Antik Çağ: Trapezus’un Kırılgan Zemini

Trabzon’un antik adı Trapezus, Karadeniz’in en eski liman kentlerinden biriydi. Antik Yunan ve Roma dönemine ait metinlerde, Karadeniz kıyılarında:

tasvir edilir. Bu anlatımlar doğrudan “deprem” kelimesiyle ifade edilmese de, modern jeoloji bu tür olayları yer sarsıntıları ve deniz tabanı hareketleriyle ilişkilendirir.

Antik çağda depremler sayılarla değil, yıkımın diliyle anlatılırdı. Bu nedenle Trabzon’da “deprem yoktu” değil, “ölçülemedi ve adlandırılamadı” demek daha doğrudur.

Bizans Kronikleri: Surlar ve Kiliseler Konuşuyor

Trabzon’un deprem geçmişine dair en net izler Bizans döneminde ortaya çıkar.

    1. ve 7. yüzyıla ait kroniklerde, Karadeniz kıyısındaki şehirlerde “yerin sallandığı” ve “sur duvarlarında çatlaklar oluştuğu” aktarılır.

    1. yüzyılda Trabzon ve çevresi için, halkın açık alanlara kaçtığını anlatan kayıtlar bulunur.

  • Trabzon İmparatorluğu döneminde bazı kilise ve surların “deprem sonrası onarıldığı” açıkça belirtilir.

Bu bilgiler, bölgede yıkıcı olmasa bile yapısal hasar oluşturan depremler yaşandığını ortaya koyuyor.

Osmanlı Dönemi: Sessiz Kayıtlar, Dolaylı İzler

Osmanlı arşivlerinde Trabzon’a dair doğrudan deprem raporları sınırlıdır. Ancak:

  • Vakfiye ve tahrir defterlerinde “harap olan yapıların yeniden inşa edildiği”

  • Bazı mahallelerde ani yapı kayıpları yaşandığı

görülür. Bu tür kayıtlar yangın ve heyelanla birlikte yer sarsıntısı ihtimalini de gündeme getirir. Osmanlı döneminde yalnızca büyük yıkımlar merkezî kayıtlara girdiği için, orta ölçekli depremler çoğu zaman sessizce geçmiştir.

Modern Kayıtlar: Bilim Ölçmeye Başlayınca

  1. yüzyıldan itibaren ölçüm cihazlarının devreye girmesiyle Trabzon’un sismik karakteri daha net ortaya çıktı:

  • 1942 Vakfıkebir depremi

  • 1960’lı yıllarda merkez ve çevre ilçelerde hissedilen sarsıntılar

  • 1990’lardan itibaren Karadeniz açıkları merkezli çok sayıda orta ölçekli deprem

Bu veriler, Trabzon’un tamamen durağan bir zemin üzerinde olmadığını açıkça gösteriyor.

Jeolojik Gerçek: Neden Büyük Depremler Nadir?

Uzmanlara göre Trabzon:

  • Doğrudan büyük bir ana fay hattı üzerinde yer almıyor

  • Ancak ikincil faylar, deniz içi kırık sistemleri ve bölgesel gerilim alanlarının etkisine açık

  • Bu nedenle büyük yıkımlar nadir, orta ve küçük depremler ise tarih boyunca süreklidir

Bu tablo, kentin “düşük riskli ama risksiz olmayan” bir deprem profiline sahip olduğunu ortaya koyuyor.

Bugün Ne Anlamalıyız?

Trabzon’da yaşanan 3.8’lik son deprem:

  • Tarihsel sürekliliğin bir parçası

  • Olağan bir sismik hareket

  • Büyük bir felaketin doğrudan habercisi değil

Ancak aynı zamanda önemli bir hatırlatma:
Deprem riski büyüklükten değil, hazırlıksızlıktan doğar.

Sonuç: Unutulan Değil, Göz Ardı Edilen Bir Gerçek

Trabzon’un deprem geçmişi:

  • Antik çağlara uzanan

  • Kayıtlara zor giren

  • Sessiz ama süreklilik gösteren

bir tarih barındırıyor.

Bu nedenle mesele “Trabzon’da deprem olur mu?” değil;
“Trabzon, depreme ne kadar hazır?” sorusudur.

Deprem bu topraklar için yeni değil.
Yeni olan, onu ciddiye alıp almamak.