Ağrı, dünyanın ortak dili haline geldi. Son dönemde yapılan değerlendirmelere göre bel, baş ve kas ağrılarına ilişkin internet aramalarında büyük artış yaşanıyor. Özellikle “geçmeyen baş ağrısı”, “belim neden ağrıyor”, “kas ağrısına ne iyi gelir” gibi sorguların yaygınlaştığı bildiriliyor.
Uzmanlara göre ağrı yalnızca bir şikayet değil, vücudun alarm sistemi. Kısa süreli ve geçici ağrılar çoğu zaman basit nedenlere dayanırken, üç aydan uzun süren kronik ağrılar yaşam kalitesini ciddi biçimde düşürüyor ve tedavi gerektiriyor.
En sık görülen ağrı türleri
Sağlık otoritelerine göre en sık bildirilen ağrı başlıkları şöyle sıralanıyor:
• bel ve boyun ağrısı
• gerilim tipi baş ağrısı ve migren
• fibromiyalji ve yaygın kas iskelet ağrıları
• diz ve kalça gibi eklem ağrıları
• ameliyat sonrası veya sinir kaynaklı ağrılar
Uzmanlar özellikle hareketsiz yaşam, ekran başında uzun süre kalma, fazla kilo, uykusuzluk ve stresin ağrı eşiğini düşürdüğünü belirtiyor.
İleri ağrı tedavileri gündemde
Güncel yaklaşımlar, tek ilaç veya tek işlem yerine kişiye özel ağrı tedavisi üzerinde yoğunlaşıyor. Ağrı tedavisinde öne çıkan bazı yöntemler şöyle:
• hedefe yönelik enjeksiyon tedavileri
• sinir blokajı ve radyofrekans uygulamaları
• spinal kord stimülasyonu (omurilik pili)
• botulinum toksin uygulamaları (özellikle migren)
• fizik tedavi ve rehabilitasyon programları
• egzersiz ve postür eğitimleri
• psikolojik destek ve bilişsel davranışçı terapi
Uzmanlar, ilaçların gelişigüzel kullanımının sakıncalı olabileceğini, özellikle ağrı kesicilerin bilinçsiz alınmasının mide, böbrek ve kalp üzerinde ciddi yan etkilere yol açabileceğini vurguluyor.
“Ağrı kader değildir” ama ciddiye alınmalıdır
Ağrıya katlanmak bir güç gösterisi değil, sağlık riskidir. Uzmanlar şu uyarıda bulunuyor:
• üç aydan uzun süren ağrı
• gece uykudan uyandıran ağrı
• kilo kaybı, güçsüzlük veya uyuşma ile birlikte olan ağrı
• travma sonrası başlayan şiddetli ağrı
durumlarında gecikmeden doktora başvurulması öneriliyor.
Ağrı tedavisinin yalnızca bir hapla değil, doğru tanı, hareket düzenlemesi, yaşam tarzı değişikliği ve gerektiğinde ileri girişimsel yöntemlerle mümkün olduğu ifade ediliyor.
Oturup susan değil, sinyal veren bir beden var. Dinleyen kazanıyor.




