Ketojenik diyetlerin kanser üzerindeki etkisine ilişkin tartışmalara dikkat çekici yeni bir bilimsel çalışma eklendi. Massachusetts Institute of Technology (MIT) araştırmacıları, yüksek yağ ve çok düşük karbonhidrat içeren ketojenik beslenmenin bağırsakların farklı bölümlerinde birbirinin tam tersi biyolojik sonuçlar oluşturabileceğini belirledi.
15 Temmuz 2026’da Nature dergisinde yayımlanan araştırmada, bağırsak tümörü geliştirmeye genetik olarak yatkın farelerde ketojenik diyetin ince bağırsaktaki tümör oluşumunu artırdığı görüldü.
Araştırmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri ise bu etkinin doğrudan ketonlardan kaynaklanmadığının belirlenmesi oldu. Bulgular, yüksek miktarda besinsel yağın hücreler tarafından enerji üretmek amacıyla kullanılmasının tümör gelişimini destekleyen biyolojik mekanizmayı harekete geçirdiğini gösterdi.
Ketojenik diyet nedir?
Ketojenik diyet, karbonhidrat tüketiminin çok büyük ölçüde sınırlandırıldığı, yağ tüketiminin ise belirgin biçimde artırıldığı bir beslenme modelidir. Protein miktarı genellikle normal veya azaltılmış düzeylerde tutulur.
Karbonhidratın ciddi şekilde azaltılmasıyla vücudun temel enerji metabolizması değişmeye başlar. Normal koşullarda önemli enerji kaynaklarından biri olan glikozun kullanılabilirliği azalınca vücut enerji üretmek için yağ asitlerini daha yoğun kullanır.
Yağların parçalanması sırasında başta beta-hidroksibütirat (BHB) ve asetoasetat olmak üzere “keton cisimleri” adı verilen moleküller oluşur. Vücudun enerji üretiminde ketonları daha yoğun kullandığı bu metabolik durum “ketozis” olarak adlandırılır.
Ketojenik beslenme ilk olarak 1920’li yıllarda epilepsi tedavisinde kullanılmaya başlandı. Sonraki yıllarda kilo kontrolü ve metabolik etkileri nedeniyle yaygın ilgi gördü. Kanser biyolojisi üzerindeki olası etkileri de bilimsel araştırmaların konusu haline geldi.
İnce bağırsakta tümör gelişimini hızlandırdı
Yeni araştırmada bilim insanları bağırsak kanseri geliştirmeye genetik olarak yatkın fareleri farklı beslenme modelleri altında inceledi.
Hayvanlara ketojenik diyet, standart kontrol diyeti veya yüksek yağlı ve yüksek kalorili beslenme uygulandı.
Ketojenik diyet uygulanan farelerin kontrol grubundaki farelere kıyasla ince bağırsakta daha fazla tümör geliştirdiği belirlendi.
Dikkat çekici biçimde, ketojenik diyet uygulanan fareler obez hale gelmemelerine rağmen tümör gelişimi yüksek yağlı ve yüksek kalorili diyet uygulanan farelerde görülen seviyelere ulaştı veya bazı deneylerde bu seviyelerin üzerine çıktı.
Nature’da yayımlanan deneysel veriler ayrıca ketojenik diyetin incelenen fare modellerinde tümör yükünü artırdığını ve sağkalımı kısalttığını gösterdi.
Asıl etki ketonlardan gelmedi
Araştırmacılar başlangıçta ortaya çıkan etkinin ketojenik beslenmeyle birlikte artan keton cisimlerinden kaynaklanıp kaynaklanmadığını araştırdı.
Ancak deneyler farklı bir mekanizmaya işaret etti.
Keton üretiminin genetik yöntemlerle artırılması veya azaltılması tümör gelişimini belirgin biçimde değiştirmedi.
Bilim insanlarına göre tümör oluşumunu hızlandıran süreç, ketonlardan ziyade bağırsak hücrelerinin yüksek miktardaki besinsel yağları enerji üretmek amacıyla kullanmasıyla ilişkiliydi.
Bu süreç “yağ asidi oksidasyonu” olarak biliniyor.
Yağ metabolizması kök hücrelerini harekete geçirdi
Araştırmada yüksek miktarda yağın hücresel enerji üretiminde kullanılmasının PPAR adı verilen protein ailesini aktive ettiği belirlendi.
Bu mekanizma bağırsak kök hücrelerinin çoğalmasını hızlandırdı.
Kök hücrelerinin çoğalması normal şartlarda bağırsak dokusunun hasar gördüğünde kendisini yenileyebilmesi açısından önemli. Ancak aşırı hücresel çoğalma, kansere yatkın dokularda tümör oluşumu için daha elverişli bir ortam oluşturabiliyor.
Araştırmacılar PPAR sinyal mekanizmasını baskıladıklarında ketojenik diyetin neden olduğu bağırsak kök hücresi genişlemesi ve hücresel çoğalmanın azaldığını gözlemledi.
Yağ asitlerinin enerji üretiminde kullanılmasında önemli görev üstlenen CPT1A enziminin devre dışı bırakılması da ketojenik diyet koşullarındaki adenom oluşumunu sınırladı.
Bu sonuçlar, tümör gelişimindeki temel mekanizmanın ketonlardan ziyade besinlerle alınan yağların hücreler tarafından yakılmasıyla ilişkili olduğunu destekledi.
İnce bağırsakta artırdı, kolonda baskıladı
Çalışmanın en şaşırtıcı sonuçlarından biri bağırsakların iki farklı bölümünde tamamen farklı etkilerin görülmesi oldu.
Ketojenik diyet ince bağırsakta tümör gelişimini artırırken, kolonda tümör oluşumunu baskıladı.
Bu bulgu, aynı beslenme biçiminin gastrointestinal sistem içerisinde bile farklı dokularda farklı biyolojik sonuçlara yol açabileceğini gösteriyor.
Araştırmacılar şimdi birbirine komşu iki bağırsak bölgesinin aynı beslenme düzenine neden zıt tepkiler verdiğini ortaya çıkarmaya çalışıyor.
İnsanlarda kanser yaptığı sonucu çıkarılamaz
Araştırmanın en önemli sınırlılığı çalışmanın insanlarda değil, kansere genetik olarak yatkın farelerde gerçekleştirilmiş olması.
Bu nedenle sonuçlar, “ketojenik diyet insanlarda ince bağırsak kanserine neden oluyor” şeklinde yorumlanamaz.
Erken safha bulgularına göre araştırma, ketojenik beslenmenin belirli genetik yatkınlıklarda tümör biyolojisini etkileyebileceğine ilişkin yeni bir mekanizma ortaya koyuyor.
Özellikle ailesel adenomatöz polipozis gibi kalıtsal olarak bağırsak tümörlerine yatkınlığı artıran durumlar açısından sonuçların gelecekte yapılacak insan araştırmalarıyla değerlendirilmesi önem taşıyor.
Bulguların geniş katılımcı gruplarıyla doğrulanması gerekiyor.
Araştırma aynı zamanda ketojenik diyetin kanser açısından tek başına “koruyucu” veya “zararlı” şeklinde sınıflandırılmasının bilimsel olarak doğru olmayabileceğini gösteriyor.
Nature’da yayımlanan sonuçlara göre aynı metabolik beslenme modeli, kanserin geliştiği dokuya ve genetik yatkınlığa bağlı olarak farklı sonuçlar ortaya çıkarabiliyor.
Kaynaklar
- Massachusetts Institute of Technology (MIT)
- Nature
- Koch Institute for Integrative Cancer Research




