir.

  • Kompleks karbonhidratları tercih edin: Beyaz ekmek, pirinç ve şekerli gıdalar yerine tam buğday, yulaf, bulgur ve esmer pirinci seçin. Kan şekerini daha yavaş yükseltirler.

  • Bol sebze, kontrollü meyve: Özellikle yeşil yapraklı sebzeler ve düşük glisemik indeksli meyveler (elma, çilek, böğürtlen) lif ve vitamin açısından zengindir.

  • Sağlıklı yağlar: Kızartmalardan uzak durun. Zeytinyağı, ceviz ve badem gibi yağları ölçülü tüketin.

  • Şekerli içeceklerden kaçının: Kola, gazoz, hazır meyve suları ve şekerli kahveler kan şekerini bir anda zıplatır.


2. Fiziksel Aktivite: Harekete Geçin

Egzersiz, vücudun insülini daha etkili kullanmasını sağlar.

  • Haftalık hedef: Engel teşkil eden bir sağlık sorunu yoksa haftada en az 150 dakika orta tempolu egzersiz. Bu, günde yaklaşık 30 dakika demektir.

  • Kas gücünü artırın: Haftada 2–3 gün direnç egzersizleri yapın. Kaslar, şekeri en çok kullanan dokulardır.

  • Uzun süre oturmayın: Her saat başı ayağa kalkıp birkaç dakika hareket edin. Küçük adımlar büyük fark yaratır.


3. Stres ve Uyku: Zihni de Tedavi Edin

Stres ve düzensiz uyku, kan şekeri kontrolünü doğrudan bozar.

  • Stresi azaltın: Sizi rahatlatan uğraşlar edinin. Sürekli stres, kortizol hormonunu artırır ve bu da kan şekerini yükseltir.

  • Kaliteli uyku: Her gece en az 7 saat uyuyun. Uyumadan önce ekranlardan uzak durun. Loş, yumuşak ışıklar tercih edin.


4. Sigara ve Alkol: Net Olalım

  • Sigara: Diyabetli bir hasta için kabul edilebilir değildir. Damar hasarını hızlandırır.

  • Alkol: Kan şekerini önce yükseltip sonra tehlikeli şekilde düşürebilir. Mümkünse tamamen bırakılmalıdır.


Sonuç

Diyabetle yaşamak bir maraton koşusudur.
Sabır, istikrar ve doğru alışkanlıklar ister.

Unutmayın: Diyabet hayatınızı yönetmesin.
Siz onu kontrol altına alın.

Sağlıklı günler dilerim.

Uzm. Dr. Cemil Ulusan