İngiltere’de Psilosibin Çalışması: Sonuçlar Henüz Yayımlanmadı
İngiltere’de Psilosibin Çalışması: Sonuçlar Henüz Yayımlanmadı
İçeriği Görüntüle


Sistem diyabetli farelerde ve tip 2 diyabetli insan dışı primatlarda kan şekeri kontrolünü iyileştirdi; ancak henüz insanlarda denenmiş bir tedavi değil.
Çin’de East China Normal University bünyesindeki Shanghai Key Laboratory of Regulatory Biology ve Biomedical Synthetic Biology Research Center liderliğinde yürütülen araştırmada bilim insanları, kan şekeri yükseldiğinde bunu algılayıp tedavi edici moleküllerin üretimini artırabilen ağızdan alınabilir bir “canlı ilaç” geliştirdi. Çalışmaya Shanghai Fengxian District Central Hospital, Shanghai SynBioEra Biotechnology ve University of Texas Health Science Center at San Antonio’dan araştırmacılar da katkı sundu. Araştırma insanlar üzerinde değil, farklı diyabet fare modelleri ve tip 2 diyabetli insan dışı primatlar üzerinde yapıldı. Çalışma 12 Ağustos 2026’da Nature dergisinde yayımlandı. [1]
Probiyotik bakteriye glikoz sensörü eklendi
Çalışmanın temelinde, bağırsakta geçici olarak yaşayabilen genetik olarak değiştirilmiş probiyotik bakteriler bulunuyor.
Araştırmacılar bakterilere HexR adı verilen glikoza duyarlı bir düzenleyici protein ve buna bağlı çalışan sentetik bir gen devresi ekledi. Gen devresi, bakterinin çevredeki glikoz düzeyini algılayıp buna göre belirli terapötik genleri açıp kapatmasını sağladı. [1]
Bunu basitçe otomatik çalışan bir sensöre benzetmek mümkün.
Glikoz yükseldiğinde sistem devreye giriyor; glikoz normal sınırlara yaklaştığında terapötik üretim azalıyor. Araştırmacılar bu yaklaşımı “sense-and-respond”, yani “algıla ve yanıt ver” sistemi olarak tanımlıyor. [1]
Bakteriler bağırsakta kalıcı olarak yerleşmedi
Yeni sistemin önemli özelliklerinden biri, bakterilerin bağırsakta kalıcı biçimde kolonileşmek üzere tasarlanmamış olması.
Araştırmada kullanılan probiyotikler ağızdan verildikten sonra bağırsakta geçici olarak kaldı ve glikoz düzeyine göre terapötik molekül üretimini ayarladı. [1]
Geçici bağırsak varlığı, canlı tedavilerin kontrol edilebilirliği açısından önemli bir tasarım özelliği. Ancak bunun insanlarda güvenli olduğunu göstermek için klinik çalışmalara ihtiyaç var.
Glikoz yükselince GLP-1 üretildi
Araştırmacılar bakterileri, glikoz yükseldiğinde GLP-1 üretip salgılayacak şekilde programladı. GLP-1, bağırsakta doğal olarak üretilen ve yemek sonrası kan şekeri kontrolünde rol oynayan bir hormondur. [1]
Günümüzde bazı diyabet ve obezite ilaçları da GLP-1 sistemini hedefliyor. Ancak yeni çalışmadaki yaklaşım farklı: dışarıdan düzenli enjeksiyon yapmak yerine bağırsaktaki tasarlanmış bakterilerin glikoz yükseldiğinde gerekli molekülü üretmesi amaçlanıyor.
Bu nedenle araştırma mevcut GLP-1 ilaçlarının yerine kullanılabilecek hazır bir tedavi olarak değerlendirilmemeli.
Farelerde kan şekeri kontrolü iyileşti
Araştırmacılar sistemi birden fazla diyabet fare modelinde test etti.
Tasarlanmış probiyotiklerin ağızdan verilmesiyle kan şekeri kontrolünün iyileştiği ve özellikle yemek sonrası glikoz yükselmelerinin daha iyi düzenlenebildiği bildirildi. [1]
Uzun süreli uygulamalarda kan yağları olarak bilinen lipid profillerinde de olumlu değişiklikler görüldü.
Araştırmacılar ayrıca uzun süreli fare deneylerinde karaciğer ve böbrekle ilişkili bazı inflamasyon, oksidatif stres ve doku hasarı göstergelerinde iyileşmeler bildirdi. İnflamasyon, vücudun doku hasarı veya zararlı uyaranlara karşı verdiği iltihabi yanıtı; oksidatif stres ise hücrelere zarar verebilen reaktif moleküllerin artmasını ifade ediyor. [1]
Bu bulgular önemli olsa da farelerde elde edilen sonuçların insanlarda aynı şekilde ortaya çıkacağı varsayılamaz.
İnsan dışı primatlarda da test edildi
Çalışmanın dikkat çekici yönlerinden biri, araştırmanın yalnızca farelerle sınırlı kalmaması.
Bilim insanları sistemi tip 2 diyabetli insan dışı primatlarda da değerlendirdi. Probiyotik tedavinin bu hayvanlarda da kan şekeri kontrolünü iyileştirdiği bildirildi. [1]
İnsan dışı primatlar fizyolojik olarak insanlara farelerden daha yakın olduğu için bu aşama translasyonel araştırmalarda önemli kabul ediliyor.
Buna rağmen primat deneylerinin olumlu sonuç vermesi, insanlarda etkinlik ve güvenliğin garanti edildiği anlamına gelmiyor.
Bu bir yoğurt veya sıradan probiyotik değil
“Probiyotik” kelimesi günlük yaşamda çoğunlukla yoğurt, kefir veya probiyotik takviyeleri çağrıştırıyor.
Ancak araştırmada kullanılan bakteriler sıradan besinlerde bulunan probiyotiklerden farklı.
Bunlar sentetik biyoloji yöntemleriyle genetik olarak programlanmış canlı mikroorganizmalardan oluşuyor. Sentetik biyoloji, hücrelere belirli görevleri yerine getirecek yeni genetik devreler kazandırmayı amaçlayan mühendislik yaklaşımıdır. [2]
Bu nedenle çalışmanın sonuçları “probiyotik tüketmek kan şekerini düşürür” şeklinde yorumlanamaz.
Araştırmada test edilen sistem, özel olarak tasarlanmış ve laboratuvarda üretilmiş deneysel bir canlı tedavi platformu.
“Canlı ilaç” ne anlama geliyor?
Klasik ilaçların büyük bölümü belirli bir kimyasal molekül veya biyolojik proteinden oluşuyor.
Canlı tedavilerde ise tedaviyi gerçekleştiren yapı canlı bir hücre veya mikroorganizma oluyor.
Bu hücreler genetik olarak programlanarak hastalıkla ilişkili bir sinyali algılayabilir, ardından belirli bir ilacı veya proteini üretebilir. [2]
Araştırmacıların hedefi, vücuttaki değişikliklere gerçek zamanlı yanıt verebilen biyolojik tedavi sistemleri geliştirmek.
Diyabette bunun teorik avantajı açık: Kan şekeri gün boyunca sürekli değişiyor. Tedavinin de bu değişime göre kendisini otomatik olarak ayarlayabilmesi, gelecekte daha hassas bir kontrol sağlayabilir.
İnsanlarda denenmedi
Araştırmanın en önemli sınırlılığı, sistemin henüz insanlarda test edilmemiş olması.
Çalışma güçlü bir preklinik araştırma olmasına rağmen insanlarda güvenlilik, doğru doz, bağırsakta kalış süresi ve uzun dönem etkiler bilinmiyor.
Genetik olarak değiştirilmiş bakterilerle ilgili bir başka önemli konu da biyolojik güvenlik.
Bu mikroorganizmaların çevreye yayılması, bağırsak mikrobiyotası üzerindeki uzun dönem etkileri ve genetik materyallerinin başka bakterilere aktarılma ihtimali gibi konuların insan çalışmalarından önce ayrıntılı biçimde değerlendirilmesi gerekiyor.
Araştırmacılardan Haifeng Ye, Ningzi Guan ve Xianyun Gao, çalışmada kullanılan yeni glikoz sensörüyle ilişkili patent başvurularında mucit olarak yer alıyor. Bu durum araştırmanın geçerliliğini ortadan kaldırmıyor ancak çıkar çatışması değerlendirmesinde dikkate alınması gereken bir bilgi. [1]
Diyabet tedavisinde neyi değiştirebilir?
Bugün için hastaların tedavisinde herhangi bir değişiklik yok.
Araştırma, insülinin, GLP-1 ilaçlarının veya diğer diyabet tedavilerinin yerine geçecek yeni bir seçenek sunmuş değil.
Çalışmanın asıl önemi, canlı mikroorganizmaların yalnızca ilaç taşıyan araçlar değil, aynı zamanda vücuttaki metabolik değişiklikleri algılayan ve buna göre ilaç üretimini ayarlayan biyolojik sistemler olarak kullanılabileceğini göstermesinde yatıyor.
İnsan çalışmalarında benzer etkinlik ve yeterli güvenlik gösterilebilirse, gelecekte diyabet gibi sürekli değişen metabolik hastalıklarda “gerektiğinde çalışan” ağızdan alınabilir canlı tedaviler araştırılabilir.
Ancak bunun klinik uygulamaya dönüşebilmesi için önce insanlarda kontrollü klinik çalışmalar yapılması gerekiyor.
Kaynaklar
[1] Guan N, Kong D, Gao X, ve ark. Glucose-responsive probiotics for glycaemic modulation in mice and monkeys. Nature. 2026. DOI: 10.1038/s41586-026-10909-6
[2] Cubillos-Ruiz A, Guo T, Sokolovska A, ve ark. Engineering living therapeutics with synthetic biology. Nature Reviews Drug Discovery. 2021;20(12):941-960. DOI: 10.1038/s41573-021-00285-3