Uzmanlar, özellikle trigliserid:HDL oranının tek başına tanı koydurmasa da metabolik sağlık hakkında değerli ipuçları sunduğunu belirtiyor.

Yüksek trigliserid seviyeleri, çoğu zaman fazla rafine karbonhidrat tüketimi, kilo fazlalığı, fiziksel hareketsizlik ve insülin direnciyle birlikte görülüyor. Son yıllarda yayımlanan çok sayıda araştırma, trigliserid:HDL oranının tip 2 diyabet, metabolik sendrom ve kalp-damar hastalığı riskini değerlendirmede kullanılabilecek pratik göstergelerden biri olabileceğini ortaya koyuyor.[1][2]

Trigliserid yüksekliği neden önemseniyor?

Trigliseridler, kanda dolaşan yağların temel formudur. Yemeklerden alınan fazla enerji, trigliserid olarak depolanır. Ancak uzun süre yüksek seyreden trigliserid düzeyleri;

* İnsülin direnci (vücudun insüline daha az yanıt vermesi),
* Karaciğer yağlanması,
* Metabolik sendrom,
* Kalp ve damar hastalıkları

ile ilişkilendiriliyor.[1][3]

Araştırmalar, özellikle rafine karbonhidratlardan ve şekerli içeceklerden zengin beslenmenin trigliserid düzeylerini artırabileceğini gösteriyor.[3]

Trigliserid:HDL oranı neyi gösteriyor?

HDL kolesterol, halk arasında “iyi kolesterol” olarak biliniyor. HDL’nin düşük, trigliseridin ise yüksek olması metabolik sağlığın bozulduğuna işaret edebiliyor.

Bu nedenle son yıllarda trigliserid:HDL oranı, aşağıdaki durumlarla ilişkili bir gösterge olarak değerlendiriliyor:

* İnsülin direnci
* Metabolik sendrom
* Tip 2 diyabet gelişme riski
* Koroner arter hastalığı
* Erken damar sertliği (ateroskleroz)

Uzmanlar, bu oranın tek başına tanı koydurmadığını ancak diğer laboratuvar bulguları ve klinik değerlendirmeyle birlikte önemli bilgiler sağlayabileceğini vurguluyor.[2][4]

Karbonhidrat tüketimi ile ilişkisi

Yüksek karbonhidrat tüketiminin her bireyde aynı etkiyi oluşturmadığı belirtiliyor. Ancak özellikle;

* şekerli içecekler,
* beyaz unlu ürünler,
* yüksek miktarda işlenmiş karbonhidrat tüketimi

trigliserid düzeylerinde artışa neden olabiliyor. Buna karşılık tam tahıllar, liften zengin beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve kilo kontrolü trigliserid seviyelerinin düşmesine katkı sağlayabiliyor.[3][5]

Kalp hastalığı açısından ne ifade ediyor?

Çok sayıda epidemiyolojik çalışma, yüksek trigliserid ve düşük HDL kombinasyonunun gelecekteki kalp-damar olayları açısından daha yüksek riskle ilişkili olduğunu gösteriyor.[2][4]

Bununla birlikte uzmanlar, kalp hastalığı riskinin yalnızca trigliserid veya HDL değerleriyle değerlendirilmediğini hatırlatıyor. LDL kolesterol, tansiyon, diyabet, sigara kullanımı, yaş, aile öyküsü ve yaşam tarzı gibi birçok faktör birlikte ele alınıyor.[4]

Bulgular nasıl değerlendirilmeli?

Uzmanlara göre trigliserid:HDL oranı faydalı bir biyobelirteç olsa da tek başına insülin direnci veya kalp hastalığı tanısı koydurmaz. Kesin değerlendirme; laboratuvar sonuçları, fizik muayene ve kişinin genel sağlık durumu birlikte incelenerek yapılmalıdır.[1][4]

Metabolik risk faktörlerinin erken dönemde belirlenmesi; beslenme düzeninin iyileştirilmesi, düzenli egzersiz, kilo kontrolü ve gerektiğinde tıbbi tedaviyle uzun vadeli kalp-damar sağlığının korunmasına katkı sağlayabilir.

Kaynaklar

[1] American Diabetes Association, Standards of Care in Diabetes

[2] Journal of Clinical Lipidology, Triglyceride to HDL Cholesterol Ratio and Cardiometabolic Risk

[3] American Heart Association, Triglycerides and Cardiovascular Health

Esenlik Hizmetleri Yönetmeliği Resmî Gazete’de yayımlandı: Sağlıklı yaşam merkezleri için yeni dönem
Esenlik Hizmetleri Yönetmeliği Resmî Gazete’de yayımlandı: Sağlıklı yaşam merkezleri için yeni dönem
İçeriği Görüntüle

[4] European Society of Cardiology (ESC), Dyslipidaemia Guidelines

[5] National Heart, Lung, and Blood Institute (NHLBI), Blood Cholesterol and Triglycerides