İlk güvenlilik verilerinde ciddi istenmeyen olay bildirilmedi. Ancak sonuçlar henüz hakemli bir bilimsel makalede yayımlanmadı ve aşının soğuk algınlığını gerçekten önleyip önlemediği bilinmiyor.
Soğuk algınlığının en sık nedenlerinden biri olan rinovirüse karşı geliştirilen deneysel aşının ilk insan verileri açıklandı. Imperial College London ile Apollo Therapeutics, Ağustos 2026’da APL-10456 adlı aşı adayının Avustralya’da yürütülen erken Faz 1 çalışmasının ilk bölümünde bağışıklık yanıtı oluşturduğunu ve genel olarak iyi tolere edildiğini bildirdi.
Araştırma, yıllardır aşı geliştirilmesi zor hedeflerden biri olarak kabul edilen rinovirüse karşı geniş kapsamlı bağışıklık oluşturmanın mümkün olup olmadığını değerlendiriyor.
Rinovirüslerin aşı geliştirme açısından en büyük zorluğu çeşitlilikleri. Yaklaşık 180 farklı rinovirüs suşunun bulunduğu ve bunların RV-A, RV-B ve RV-C olarak adlandırılan üç ana grupta toplandığı biliniyor.
APL-10456 bu çeşitliliği olabildiğince geniş biçimde hedeflemek üzere geliştiriliyor. Ancak mevcut erken sonuçlar, aşının bütün rinovirüs suşlarına karşı koruma sağladığını göstermiyor.
Çalışmanın toplam örneklemi 144 kişi
Erken Faz 1 çalışma Avustralya’nın Melbourne kentindeki iki araştırma merkezinde yürütülüyor ve toplam 144 sağlıklı yetişkini kapsıyor.
Araştırma iki bölüm halinde tasarlandı.
İlk bölümde 18–54 yaş arasındaki sağlıklı yetişkinlerde aşının üç farklı tek doz düzeyi değerlendirildi. Ağustos ayında açıklanan ilk sonuçlar bu bölümden elde edildi.
İkinci bölümde ise 55 yaş ve üzerindeki sağlıklı yetişkinlerde iki dozluk aşı programı değerlendiriliyor.
Çalışma randomize, çift kör ve plasebo kontrollü olarak tasarlandı. Deneysel aşının sonuçları serum fizyolojik uygulanan kontrol grubuyla karşılaştırılıyor.
Bu erken aşamadaki temel amaç, aşının güvenlilik profilini ve bağışıklık sisteminde beklenen yanıtı oluşturup oluşturmadığını belirlemek.
Antikor ve T hücresi yanıtı görüldü
İlk bölümden açıklanan verilere göre APL-10456’nın tek doz uygulanmasının ardından rinovirüse özgü antikor yanıtı gelişti.
Araştırmacılar ayrıca hücresel bağışıklığı da değerlendirdi. Virüsle mücadelede görev yapan T hücrelerinin, RV-A, RV-B ve RV-C gruplarını temsil eden yapılara karşı yanıt verdiği bildirildi.
Bu sonuç, aşı adayının farklı rinovirüs gruplarına karşı bağışıklık sistemini harekete geçirebildiğine ilişkin erken bir işaret sunuyor.
Ancak bağışıklık yanıtının görülmesi, kişinin gerçek yaşamda rinovirüs enfeksiyonundan korunduğunun kanıtı değil.
Açıklanan veriler ayrıca aşının yaklaşık 180 suşun tümüne karşı koruma sağlayıp sağlamadığını da göstermiyor. Bunun anlaşılabilmesi için daha ileri klinik araştırmalarda gerçek enfeksiyon ve hastalık sonuçlarının değerlendirilmesi gerekiyor.
Erken güvenlilik verileri açıklandı
Aşının ilk bölümde genel olarak iyi tolere edildiği bildirildi.
En sık görülen istenmeyen etkilerin hafif veya orta şiddette enjeksiyon bölgesi reaksiyonları olduğu belirtildi. Açıklanan ilk verilerde ciddi bir istenmeyen olay bildirilmedi.
Bu sonuçlar aşının kesin olarak güvenli olduğu anlamına gelmiyor. Erken Faz 1 çalışmaları sınırlı sayıda sağlıklı gönüllüyle yürütülüyor ve daha seyrek görülen yan etkilerin belirlenebilmesi için çok daha geniş katılımcı gruplarına ihtiyaç duyuluyor.
“Soğuk algınlığı aşısı” ifadesinin önemli bir sınırı var
APL-10456 kamuoyunda “soğuk algınlığı aşısı” olarak anılsa da soğuk algınlığı tek bir virüsün yol açtığı hastalık değil.
Rinovirüsler en sık nedenler arasında bulunuyor. Bunun yanında başka solunum yolu virüsleri de burun akıntısı, boğaz ağrısı, öksürük ve benzeri soğuk algınlığı belirtilerine yol açabiliyor.
APL-10456 özellikle rinovirüsleri hedefliyor.
Bu nedenle aşının ilerleyen klinik çalışmalarda başarılı olması halinde bile bütün soğuk algınlığı vakalarını önleyeceğini söylemek bilimsel olarak doğru değil.
Astım ve KOAH hastaları için ayrı önem taşıyor
Rinovirüs enfeksiyonları sağlıklı kişilerin büyük bölümünde hafif üst solunum yolu enfeksiyonu şeklinde seyrediyor.
Astım ve kronik obstrüktif akciğer hastalığı bulunan kişilerde ise rinovirüs enfeksiyonları hastalığın alevlenmesini tetikleyebiliyor.
Bu nedenle aşı geliştirme programının hedeflerinden biri yalnız günlük hayatta görülen soğuk algınlığını azaltmak değil, kronik solunum yolu hastalıklarında rinovirüs kaynaklı alevlenmeleri önleme potansiyelini de araştırmak.
Mevcut Faz 1 verileri ise astım veya KOAH hastalarında böyle bir koruyucu etkinlik gösterildiği anlamına gelmiyor. İlk çalışma sağlıklı gönüllüler üzerinde yürütülüyor.
55 yaş üzerindeki grupta çalışma devam ediyor
Araştırmanın ikinci bölümünde 55 yaş ve üzerindeki sağlıklı yetişkinlerde iki dozluk uygulama değerlendiriliyor.
Bu gruptaki çalışmaların amacı farklı dozların güvenlilik ve bağışıklık yanıtlarını karşılaştırmak.
Araştırma henüz tamamlanmadığı için mevcut veriler Faz 1 programının nihai sonuçları olarak değerlendirilmemeli.
Hakemli makale henüz yayımlanmadı
Ağustos ayında duyurulan ilk sonuçlar Imperial College London ve araştırmanın geliştiricisi Apollo Therapeutics tarafından açıklanan verilere dayanıyor.
Çalışmanın ayrıntılı Faz 1 sonuçları henüz hakemli bir bilimsel dergide yayımlanmış değil. Bu nedenle doz gruplarındaki tüm sayısal sonuçlar, antikor düzeylerinin büyüklüğü, yanıt veren katılımcı oranları ve bağışıklığın ne kadar süre devam ettiği gibi ayrıntılar henüz bağımsız bilimsel değerlendirmeden geçmiş tam bir veri seti halinde bulunmuyor.
Bu durum araştırmanın mevcut aşamadaki en önemli sınırlılıklarından biri.
Bir sonraki aşamada gerçek koruyuculuk araştırılacak
Geliştirme programında 2027’nin ilk yarısında KOAH hastalarını kapsaması planlanan randomize, çift kör ve plasebo kontrollü Faz 2 çalışması bulunuyor.
Bu aşamada yalnızca bağışıklık yanıtının oluşup oluşmadığına değil, aşının rinovirüs enfeksiyonlarının yol açtığı KOAH alevlenmelerini gerçekten azaltıp azaltmadığına bakılması planlanıyor.
APL-10456 halen araştırma aşamasındaki bir aşı adayı. Rinovirüs enfeksiyonlarını veya soğuk algınlığını önlemek amacıyla herhangi bir düzenleyici kurum tarafından onaylanmış değil.
İlk insan verileri, farklı rinovirüs gruplarını hedefleyen bir aşının bağışıklık sistemini harekete geçirebildiğini gösteriyor. Aşının gerçek hayatta hastalığı önleyip önlemediği, korumanın ne kadar sürdüğü ve kronik solunum yolu hastaları açısından klinik yarar sağlayıp sağlamadığı daha ileri çalışmalar sonucunda anlaşılacak.
KAYNAKLAR
• Imperial College London – Rinovirüs Aşısı Erken Faz 1 Çalışmasının İlk Sonuçlarına İlişkin Açıklama, 26 Ağustos 2026
• Apollo Therapeutics – APL-10456 Pan-Rinovirüs Aşısı Erken Faz 1 Bağışıklık ve Güvenlilik Verileri, 25 Ağustos 2026
• ABD Ulusal Tıp Kütüphanesi – APL-10456 Erken Faz 1 Klinik Araştırma Kaydı





