Tedavi seçenekleri sınırlı ve nüks riski yüksek olan bu agresif kanser türü için sonuçlar umut verici olarak değerlendiriliyor.
Araştırma Nerede Yapıldı?
Çalışma, Almanya ve İsveç’te yürütülen klinik bir araştırma kapsamında gerçekleştirildi. Erken evre triple-negatif meme kanseri tanısı alan hastaların tümör dokuları genetik olarak analiz edildi. Her hastanın tümörüne özgü mutasyonlar belirlendi ve bu genetik “parmak izi” temel alınarak kişiye özel mRNA aşıları üretildi.
Aşılar, standart tedavilerin ardından hastalara uygulandı ve bağışıklık sisteminin kanser hücrelerine özgü hedefleri tanıyıp tanımadığı uzun süreli olarak takip edildi.
Nerede Yayınlandı?
Araştırmanın sonuçları, dünyanın en saygın bilim dergilerinden biri olan Nature’ta yayımlandı. Hakemli ve yüksek etki değerine sahip bu dergide yer alması, çalışmanın bilimsel güvenilirliğini ve uluslararası önemini artırdı.
Çalışmanın Öne Çıkan Bulguları
Araştırmaya katılan 14 hastanın büyük bölümünde güçlü T hücresi yanıtı gözlendi. Bu bağışıklık tepkisinin geçici olmadığı, yıllar boyunca sürdüğü belirlendi.
En dikkat çekici bulgulardan biri ise hastaların önemli kısmında 6 yıla kadar kanser nüksü görülmemesi oldu. Bu durum, bağışıklık sisteminin adeta eğitilerek kanser hücrelerine karşı kalıcı bir “hafıza” geliştirdiğini gösterdi.
Nüks görülen sınırlı sayıdaki hastada ise bağışıklık yanıtının daha zayıf olduğu veya tümör hücrelerinin bağışıklık sisteminden kaçış mekanizmaları geliştirdiği tespit edildi. Bu bulgular, gelecekte daha etkili kombinasyon tedavilerinin geliştirilmesi için yol gösterici olarak değerlendiriliyor.
Neden Önemli?
Triple-negatif meme kanseri, hormon reseptörleri taşımadığı için klasik hedefli tedavilere yanıt vermekte zorlanan bir kanser türü. Bu nedenle kişiye özel mRNA aşı yaklaşımı, özellikle tedavi seçenekleri kısıtlı olan hastalar için yeni bir kapı aralayabilir.
Uzmanlar, daha geniş hasta gruplarında yapılacak faz çalışmalarıyla etkinlik ve güvenliğin netleşmesi gerektiğini vurguluyor. Ancak elde edilen veriler, onkolojide kişiselleştirilmiş aşı döneminin başlayabileceğine işaret ediyor.
Bilim dünyası şimdi şu sorunun peşinde:
Kanseri tamamen ortadan kaldırmak mümkün mü, yoksa onu uzun vadeli bir bağışıklık kontrolüne mi almak daha gerçekçi?
Bu çalışma, ikinci ihtimalin artık hayal olmadığını gösteriyor.




