Kalp krizi vakalarının arttığı yönündeki haber ve sosyal medya paylaşımları, toplumun nabzını hızlandırdı. Tartışmaların önemli bir kısmı, bu artışın COVID-19 aşılarıyla ilişkili olup olmadığı sorusuna odaklanıyor. Bilim dünyasında yürütülen çalışmalar ise tabloyu daha sakin ve veriye dayalı biçimde okumayı gerektiriyor.

Nerede ve kimler tarafından araştırıldı?

Son yıllarda ABD, Birleşik Krallık, Avrupa ve Asya’da üniversiteler ve ulusal sağlık otoriteleri tarafından milyonlarca kişiyi kapsayan geniş gözlemsel çalışmalar yapıldı. Bu araştırmaların önemli bölümü, aşılanan bireylerde kalp krizi, felç ve ritim bozuklukları gibi kalp-damar olaylarının sıklığını inceledi. Çalışmalar genellikle halk sağlığı kurumları, üniversite hastaneleri ve kardiyoloji araştırma merkezleri iş birliğiyle yürütüldü.

Çalışmaların türü neydi?

Yapılan araştırmaların büyük kısmı:

  • geniş popülasyon kayıtlarına dayanan gözlemsel kohort çalışmaları

  • aşılanan ve aşılanmayan grupların karşılaştırıldığı epidemiyolojik analizler

  • nadir yan etkilerin tarandığı farmakovijilans bildirimleri
    şeklinde yürütüldü.

Hayvan deneylerinden çok, gerçek yaşam verileri ve sağlık kayıtları kullanıldı. Bu nedenle sonuçlar toplum düzeyindeki eğilimleri göstermesi açısından önemli kabul ediliyor, ancak gözlemsel oldukları için kesin neden-sonuç ilişkisi kurmada sınırlılıkları olduğu da vurgulanıyor.

Temel bulgular neyi gösteriyor?

Bu çalışmaların genel sonucu şöyle özetleniyor:

  • Aşılarla kalp krizi arasında doğrudan bir neden-sonuç ilişkisini destekleyen güçlü kanıt bulunmadığı bildirildi.

  • Kalp krizi riskinin özellikle COVID-19 enfeksiyonunu geçiren kişilerde belirgin şekilde arttığı ifade edildi.

  • mRNA aşıları sonrası nadir görülen ve çoğu zaman hafif seyreden miyokardit ve perikardit olguları bildirildi. Bu durumun daha çok genç erkeklerde ve kısa süreli göğüs ağrısı ile seyrettiği, büyük bölümünün tedaviyle düzeldiği aktarıldı.

  • Kalp krizi artışı iddialarının bir bölümünün, pandemi döneminde geciken sağlık başvuruları ve yaşam tarzı değişiklikleriyle ilişkili olabileceği uzmanlarca değerlendirildi.

Uzmanlar ne diyor?

Kardiyoloji uzmanları, kalp krizi riskinin tek bir nedene indirgenemeyeceğini belirtiyor. Uzmanlara göre:

  • Kalp krizi çok faktörlü bir hastalık

  • Aşılarla ilişki kuran iddialar temkinle ele alınmalı

  • Güçlü kanıt içermeyen yorumlarla aşı tereddüdü oluşturulmamalı

Uzmanlar, “aşılar toplum sağlığı açısından ciddi fayda sağladı, risk değerlendirmesi yarar-zarar dengesi ile yapılmalı” değerlendirmesinde bulunuyor. Sonuçların “devam eden araştırmalarla desteklenmesi gerektiği” de ifade ediliyor.

Kimler risk altında olabilir?

Kalp krizi açısından klasik risk grupları değişmedi. En sık risk altında olduğu bildirilen gruplar şunlar:

  • 50 yaş üzeri bireyler

  • hipertansiyonu olanlar

  • şeker hastalığı bulunanlar

  • kolesterol yüksekliği olanlar

  • sigara içenler

  • ailede erken kalp hastalığı öyküsü olanlar

  • COVID-19 enfeksiyonunu ağır geçirenler

Uzmanlar ayrıca, enfeksiyonun bizzat damar iç yüzeyinde hasar ve pıhtılaşma eğilimi oluşturabildiğini, bu nedenle hastalığı geçirenlerde riskin geçici olarak artabildiğini bildiriyor.

Belirtiler ve doktora başvurulması gereken durumlar

Aşağıdaki şikayetlerde zaman kaybetmeden acil başvuru öneriliyor:

Bu belirtiler, aşı sonrası ya da enfeksiyon sonrası ortaya çıkmasından bağımsız olarak acil değerlendirme gerektirir.

Yöntem deneysel mi, sonuçlar kesin mi?

Mevcut çalışmaların büyük bölümü gözlemsel. Bu nedenle:

  • ilişkileri gösteriyor

  • ancak tek başına kesin neden-sonuç kanıtı oluşturmuyor

Bilim insanları yeni verilerin toplanmaya devam ettiğini, sonuçların zaman içinde güncellenebileceğini belirtiyor. Aşıların mevcut onaylarının, yarar-risk dengesi değerlendirilerek verildiği ve bu dengenin sürekli izlendiği de vurgulanıyor.

Sonuç: İddia var, bilim temkinli

Kalp krizi artışı ve aşı ilişkisi hakkında tartışmalar sürse de mevcut bilimsel veriler, genel toplum için aşıların kalp krizi riskini artırdığına dair güçlü kanıt olmadığını gösteriyor. Buna karşılık COVID-19 enfeksiyonunun kalp ve damar sistemi üzerinde olumsuz etkiler yapabildiği bildiriliyor.

Uzmanlar, şikayetleri olan herkesin kendi kendine yorum yapmak yerine kardiyoloji uzmanına başvurmasını öneriyor. Tedavi ve takip kararlarının mutlaka doktor değerlendirmesiyle verilmesi gerektiği, ilaçların yalnızca hekim tarafından düzenlenmesi gerektiği hatırlatılıyor.