Covid-19’un uzun vadeli sonuçlarına ilişkin tartışmalara yeni bir başlık eklendi. ABD ve İsrail’den araştırmacıların yürüttüğü çalışma, SARS-CoV-2 enfeksiyonunun akciğerde oluşturduğu iltihabi ve fibrotik süreçlerin, bazı kişilerde akciğer kanseri gelişimine zemin hazırlayabilecek biyolojik bir ortam oluşturabileceğini ortaya koydu. Araştırmacılar özellikle bunun kesin bir neden-sonuç hükmü olmadığını, ancak mekanizmanın artık daha görünür hale geldiğini vurguluyor.
Çalışmanın dikkat çeken yönü, yalnızca hasta verilerine bakmakla yetinmemesi oldu. Ekip, geniş ölçekli klinik veri analizi ile hayvan ve hücre modellerinden elde edilen biyolojik bulguları aynı çerçevede birleştirdi. Böylece “Covid-19 akciğer kanseri riskini artırabilir mi?” sorusu sadece istatistikle değil, akciğerde hangi yolakların devreye girdiği üzerinden de incelendi.
Araştırmanın merkezinde, thymidine phosphorylase (TYMP) adlı bir protein yer alıyor. Bulgulara göre SARS-CoV-2’nin spike proteini, akciğerde TYMP ile bağlantılı süreçleri harekete geçirerek iltihaplanmayı, doku hasarını, fibrozisi ve tümör gelişimini destekleyebilecek sinyal yollarını güçlendirebiliyor. Çalışmada ayrıca kanser biyolojisinde iyi bilinen STAT3 sinyal yolunun da bu süreçte belirgin biçimde arttığı bildirildi.
Araştırmacılar insan verilerini TriNetX veri ağı üzerinden inceledi. Propensity score matching yöntemiyle eşleştirilen gruplarda, Covid-19 geçiren kişilerde sonraki dönemde akciğer kanseri riskinin daha yüksek görüldüğü bildirildi. En belirgin artışın halen sigara içenlerde saptandığı, eski içicilerde ve hiç içmeyenlerde de daha düşük düzeylerde benzer bir eğilim görüldüğü aktarıldı. Çalışmanın özetine göre halen sigara içenlerde göreli risk 1.22, hazard oranı ise 1.50 olarak hesaplandı.
Burada altı çizilmesi gereken nokta şu: Bu bulgular, Covid-19’un tek başına “akciğer kanseri yapar” anlamına gelmiyor. Araştırma, daha çok virüsün bazı hastalarda akciğerde kalıcı hasar, bağ dokusu artışı, bağışıklık dengesinde kayma ve tümör lehine bir mikroçevre oluşturabilecek biyolojik etkilerini tarif ediyor. Yani ortaya çıkan tablo, kesin hüküm değil; risk mekanizmasına işaret eden bir erken uyarı niteliği taşıyor.
Çalışmayı Marshall University Joan C. Edwards School of Medicine ile Hebrew University of Jerusalem araştırmacıları birlikte yürüttü. Eser, Frontiers in Immunology dergisinde yayımlandı. Marshall University’den Wei Li, bulguların Covid-19’un yalnızca akut bir enfeksiyon olmayabileceğini, zaman içinde akciğerde kanser riskine katkı sunabilecek biyolojik koşullar da oluşturabileceğini söyledi. Üniversitenin açıklamasında, daha fazla araştırmaya ihtiyaç olduğu özellikle vurgulandı.
Hayvan modellerinde elde edilen sonuçlar da dikkat çekici bulundu. Spike protein maruziyetinin akut akciğer hasarı, nötrofil artışı, mikrotrombüs oluşumu ve daha yüksek tümör yükü ile ilişkili olduğu; TYMP eksikliğinde ise bu etkinin belirgin biçimde azaldığı bildirildi. Bu da söz konusu proteinin ileride önleyici ya da hedefe yönelik yaklaşımlar açısından izlenmesi gereken adaylardan biri olabileceğini düşündürüyor. Ancak bu aşamada klinikte kullanılabilir bir tedavi ya da tarama yöntemi ortaya çıkmış değil.
Bulguların halk sağlığı açısından önemi ise iki başlıkta öne çıkıyor. İlki, Covid-19 sonrası akciğer sağlığının sadece kısa dönem yakınmalar üzerinden değil, uzun vadeli sonuçlar açısından da izlenmesi gerekliliği. İkincisi ise özellikle sigara öyküsü olan kişilerde viral enfeksiyonların, zaten kırılgan olan akciğer dokusunda ek risk halkaları oluşturabileceği ihtimali. Bu nedenle uzmanlar, sonucu korku başlığına değil, dikkat başlığına yazıyor.
Sonuç olarak yeni çalışma, Covid-19 ile akciğer kanseri arasında doğrudan ve kesinleşmiş bir bağ ilan etmiyor. Ancak virüsün akciğerde bıraktığı iltihabi izlerin ve bağışıklık değişimlerinin, kanser gelişimine uygun bir zemin hazırlayabileceğine dair güçlü bir biyolojik çerçeve sunuyor. Klinik uygulamaya dönüşmesi için daha uzun süreli insan çalışmaları gerekiyor; yine de bu bulgu, Covid-19’un “geçip giden” bir enfeksiyondan ibaret olmayabileceğini gösteren en dikkat çekici işaretlerden biri olarak öne çıkıyor.




