Bilim insanları, kanser dokusu içinde pasif kalan bağışıklık hücrelerinin yerinde dönüştürülmesine dayanan yeni bir yaklaşımı raporladı. Çalışmada, tümörle ilişkili makrofajlara doğrudan etki eden lipid nanoparçacıklar kullanılarak bu hücrelerin kanserle mücadele edebilen özellikler kazanması hedeflendi. Araştırma, hakemli bilimsel dergi ACS Nano’da yayımlandı.
ABD ve Güney Kore’den araştırmacıların ortak yürüttüğü bu deneysel (jobsal) çalışma, hayvan modellerinde gerçekleştirildi. Yöntemde, makrofajlar tarafından doğal olarak alınabilen lipid nanoparçacıkların içine iki bileşen yerleştirildi: Kanseri tanıyabilen bir reseptörün (CAR) üretimi için geçici genetik talimat taşıyan mRNA ve bağışıklık hücresini uyarıcı bir molekül. Nanoparçacıklar doğrudan tümör dokusuna verildi.
Araştırmacıların bildirdiğine göre, tümör içindeki makrofajlar bu parçacıkları aldıktan sonra kanser hücrelerini tanıyabilen ve onları ortadan kaldırmaya yönelik sinyaller üreten bir profile yöneldi. Hayvan deneylerinde, bu yaklaşımın tümör büyümesini baskıladığı ve bağışıklık hücrelerinin tümör ortamında daha aktif hale geldiği gözlendi. Ancak elde edilen veriler, yöntemin etkililik ve güvenliğinin henüz erken aşamada değerlendirildiğini gösteriyor.
Çalışmayı değerlendiren uzmanlar, hücrelerin laboratuvar ortamında çıkarılıp geri verilmesine dayanan klasik hücresel tedavilere kıyasla bu yöntemin teorik olarak daha pratik olabileceğini, ancak sonuçların yalnızca hayvan deneylerine dayandığını vurguluyor. İnsanlarda uygulanabilirlik, olası yan etkiler ve uzun vadeli sonuçlar için kapsamlı klinik araştırmalara ihtiyaç olduğu belirtiliyor.
Uzman görüşlerine göre bu yaklaşım, özellikle katı tümörlerde bağışıklık sisteminin baskılandığı mikroçevreyi değiştirme potansiyeli açısından dikkat çekici. Bununla birlikte, henüz deneysel olduğu ve insanlarda kanser tedavisi olarak kullanılabilmesi için erken olduğu özellikle vurgulanıyor. Bulgular, neden-sonuç ilişkisi kurmaktan ziyade bir potansiyel gösterimi olarak değerlendiriliyor.




