Bulgular, çalışmanın Cell Reports Medicine dergisinde yayımlanmasıyla bilim dünyasında dikkat çekti.

Araştırmaya göre zeaksantin, T hücre reseptörü kompleksini daha kararlı hale getirerek bağışıklık hücrelerinin tümör hücrelerini tanıma ve onlara yanıt verme kapasitesini güçlendiriyor. Bu etki, hücre içi sinyalleşmenin artmasına, sitokin üretiminin yükselmesine ve T hücrelerinin kanser hücrelerini öldürme gücünün belirginleşmesine yol açıyor.

Çalışmanın en dikkat çekici yönlerinden biri, zeaksantinin immünoterapi ile birlikte daha güçlü sonuç vermesi oldu. Fare modellerinde zeaksantin tek başına tümör büyümesini yavaşlatırken, bağışıklık kontrol noktası inhibitörleriyle birlikte kullanıldığında daha kuvvetli anti-tümör yanıt oluşturdu. Laboratuvar deneylerinde de zeaksantin destekli T hücrelerinin melanom, multipl miyelom ve glioblastoma hücrelerine karşı daha etkili olduğu bildirildi.

Bilim insanları, zeaksantinin halihazırda besinlerle alınabilen ve takviye olarak da kullanılan bir molekül olmasının, bu bulguyu daha da önemli hale getirdiğini belirtiyor. Ancak araştırmacılar, mevcut sonuçların henüz insanlarda kanıtlanmış bir tedavi anlamına gelmediğinin altını çiziyor. Şimdilik veriler laboratuvar ve hayvan çalışmalarına dayanıyor; klinik kullanım için insan araştırmalarına ihtiyaç duyuluyor.

Köpeklerde Yaşlanmaya Karşı Günlük Hap İçin Kritik Süreç
Köpeklerde Yaşlanmaya Karşı Günlük Hap İçin Kritik Süreç
İçeriği Görüntüle

Uzmanlara göre bu çalışma, “beslenme immünolojisi” olarak adlandırılan yeni yaklaşımın dikkat çekici örneklerinden biri olabilir. Basit bir besin maddesinin ileri kanser tedavilerini destekleme potansiyeli, gelecekte daha erişilebilir ve düşük maliyetli destekleyici stratejilerin yolunu açabilir. Yine de bugünden “kanser tedavisi bulundu” demek için erken. Şimdilik en doğru cümle şu: Zeaksantin, kanser immünoterapisini güçlendirebilecek umut verici bir aday olarak öne çıktı.