Dünya genelinde kanser vakaları ve kanser nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı giderek artıyor. Küresel Hastalık Yükü (Global Burden of Disease) 2023 verilerinin değerlendirildiği yeni analizlerde, 1990’dan bu yana hem yeni tanı konulan kanser sayısında hem de kansere bağlı ölümlerde belirgin artış olduğu bildirildi.
Araştırmaya göre 2023 yılında dünya genelinde yaklaşık 18,5 milyon yeni kanser tanısı ve 10 milyondan fazla ölüm gerçekleştiği hesaplandı. Bu sayıların, 1990 yılına kıyasla yeni tanılarda yüzde 100’ün üzerinde, ölümlerde ise yaklaşık yüzde 70’lere varan artış anlamına geldiği ifade edildi.
Uzmanlar, bu artışın tek başına kanser riskinin yükseldiği anlamına gelmediğini, en önemli nedenlerin nüfus artışı ve yaşam süresinin uzaması olduğunu belirtiyor. Daha fazla insanın daha uzun yaşaması, kanserle karşılaşan kişi sayısını da artırıyor.
Bununla birlikte, raporlarda önlenebilir risk faktörlerinin kanser yükünde önemli paya sahip olduğuna dikkat çekiliyor. Tütün kullanımı, sağlıksız beslenme, alkol tüketimi, obezite, hava kirliliği ve bazı mesleki maruziyetler bunlar arasında sayılıyor. Düşük gelirli ülkelerde, tarama ve tedaviye erişimde yaşanan güçlükler nedeniyle kanser ölümlerinin oransal olarak daha yüksek seyrettiği bildiriliyor.
Araştırmada, yaşa göre düzeltme yapıldığında kanserden ölüm oranlarının bazı ülkelerde düşüş eğiliminde olduğu da belirtildi. Bu durum erken tanı programları, tedavideki ilerlemeler ve toplum bilincinin artmasıyla ilişkilendiriliyor. Ancak bu gelişmeler daha çok yüksek gelirli ülkelerde yoğunlaşıyor ve küresel ölçekte eşitsizliklerin devam ettiği vurgulanıyor.
Alınması gereken önlemler neler?
Uzmanlara göre kanserle mücadelede tek başına tedaviye odaklanmak yeterli değil. Önleme, erken tanı ve tedaviye erişimin birlikte ele alınması gerekiyor. Öne çıkan başlıklar şöyle:
• Tütün ve tütün ürünlerinin kullanımının azaltılması
• Aşırı alkol tüketiminin sınırlandırılması
• Sağlıklı ve dengeli beslenmenin teşvik edilmesi
• Obezite ile mücadele ve düzenli fiziksel aktivitenin artırılması
• Aşı ile önlenebilir kanserlere (örneğin HPV ile ilişkili kanserler) karşı aşılama programlarının yaygınlaştırılması
• Kanser taramalarına erişimin artırılması
• Temiz hava ve sağlıklı çalışma koşullarının desteklenmesi
• Erken tanı için toplumsal farkındalığın geliştirilmesi
Uzmanlar, bu önlemlerin özellikle düşük ve orta gelirli ülkelerde hayat kurtarıcı etki yaratabileceğini belirtiyor. Ayrıca kanser kayıt sistemlerinin güçlendirilmesi ve veriye dayalı sağlık politikalarının önemine vurgu yapılıyor.
Tıbbiye Bülteni uzman görüşü
Kanser sayılarındaki artış tek başına “herkes daha çok kanser oluyor” şeklinde yorumlanmamalıdır. Demografik değişimler, dünya nüfusunun yaşlanması ve tanı yöntemlerinin gelişmesi toplam sayıları yükseltmektedir. Diğer yandan, tütün kullanımı, sağlıksız yaşam alışkanlıkları ve çevresel maruziyetler önemli risk faktörleri olarak yerini korumaktadır.
Bu nedenle hem bireysel düzeyde sağlıklı yaşam alışkanlıklarının desteklenmesi hem de sağlık sistemlerinin koruyucu hizmetler ve erken tanı programlarıyla güçlendirilmesi gerekmektedir. Çalışmanın bir öngörü niteliğinde olduğu, ülkeler arasında farklılıklar bulunduğu ve verilerin politika belirleme amacıyla kullanılması gerektiği de özellikle vurgulanmalıdır.
Sonuç olarak uzmanlar, kanser yükünün artmasının kaçınılmaz bir kader olmadığını, bilimsel bilgiye dayalı önleme stratejileri ve eşit erişilebilir sağlık hizmetleri ile önemli kazanımlar elde edilebileceğini ifade etmektedir.




