2014–2024 arasındaki 11 ayrı yıllık örneklemde daha yüksek sosyal medya kullanımı ile öz-bildirime dayalı depresyon arasında tekrarlanan bir ilişki görülürken, modelde sosyal medya kullanımının katkısı günlük yaklaşık 150 dakika civarında nötrden pozitif yöne geçti. Araştırma, 150 dakikanın depresyon açısından klinik bir sınır olduğunu veya sosyal medyanın depresyona neden olduğunu göstermiyor.
University of Cincinnati, Northwestern University ve Stanford University bağlantılı araştırmacıların yer aldığı ekip, sosyal medya kullanım süresi ile depresyon arasındaki ilişkinin farklı yıllardaki yetişkin örneklemlerinde tekrar edip etmediğini inceledi. ABD’de 2014–2024 dönemine ait verilerin analiz edildiği çalışma, 22 Ağustos 2026’da npj Mental Health Research’te yayımlandı.
Araştırma, 18–70 yaş arasındaki yaklaşık 183 bin yetişkinin yer aldığı 11 tekrarlanan kesitsel araştırmanın verilerine dayanıyor.
Bilim insanları sosyal medyada geçirilen sürenin yanı sıra katılımcıların demografik özellikleri ve farklı medya kullanım alışkanlıklarını değerlendirdi. Bu değişkenlerin katılımcıların kendilerinde depresyon bulunduğunu bildirmelerinin sınıflandırılmasına ne ölçüde katkıda bulunduğu makine öğrenmesi yöntemleriyle analiz edildi.
Yaklaşık 150 dakika modelde öne çıktı
Çalışmanın öne çıkan bulgularından biri günlük yaklaşık 150 dakikalık sosyal medya kullanımında görüldü.
Araştırmacıların analizinde sosyal medya kullanımının modelin öz-bildirime dayalı depresyon sınıflandırmasına yaptığı katkı, günde yaklaşık 150 dakika civarında nötr düzeyden pozitif yöne geçti.
Bu bulgu, günde iki buçuk saat sosyal medya kullanan bir kişide depresyon başlayacağı anlamına gelmiyor.
Araştırma 150 dakikayı psikiyatrik, biyolojik veya klinik bir eşik olarak belirlemedi.
Başka bir ifadeyle, 149 dakika ile 151 dakika arasında sağlık açısından kanıtlanmış keskin bir sınır bulunmuyor. Yaklaşık 150 dakika, araştırmacıların kullandığı modelde sosyal medya kullanımının depresyon sınıflandırmasına katkısının yön değiştirdiği yaklaşık noktayı ifade ediyor.
Aynı kişiler 11 yıl boyunca takip edilmedi
Çalışmanın tasarımı sonuçların doğru yorumlanması açısından önem taşıyor.
Araştırmacılar aynı 183 bin kişiyi 2014’ten 2024’e kadar izlemedi. Bunun yerine her yıla ait farklı yetişkin örneklemleri ayrı ayrı değerlendirildi.
Bu nedenle araştırma uzunlamasına bir takip çalışması değil, 11 tekrarlanan kesitsel araştırmanın analizi niteliğinde.
Buna rağmen daha yüksek sosyal medya kullanımı ile öz-bildirime dayalı depresyon arasındaki ilişkinin farklı yıllardaki örneklemlerde yeniden görülmesi araştırmanın temel bulguları arasında yer aldı.
Depresyon klinik görüşmeyle belirlenmedi
Araştırmadaki depresyon değişkeninin nasıl ölçüldüğü de sonuçların yorumlanmasında önem taşıyor.
Çalışma, bütün katılımcıların psikiyatrist tarafından değerlendirilerek depresyon tanısı aldığı bir klinik araştırma değildi.
Analizde kullanılan depresyon bilgisi katılımcıların kendi bildirimlerine dayanıyordu.
Bu nedenle sonuçlardan “günde 150 dakikadan fazla sosyal medya kullananlarda klinik depresyon gelişiyor” şeklinde bir çıkarım yapılamıyor.
Araştırmanın gösterdiği, daha yüksek sosyal medya kullanımı ile kişinin depresyon bildirmesi arasında farklı yıllardaki örneklemlerde tekrarlanan istatistiksel bir ilişki bulunması.
Makine öğrenmesi modelleri kullanıldı
Araştırmacılar her yılın verilerini ayrı ayrı değerlendirmek için dengeli rastgele orman olarak adlandırılan bir makine öğrenmesi yönteminden yararlandı.
Modellerin öz-bildirime dayalı depresyonu sınıflandırmadaki doğruluğu 11 veri setinde yüzde 71 ile yüzde 75 arasında değişti.
Modelin depresyon bildirenlerle bildirmeyenleri birbirinden ayırma performansını gösteren AUROC değerleri ise 0,65 ile 0,73 arasında bulundu.
Bu sonuçlar kullanılan sistemin depresyon tanısı koyabilen bir klinik araç olduğu anlamına gelmiyor.
Makine öğrenmesi modeli, araştırmadaki farklı demografik ve medya kullanım değişkenlerinin depresyon bildiriminin sınıflandırılmasına nasıl katkı sağladığını değerlendirmek amacıyla kullanıldı.
Sosyal medya depresyona neden oluyor denemez
Çalışmanın kesitsel tasarımı neden-sonuç ilişkisini belirlemeye uygun değil.
Bu nedenle daha fazla sosyal medya kullanımının depresyona yol açtığı sonucuna varılamıyor.
İlişkinin ters yönde olması da mümkün. Depresyonu bulunan kişilerin sosyal medyada daha fazla zaman geçirip geçirmediği bu araştırmayla belirlenemiyor.
Araştırma bu nedenle “sosyal medya depresyona neden oluyor” sonucunu kanıtlamıyor.
Bulgular, daha yüksek sosyal medya kullanımı ile öz-bildirime dayalı depresyon arasında farklı yıllardaki örneklemlerde tekrarlanan bir ilişki bulunduğunu gösteriyor.
150 dakika sağlık sınırı değil
Araştırmadan herkes için geçerli bir günlük sosyal medya kullanım sınırı çıkarmak mümkün değil.
Yaklaşık 150 dakika, sağlık otoriteleri tarafından belirlenmiş bir üst sınır veya araştırmacıların önerdiği güvenli kullanım süresi değil.
Çalışma aynı zamanda sosyal medya kullanımının farklı biçimlerini ayrıntılı olarak birbirinden ayırmadı.
Bu nedenle sonuçlar, sosyal medyada geçirilen sürenin hangi kullanım biçimlerinde ruh sağlığıyla daha güçlü ilişki gösterdiğini ortaya koymuyor.
Büyük örneklem güçlü, tasarımın sınırları var
Yaklaşık 183 bin yetişkinin verisinin incelenmesi ve ilişkinin 11 ayrı yıllık örneklemde değerlendirilmesi araştırmanın güçlü yönleri arasında bulunuyor.
Çalışmanın kesitsel olması ise neden-sonuç ilişkisi kurulmasını engelliyor.
Aynı kişilerin yıllar boyunca takip edilmemesi ve depresyon bilgisinin öz-bildirime dayanması da araştırmanın başlıca sınırlılıkları arasında gösteriliyor.
Araştırmacılar, yüksek sosyal medya kullanımının klinik açıdan anlamlı bir depresyon riski oluşturup oluşturmadığının belirlenebilmesi için uzunlamasına ve deneysel araştırmalara ihtiyaç bulunduğunu belirtiyor.
Çalışma, “kaç dakika sosyal medya kullanmak güvenlidir?” sorusuna kesin bir yanıt vermiyor. Ancak 2014’ten 2024’e kadar farklı yetişkin örneklemlerinde daha yüksek sosyal medya kullanımı ile öz-bildirime dayalı depresyon arasındaki ilişkinin tekrar görülmesi, konunun daha ileri çalışmalarla incelenmesi gerektiğini gösteriyor.
KAYNAKLAR
• npj Mental Health Research – Social media use and depression across 11 years of U.S. adult data, 22 Ağustos 2026
• University of Cincinnati – Heavy social media use tied to depression araştırma açıklaması, 26 Ağustos 2026




